Türkiye Kamu-Sen, Aralık 2019’da dört kişilik bir
ailenin asgari geçim haddini 6 bin 897 lira 69 kuruş olarak açıkladı.
Sendika, açlık sınırını 2 bin 636 lira 64 kuruş, yoksulluk sınırını ise 3
bin 408 lira 93 kuruş olarak kaydetti.
Türkiye Kamu-Sen’in Ar-Ge Merkezi’nce hazırlanan asgari
geçim endeksinin Aralık sonuçları açıklandı. Araştırmaya göre, dört
kişilik ailenin asgari geçim haddi Aralık ayında 6 bin 897 lira 69 kuruş
olarak hesaplandı. Bu rakam, bir önceki aya göre yüzde 0.56 artış
gösterdi. Çalışan tek kişinin açlık sınırı bir önceki aya göre yüzde
0.41 artarak 2 bin 636 lira 64 kuruş, yoksulluk sınırı ise 3 bin 408
lira 93 kuruş oldu.
Araştırmada, dört kişilik ailenin ortalama gıda ve barınma
harcamaları toplamı 2 bin 560 lira 66 kuruş, sağlık kuruluşlarının
belirlediği gibi sağlıklı biçimde beslenebilmesi için gerekli harcama
tutarı ise günlük 51 lira olarak hesapladı.
Açık sürekli büyüyor
Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci,
araştırmayla ilgili değerlendirmesinde, birçok üründe zamların hız
kesmeden devam ettiğini, enflasyondaki gerileme verilerine karşın
vatandaşın enflasyonun yüksek olduğunu belirterek, ”TÜİK verilerinden
yararlanarak yaptığımız araştırma da bu gerçeği gözler önüne seriyor.
Vatandaşın mutfak masrafları artmaya devam ediyor. Dolayısıyla
vatandaşın bütçesindeki açık her geçen ay biraz daha büyüyor ve
kapatılamaz bir hal alıyor” dedi.
Memur maaşları eriyor
Memurlara enflasyon farkı verilmesine rağmen maaşların
önemli biçimde eridiğini belirten Kahveci, şunları söyledi: ”Zaten
enflasyon farkı demek en iyi ihtimalle sıfır zam demektir. Bugün dört
kişilik bir ailenin aylık zorunlu harcamaları ortalama memur maaşının
neredeyse iki katına yükselmiştir. Dolayısıyla, her ay memur bir maaşı
tutarında içeriye girmektedir. Hazine ve Maliye Bakanı ülke ekonomisinin
yüzde 5 büyüyeceğini ifade etti. Herkes küçülme beklerken ekonominin
büyüdüğü görüldü. Ekonomi büyürken pastadan memurun, işçinin, asgari
ücretlinin aldığı pay küçülüyorsa ya da aynı kalıyorsa burada gelir
dağılımı bozuluyor demektir. Bu bağlamda, sıfır zam doğuran enflasyon
endeksli artışlardan bir an önce vazgeçilmesi zorunluluk haline geldi.
Memur ve emekliye ek zam verilerek piyasalara can suyu sağlanmalıdır. Bu
bir dilek değil, zarurettir.”
Cari açık 518 milyon
Türkiye’nin cari işlemler hesabı, Kasım 2019’da 518 milyon
dolar açık verdi. 12 aylık cari fazla ise 2 milyar 725 milyon dolar
oldu.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından Kasım
2019 dönemine ilişkin ödemeler dengesi verileri açıklandı. Buna göre,
2018’in Kasım ayında 1 milyar 41 milyon dolar fazla veren cari işlemler
hesabı, 2019’un aynı döneminde 518 milyon dolar açık verdi. Bunun
sonucunda 12 aylık cari işlemler fazlası 2 milyar 725 milyon dolar oldu.
Bu gelişmede, Kasım 2018’de 412 milyon dolar fazla veren
ödemeler dengesi tablosundaki dış ticaret dengesi kaleminin geçen yılın
aynı ayında 1 milyar 111 milyon dolar açık vermesi, ayrıca hizmetler
dengesi kaynaklı net gelirlerin 71 milyon dolar azalarak 1 milyar 601
milyon dolara ve ikincil gelir dengesi kaynaklı net gelirlerin 90 milyon
dolar düşerek 129 milyon dolara gerilemesi etkili oldu.
Hizmetler dengesi altında seyahat kaleminden kaynaklanan
net gelirler, Kasım 2018’e göre 177 milyon dolar tutarında artarak 1
milyar 414 milyon dolara yükseldi.
Birincil gelir dengesi kalemi altında yatırım geliri
kaleminden kaynaklanan net çıkışlar, 2018’in aynı ayına göre 140 milyon
dolar azalarak 1 milyar 11 milyon dolar oldu.
Gökçek dönemine soruşturma
Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne (ABB) bağlı ANFA’nın
2015’te 1,7 milyar TL’ye ihale ettiği bir işe yönelik başlatılan Teftiş
Kurulu soruşturması tamamlandı. Soruşturma sonucunda, belediyenin 576
milyon TL zarara uğratıldığı belirlendi. ABB yetkilileri, Ankara
Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.
ABB iştiraki ANFA’nın 2015’te 1,7 milyar TL’ye ihale
ettiği, “Parklar, Refüjler, Yan Bantların Yeşil Alanları, Piknik
Alanları, Rekreasyon Alanları, Mezarlıklar, Havuzlar ve Göletler ile
Belediye’ye Ait Tesislerin Bitkisel, İnşaat, Tesisat, Elektrik, Bakım ve
Onarım Hizmet Alımı” işine yönelik başlatılan Teftiş Kurulu
soruşturmasının sonuçları ortaya çıktı. Belediyenin 576 milyon TL’lik
zarara uğratıldığı tespit edilerek sorumluların belirlenmesi amacıyla
suç duyurusunda bulunuldu.
Edinilen bilgiye göre, ABB Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi
Başkanlığı, 28 Aralık 2015’te ANFA Şirketi’ne 1 milyar 722 milyon TL
bedelli, “Ankara İl Sınırları İçerisinde Bulunan Parklar, Refüjler, Yan
Bantların Yeşil Alanları, Piknik Alanları, Rekreasyon Alanları,
Mezarlıklar, Havuzlar ve Göletler ile Belediyemize Ait Tesislerin
Bitkisel, İnşaat, Tesisat, Elektrik, Bakım ve Onarım Hizmet Alımı” işini
ihale etti. 2015’te yapılan ihalenin sözleşmesi 20 Ocak 2016’da
imzalandı. 31 Aralık 2018’de tamamlanması planlanan iş, Genel
Sekreterlik Makamı’nın 2 Ocak 2018 tarihli onayı ile 2 Nisan 2018’e
kadar uzatıldı.
Hak edişlerde hile
Teftiş Kurulu’nun incelemelerinin ardından, işin
ihalesinde iş kalemi olarak 5301 pozun yer aldığı, ancak işin uygulaması
esnasında 1817 pozda çalışılmadığı belirlendi. Bununla birlikte yapılan
pozlardaki belirtilen metrekarelerin hak ediş evraklarında
yükseltilerek yansıtıldığı tespit edildi.
Fahiş rakamlar
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nca yapılan
teftişte, ihale kapsamında alınan mallar ile ilgili 576 milyon 677 bin
TL’lik idari zarar olduğu tespit edildi. Kurul raporunda, yaklaşık
maliyetin piyasa fiyatlarından çok yüksek olduğu ve fiyatı yüksek olan
imalatların miktarının artırılması nedeniyle idare zararına neden
olunduğu da vurgulandı.
Ankara Büyükşehir Belediyesi Hukuk Müşavirliği, kurumu
zarara uğratan kişi ve kişilerin belirlenmesi talebiyle Ankara
Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. İhaleyi alan
şirketler hakkında da idareyi zarara uğrattıkları gerekçesiyle ek
soruşturma başlatıldığı öğrenildi.
AKP’den tırpan hamlesi
Büyükşehirlerde belediye başkanlığı koltuklarını kaybeden
AKP, yerel yönetimlerin imar yetkilerini kısıtlayacak bir kanun
teklifini bugün Türkiye Meclisi’ne sundu.
AKP milletvekilleri tarafından imar mevzuatıyla ilgili
hazırlanan yasa teklifi Meclis gündemine bugün getirildi. Düzenleme,
belediyelerin parsel bazlı plan değişikliğine kısıtlama getiriyor. Başta
İstanbul ve Ankara olmak üzere çok sayıda kentte son 25 yılda sayısız
imar plan tadilatı yaparak çok katlı binaların yapımına olanak sağlayan
AKP, kişi ya da kurumların taleplerinin önünü kapatacak bir adım atmış
olacak.
Bundan sonra imar planlarda ‘yükseklik serbest’ tanımı yer
alamayacak. Teklif yasalaşınca çıkılacak kata firmalar karar
veremeyecek.
AKP Grup Başkanvekili Mehmet Muş, yeni kanun teklifi ile
ilgili olarak bugün yaptığı açıklamada, “Yatay mimari olarak dile
getirdiğimiz uygulamanın yer bulması amacıyla, bundan sonra binalar
istedikleri kadar yukarı gidemeyecekler” dedi.
Teklife göre, kat sınırlarını belediye meclisleri
belirleyecek. 1 Temmuz 2021 tarihine kadar imar planlarının bu taslağa
göre düzenlenmesi gerekecek, aksi takdirde ruhsat verilmeyecek.
Tasarıya göre, kaçak yapıların satış ve kiralamasını
engellemek için tapularına şerh konulacak. Kaçak yapıların, ilgili
idarece yıkılmaması durumunda, bakanlık yıkımı gerçekleştirecek. Bu defa
yıkım maliyetini yüzde 100 fazlasıyla idareden tahsil edecek.
İmar Barışı’na başvurup Yapı Kayıt Belgesi alanlar, yapı
denetim firmalarının kontrolünde güçlendirme yapabilecek. Vatandaş, hak
kaybı olmadan belediyelerden güçlendirme ruhsatı alabilecek.
Vatandaş kendi iş gücü ve nakdi takviyesi ile yaptığı
konutlar için harç ödemeyecek. Her türlü izin ve hizmet bedelinin ilgili
idareler tarafından alınmayacağına ilişkin düzenleme yapılacak.
Kürt illerindeki sanayi de gidiyor
10 Kürt ilindeki sektörel milli gelirinde sanayinin payı yüzde 20.7’den yüzde 13.4’e düştü.
İl bazında üretilen gayrisafi yurtiçi hasılanın (GSYH)
sektörel yapısına bakıldığında, özellikle son 5 yıldır Kürt illerinde
sanayinin payının azalması dikkat çekiyor.İl düzeyinde üretilen sektörel
milli gelirde (GSYH) sanayinin payı en çok azalan illerin ilk 10’unda
bu iller yer alıyor.
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, bu illerin ilk
sırasında 2014-2018 arası 5 yılda sektörel milli gelir içinde sanayinin
payı yüzde 45.5 azalan Van var. Bu ilde üretilen sektörel milli gelirde
sanayinin payı yüzde 27.7’den yüzde 15.1’e düştü. Diğer detaylar şöyle:
- 2014-2018 arasında 22 ilin sektörel milli gelirinde sanayinin payı yüzde 0.3-45.5 azalırken, bu illerin 15’i Kuzey Kürdistan’da yer alıyor.
- En çok kan kaybı yaşanan ilk 10 ilde üretilen sektörel milli gelirin içinde sanayinin payı yüzde 20.67’den yüzde 13.4’e geriledi.
- Bu illerin toplam sektörel milli gelirdeki payı da 2014-2018 arası son 5 yılda yüzde 2.13’ten yüzde 2.05’e düştü.
- Bu 10 ilde ortalama kişi başına milli gelir yüzde 19.1 düşüşle 4 bin 731 dolara indi. 2018 itibarıyla bu iller içinde en düşük gelir 3 bin 204 dolarla Ağrı’da.
Diyarbakır Sanayici ve İş İnsanları Derneği Başkanı Burç
Baysal, “çözüm süreci”yle 2011 ve 2012’de ilde yatırımların
canlandığını, ancak 2014 sonrası a sanayi üretiminde ciddi bir gerileme
olduğunu belirtti.
Van Organize Sanayicileri İşadamları Derneği Başkanı
Şemsettin Bozkurt da 25 yıllık bir sanayici olarak bu kadar derin
hissedilen bir kriz yaşamadığını vurguladı. Kredilerin üretimden
uzaklaştığını ifade eden Bozkurt, “İlimizdeki OSB’de kurulu tesislerin
son 1 yılda yüzde 25’i kapandı. Diğerleri yüzde 50 kapasite ile
çalışıyor. Yarım kalan tesisler var” dedi.
Yorumlar
Yorum Gönder