‘’Kasım Süleymani’nin öldürülmesi sembolik değil,
hesaplanmış stratejik bir eylemdi. Süleymani’nin öldürülmesi,
Amerika’nın çok hesaplı bir şekilde gerçekleştirdiği stratejik bir
karardı. Çünkü, Kasım Süleymani, Irak’ta çok aktifti. Esasen Irak’ı o
yönetiyordu.’’
ZUHAL ATLAN -NACİ KAYA / MA/İSTANBUL
İran-ABD arasında Suriye, Irak, Lübnan, Filistin, Yemen
gibi iç savaşın sürdüğü ülkelerde uzun bir süredir devam eden vekalet
savaşı, İran’ın Ortadoğu operasyonlarından sorumlu Kudüs Gücü Komutanı
General Kasım Süleymani’nin ABD tarafından öldürülmesi doğrudan
çatışmanın fitilini ateşledi. İran’ın Bağdat ve Hewler’deki ABD üslerini
füzelerle vurması gerilimi yükseltti.
Mahabad kentinden olan ve bir süre Federe Kürdistan’da da
akademik çalışmalar yapan Abbas Vali, Kürtler arasındaki çıkar ve
çelişkilere dikkati çekti.
İran strateji değiştirdi
Süleymani’nin İran’da Ayetullah Ali Hamaney’den sonra
gelen ikinci isim olup olmamasının çok önemli olmadığını belirten Vali,
soruna politik çerçeveden bakılması gerektiğini vurguladı. İran’ın
nükleer projesinin başarısız olmasının ardından bölgedeki stratejisinin
değiştiğini belirten Vali, “Talimatlardan biri, Devrim Muhafızları
Birliği tarafından İran füze sistemini geliştirmek, diğeri ise İran’ın,
Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen ve son zamanlarda Afganistan’ı bile
kapsayan bölgedeki stratejik derinlik gücünü genişletmek ve
geliştirmektir. Bu projenin sorumlusu da Kasım Süleymani idi. Kasım
Süleymani, İran’ın güç ilişkilerinde, askeri-politik, stratejik açıdan
önemli bir kişiydi. Amerika, İran’la varılan Nükleer Anlaşmadan
çekildikten sonra İran’a baskı yaparak yaptırım uyguladı. Amerika,
İran’dan aynı zamanda iki şey istedi. Biri; füze sistemini geliştirmeyi
bırakmak, diğeri de İran’ın bölgedeki stratejik derinlik genişlemesini
durdurmaktı” dedi.
Amerika net mesaj verdi
Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin Amerika açısından çok
hesaplanmış stratejik bir eylem olduğunun altını çizen Vali, şöyle devam
etti: “Yani, Süleymani’nin öldürülmesi sembolik değil, hesaplanmış
stratejik bir eylemdi. Süleymani’nin öldürülmesi, Amerika’nın çok
hesaplı bir şekilde gerçekleştirdiği stratejik bir karardı. Bu, Amerika
için uluslararası hukuk açısından ya da yasal bir öldürülme miydi,
önemli değildi. Yani, Kasım Süleymani’nin öldürülmesi çok hesaplanmış
bir eylemdi. Çünkü, Kasım Süleymani, Irak’ta çok aktifti. Esasen Irak’ı o
yönetiyordu. İran’ın Irak’taki gücüne karşı olan tüm muhalif
göstericiler, Irak’taki yeni başbakan ile görüşmeye çalışıyordu. O, aynı
zamanda Suriye’de de kilit bir isimdi. Çünkü Suriye’de çok önemli bir
güç yarattı. O, Irak’ta savaşmak üzere İran Devrim Muhafızlarını, Afgan
gönüllüleri (Fatimiyyun) ve Pakistanlı gönüllüleri savaşmak için aynı
zamanda getirdi.
Son zamanlarda Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin ardından
bir Afgan parlamenter, Kasım Süleymani’nin ölümünden mutlu olmaları
gerektiğini söyledi. Çünkü Kasım Süleymani, işsiz Afgan gençleri
Suriye’ye savaşmak için götürüyordu. 5 binden fazla Afgan öldürüldü
Suriye’de. Dolayısıyla Kasım Süleymani, Suriye ve Irak’ta önemli
stratejistti. Amerika, onun ölümüyle İran’a aynı zamanda bir mesaj
vermek istedi. Bu mesaj da şuydu: Bilmelisiniz ki Irak’taki bu strateji
değişti.”
İran’ın saldırısı sembolikti
İran’ın Amerika üssüne saldırısının bir nevi anlaşma
olduğunu, herkesin İran’ın bir şeyler yapmak zorunda olduğunun farkında
olduğunu hatırlatan Vali, “Çünkü, intikam almaya yönelik bir sürü
gösteri yapıldı. Ancak, Amerika, ‘Benim stratejim Irak ve Ortadoğu’da
değişmek zorunda. Eğer sen beni vurursan ben seni daha fazla vururum’
diye bir açıklama yaptı. Bu, gerçekten İran hükümetinin gücünün
yetebileceği bir durum değil. Bu yüzden, İran ve Amerika arasında bir
çeşit eylemlerin olabileceği üzerine bazı ülkeler arasında müzakereler
olduğunu düşünüyorum. İran, ‘Lehine saldırı’ diye adlandırabileceğimiz
bir saldırı gerçekleştirecek ama Amerika da ‘Evet biz bu anlaşmada
hemfikiriz, ancak bizim herhangi bir personelimiz öldürülmeyecek’ dedi.
Bu yüzden saldırı olduğunda, askerlerin tümü sığınaktaydı, 22 füze
saldırısı olmasına rağmen hiç kimse ölmedi. Çok önemli bir zarar da
olmadı. Yani, aslında bu sembolik bir eylemdi. İran’ın ‘Şu kadar
Amerikan askeri öldü’ açıklaması kesinlikle yalan. Amerika üssünde bir
kedi veya köpek dahi ölmedi. İran, bu şekilde kamuoyuna açıklama yapmak
zorundaydı çünkü” değerlendirmesi yaptı.
Amerika’nın yanlış hesabı
İran’ın saldırısının bir intikam eylemi olmadığını, zaten
Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in “Biz karşılık verdik ve bitti”
açıklamasının da bunu gösterdiğini dile getiren Vali, Amerika’nın da
İran ile bu saldırı hakkında anlaştığı görüşünde. Ama bu saldırıdan
sonra Amerika’nın İran üzerindeki baskısının artacağı görüşünde olan
Vali, şöyle konuştu: “Amerika İran’daki seferberliği ortadan kaldırmak
için bir şey yapmak zorunda olduklarını biliyor. İran da bu seferberliği
askıya alamaz. Çünkü İran’ın ekonomik ve politik kaynakları yeterince
yok. Amerika da bunu biliyor. Amerika, İran’da insanların sokağa
dökülmesini umursamıyor. Onlar (Amerika) Süleymani’nin öldürülmesi ile
ilgili bir zamanlama hatası yaptığını biliyor. Aslında bakarsanız
Süleymani’nin öldürülmesinden 2 hafta önce İran’da hükümet karşıtı sokak
gösterileri vardı. Ve verilere göre 1100 kişi polis tarafından
öldürüldü. Dolayısıyla, İran’da bu gösteri önemliydi. Ancak,
Amerika’nın, bu belirli günde Süleymani’nin öldürülmesi ile ilgili
yanlış hesabı, insanların milliyetçi iklimi izleyeceğini anladı ve bu
tür gösteriler askıya alındı. Ancak, bu insanların gösteri yapmayacağı
anlamına gelmiyor. İran hükümeti, insanların ekonomik taleplerine
karşılık verecek kadar ekonomiye sahip değil. Bu, çok önemli bir sorun.”
Mollalar dünyadaki en pragmatist insanlar
İran ile ABD arasında bir savaş çıkacağı yorumlarına
katılmayan Abbas Vali, bunun büyük bir abartı olduğunu ifade etti. İran
hükümeti ve mollaların dünyadaki en pragmatist insanlar olduğu
tespitinde bulunan Vali’ye göre onlar her zaman nasıl sakinleşeceğini,
talepleri nasıl en aza indirgeyeceklerini, nasıl anlaşabileceklerini
bilir. Vali, bu zümrenin olası bir savaş halinde İran’ın ekonomik olarak
bunu kaldıramayacağını bildiğini belirtti ve ekledi: “Amerika da
biliyor; eğer büyük bir savaşa girişirse belki askeri olarak kazanabilir
ancak Amerika’nın politik olarak bu savaşı kazanacağını düşünmüyorum.
Böylesi bir savaş Amerika için hem bölgede hem de iç politikada çok kötü
sonuçlar doğurur. 7 ay sonra Amerika’da başkanlık seçimleri olacak.
Seçimi kazanmak isteyen hiçbir başkan, seçime elinde bir savaşla gitmek
istemez. Amerika, askeri olarak kazanacağını biliyor ama politik olarak
kazanacağının neredeyse imkansız olduğunu biliyor.”
Bağdat Amerika ile anlaşmış durumda
İran’ın Federe Kürdistan’ın Hewler kentindeki ABD üslerini
hedef almasının ise Güneyli Kürtlere mesaj olduğunun altını çizen Vali,
Kürtlerin bu süreçteki pozisyonunu değerlendirdi. Vali, Kürtlerin
durumu hakkında şunları söyledi: “Kürdistan dört parçaya bölünmüş ve her
bir parçası farklı politikalara inanıyor. Yani, gerçekten İran-Amerikan
krizinde birleşik bir Kürt yanıtından bahsedemeyiz. Kürdistan’ın her
bir parçası kendi anlayışı, analizi ve cevabı mevcut ve hepsinin farklı
bir cevabı var buna. Bana sorarsanız, bu açıdan en kritik öneme sahip
parça Irak Kürtleri. Çünkü Irak, bu krizin merkezinde. Ve aynı zamanda
Irak, İran ve Amerika arasındaki tepki de önemli bir yerde.
Ama maalesef bildiğimiz gibi siyasi olarak güç
ilişkilerinde Kürdistan Bölgesel Yönetimi birleşmedi. Süleymaniye’deki
PUK (YNK) ve Erbil’de KDP var. Evet, bir birleşik hükümet var ancak
Süleymaniye’deki PUK’un İran ile çok farklı ilişkisi var. KDP’nin de
İran ile farklı bir ilişkisi var. Ve aynı zamanda Amerika ile de farklı
bir ilişkisi var. Irak’taki Kürtler, tek ses çıkarmalarına rağmen, ben
söyleyebilirim ki PUK’un pozisyonu ya da en azından PUK’un 16 Ekim
2017’de gerçekleştirdiği büyük bir eylem vardı (Kasım Süleymani
tarafından oluşturulan Haşdi Şabi) onları Kerkük’e ve Şengal’in bir
kısmına getirdiler. Bunu da PUK yaptı. Şimdi de gördüğümüz kadarıyla,
Erbil’in yanıtı çok yavaş. Sadece Erbil’deki İran Büyükelçiliği’ne gitti
oturdu ve Kasım Süleymani için Fatiha okudu. Ancak, PUK’un İran ile
farklı bir ilişkisi var. İran’a çok yakınlar, yani Kasım’ın kahraman
olduğunu söylüyorlar hatta bazıları onu Che Guevera ile kıyaslıyorlar.
Onun Ortadoğu’nun Che Guevarası olduğunu söylüyorlar. Amerika da Irak
Kürtlerinin birlik olmadığını biliyor. Amerika’nın da KDP ile güçlü bir
ilişkisi var. Yani belli ki Barzani ailesi, KDP’yi Kürdistan Bölgesel
Yönetimi hükümetine karşı koruyacaktır. Sanırım, İran’a değil,
Amerika’ya yakın olmak KYB’nin çıkarı için gerekli. Amerika’nın
Irak’taki baskısı avantajlı bir durum. Ve Irak Amerika’nın Irak’tan
çıkmasını istemeyecektir. Bağdat da Amerika ile anlaşmış durumda.”
Parçalı duruş dezavantaj
Kürtlerin bu süreçte parçalı duruş sergilemesinin
dezavantajlarından bahseden Vali, sözlerini şöyle tamamladı:
“Kürdistan’ın her dört parçasındaki Kürt siyasi güçlerinin çıkarları
aynı değildir. Türkiye’deki Kürt hareketinin çıkarı çok farklı,
Irak’taki Kürtlerin çıkarlarından. Dört parçadaki Kürt güçlerinin
stratejik tek ortaklığı varsa o da bağımsız bir Kürdistan’dır. Fakat bu
yeterli değildir bir ulusal birliği oluşturmak için. Bana göre eğer Kürt
birliği kurulursa çok iyi olur. Ama siyasi gerçeklikte bu olacak gibi
değil. Yıllardır Kürtler Kürt Ulusal Kongresi oluşturmaya çalışıyor.
Şimdiye kadar gerçekleşmedi. Çünkü çıkarları çok farklı. Kürt ulusal
birliği güzel, fakat sahada, dört parça Kürdistan’daki çıkarları bunun
için yeterli değil.”
Süleymani istihbaratı İsrail’den mi?
Amerikan NBC kanalı, İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs
Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin öldürüldüğü operasyonla ilgili bilgi
sahibi iki kaynağa ve ABD’li bazı yetkililere dayandırdığı haberinde
saldırıya İsrail istihbaratının da yardım ettiğini öne sürdü.
“Havalimanı muhbirleri, tepelerde dolaşan insansız hava
araçları: ABD Süleymani’yi nasıl öldürdü?” başlıklı haberde, “Suriye’nin
başkenti Şam’daki havalimanında muhbirlerden aldığı gizli bilgileri
kuşanan CIA, İranlı General Kasım Süleymani’yi taşıyan ve Bağdat’a
gitmek üzere havalanan uçağı tam olarak biliyordu. İsrail’den gelen
istihbarat, ayrıntıların doğrulanmasına yardım etti” ifadelerine yer
verildi.
Haberde, “(Suriye merkezli) Cham Wings Havayolları’na ait
A320 uçağı iniş yaptığında, ABD’nin askeri personelinin bulunduğu
Irak’ın başlıca havalimanındaki Amerikalı ajanlar (Süleymani’nin) nerede
olduğunu tam olarak doğruladı. Tamamen ABD ordusunun kontrolündeki Irak
hava sahasında hiçbir zorluk yaşamayacaklarından emin üç Amerikan
insansız hava aracı tepede pozisyon aldı. Her biri 4 adet cehennem ateşi
(Hellfire) füzesi taşıyordu” bilgisi paylaşıldı.
Süleymani ve beraberindekilerin bindikleri araçlardan adım
adım takip edilmesine ve ardından füzelerin ateşlenmesine dair
ayrıntıları paylaşan NBC, operasyonu CIA Direktörü Gina Haspe’in
teşkilatın Virginia’daki üssünde, ABD Savunma Bakanı Mark Esper’in ise
bir başka yerden izlediğini, o sıralarda Başkan Donald Trump’ın
Florida’da olduğunu aktardı.
Pompeo-Netanyahu görüşmesi
Time of Israel gazetesi geçen günlerde yer verdiği bir
haberde, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun 3 Ocak cuma gününün ilk
saatlerinde gerçekleşen saldırıdan bir gün sonra İsrail Başbakanı
Binyamin Netanyahu’yla görüştüğünü ve Twitter hesabında yaptığı
paylaşımda, “Netanyahu’yla konuştuk ve İran’ın bölgeye zararlı etkisi ve
tehditlerine karşılık vermenin önemini vurguladık” ifadelerini
kullandığını belirtmişti.
İsrail televizyonlarıysa, saldırı öncesi Pompeo’nun
ABD’nin Süleymani’yi öldürme planıyla ilgili Netanyahu’yu
bilgilendirdiğine inanıldığını iddia etmişti.
Yorumlar
Yorum Gönder