Anadil Arapça ve kadın


08/01/2020

Facebook'ta Paylaş

Twitter'da Paylaş
 



Antakya’da anadili Arapça olan bir grup tiyatrocu tarafından kurulan Mesreh El Emel Tiyatro grubu, Arap Alevilerinin yoğun yaşadığı bölgede sergiledikleri oyunlarla çeşitli konularda farkındalık yaratmayı amaçlıyor. Oyunculardan Gülüzar Işık Çay, “Asimilasyona karşı insanlarımızı bilinçlendiriyoruz” dedi.

DÜZGÜN BULUT / PİRHA/İSTANBUL
Antakya sokaklarında tiyatro ile insanları buluşturan Mesreh El Emel grubu, yoğun ilgiyle karşılaşınca oyunlarını salonlara taşıdı.

Salonlarda da oyun yöre insanlarının yoğun ilgisi ile karşılaştı. Ülkenin sosyo-ekonomik durumundan hayat mücadelesine kadar birçok konuya hayat veren grubun oyunları insanlarda büyük etki yarattı. Oyunlarda kadının izi keskin bir dille gösterilirken, gündelik dil kullanılması da ulaşılabilirliği sağlıyor.

Grup Üyesi Gülüzar Işık Çay, “Oyunlarımıza insanlarımız çok ilgi gösteriyor. Sokaklardan salonlara oyunlarımızı taşıdık. Salonlar da dolu dolu oluyor” dedi.

2006’da çalışmalara başladıklarını belirten Gülüzar Işık Çay, 2008’den sonra insanlara oyunlarını sergilemeye başladıklarını söyledi. Kurulduğu günden bugüne herhangi bir kurum veya kuruluşun desteği olmaksızın kendi gayret ve çabaları ile oyunlarını sergilemeyi sürdüren grup; müzik, drama ve resim gibi oluşturdukları çeşitli atölyelerden yarattıkları imkânları kullanarak işin ekonomiksel boyutunu çözmeye çalışıyor.

Anadilimiz yok olmasın diye uğraşıyoruz
Oyunlarda halkın gündelik hayatta kullandığı anadili kullandığını belirten Gülüzar Işık Çay, “Dilimizin (Arapça) yok olmaması adına tüm gayretimizle çocuklarımıza dili ulaştırmak istiyoruz. Asimilasyona karşı insanlarımızı bilinçlendiriyoruz. Yangına su taşıyan karınca misali üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz” dedi. Oyunlarda konuları hayatın içinden seçtiklerini belirten Gülüzar Işık Çay, şunları kaydetti: “Doğu’da yaşanan savaştan ülkenin genel sorunu yoksulluğa kadar… İnsanların her gün karşılaştıkları gerçeklikleri insanlara anlatıyoruz. Mahallelerde Güzel Günler Dileği ile çeşitli oyunlar gerçekleştirerek yediden yetmişe her insana oyunu götürdük. En önemli konularımızdan biri de kadının ata erkek anlayışı içerisinde kayboluşunu gözler önüne serdik. Kadın bedeni üzerinden yaratılan psikolojik etkiyi dillendirdik. Eleştirdik. Serüvenimiz Çığlık oyunumuzla yaşanılmış bir hikayeden etkilenmemiz ile başladı. Mahrem bir konu işledik. Birilerinin sessiz çığlığını gözler önüne serdik. Başta tepkiler oldu. ‘Nasıl izleriz, nasıl bir oyundur?’ diyenler oldu ama şu an yaşanılanların bir gerçeklikten oluştuğunu insanlara anlattık.”

Yorumlar