Lice’ye bağlı Kılıçlı köyündeki evlerin tamamı
askerlerce yakıldı, köylüler gözaltına alındı, Mehmet Can Ayşin hariç
hepsi serbest kaldı. 26 yıldır “gözaltında kayıp” listesinde adı bulunan
Ayşin’in kızı Aynur Ayşin, “Babamdan geriye hiçbir hatıra bırakmadılar.
Kemiklerimizi bulana kadar vazgeçmeyeceğiz” dedi.
Kuzey Kürdistan’daki faili meçhul cinayetler ile
kayıpların faillerin bulunup yargılanması için Amed’de mücadele eden
aileler ve insan hakları savunucularının gerçekleştirdiği oturma eylemi
570’inci haftasında devam ediyor. Akıbeti sorulan, faili ve
sorumlularının ortaya çıkarılması istenen kişilerden biri de 9 çocuk
babası Mehmet Can Ayşin. Amed’in Lice ilçesine bağlı Kılıçlı (Mizak)
köyüne 8 Mayıs 1994 yılında Jandarmalar tarafından düzenlenen baskında,
evler yakıldıktan sonra Ayşin ile birlikte tüm köylüler gözaltına
alındı. Köylüler 2 gün sonra serbest bırakıldı, ancak Ayşin gözaltında
tutuldu. Bayram sabahı yani gözaltının 8’inci gününde Amed’e göç eden
Ayşin’in çocukları, babalarını sormak için gittikleri Lice İlçe Jandarma
Karakolunda “Savcı izne gitmiş ve izinden döndükten sonra, biz
babanızın ifadesini alıp serbest bırakacağız” denildi, ancak o günden
buyana Ayşin’den haber alınamadı. Aile, Lice İlçe Jandarma Karakolu,
Diyarbakır Valiliği, Meclis İnsan Hakları Komisyonu, OHAL Bölge Valiliği
nezdinde sayısız başvurular yapsa da “Böyle birini almamışız,
görmemişiz” yanıtlarıyla karşılaştı. Ayşin’in kızı Aynur Ayşin (50), 26
yıldır babasının akıbetini sormak için mücadele veriyor.
Kadın çocuk herkes…
8 Mayıs günü köye yapılan baskında çocuk ve kadın dahil
herkesin köyden çıkarıldığını hatırlatan Ayşin, sadece kadın ve
çocukların bırakıldığı yetişkin tüm erkeklerin gözaltına alınarak
Lice’ye götürüldüğünü belirtti. Gözaltında olan herkesin darp edildiğini
ve serbest bırakıldığını dile getiren Ayşin, sadece askerler babasını
bırakmadığını kaydetti. Bir bayram sabahını sadece babasını aramakla
geçirdiğini vurgulayan Ayşin, “Babamı Lice’de bir yatlı okula
götürmüşlerdi. Aramalarımız devam ediyordu. Bayram sabaha karakola
gittik, bize ‘Savcı izne gitmiş ve izinden döndükten sonra, biz
babanızın ifadesini alıp serbest bırakacağız’ dediler. İkinci
gidişimizde ise karakoldan ‘biz böyle birini almamışız, görmemişiz’
cevabını aldık. Kimse babamın akıbetinin ne olduğunu söylemedi” dedi.
Köyümüzü yaktılar, babamı kurban seçtiler
Açılan soruşturmada 25 yılda sadece iki kere ifadelerinin
alındığını vurgulayan Ayşin, fakat kimsenin yargılanmadığını söyledi.
Savcının kendilerine “ispat veya delil var mı, siz gördünüz mü bizim
aldığımızı” diye sorular yönelttiğini belirten Ayşin, “Bizden ispat
istiyorlardı. Köyümüzü yaktılar, babamı da kurban seçtiler. Babamı
kaybettiklerinde abim askerdi. Abim askerlikten geldikten sonra
inşaatlarda çalışıp aileyi geçindirdi. Babamdan geriye hiçbir hatıra
bırakmadılar. Babamın en büyük bize kalan hatırası evimizdi. Kendi
elleriyle yaptığı evi askerler yakmış, fotoğraflarını da yırtmışlardı.
Eğer akrabamızda babamın bir fotoğrafı bulunmasaydı bir şey kalmayacaktı
elimizde. Babamın 25 yıldır öldüğünü hissetmedim. Sürekli babamın
yaşadığını, dışarda bir yerde olduğunu, bir gün eve geleceğini
hissediyorum. Ama böyle bir şeyin imkansız olduğunun da farkındayım.
Birileri ölümden bahsedince kabullenemiyorum. Hayır, babam çıkıp gelecek
diyordum. O zamandan bu yana hala kimsenin senin baban ölmüş demesini
istemiyorum. Ölümden bahsetmek istemiyorum” diye konuştu.
Bizi yok etmek istiyorlar
Bütün zulüm, zorbalığın Kürtler üzerinde uygulandığını
sözlerine ekleyen Ayşin, şunları dile getirdi: “Öldürdüler, katlettiler,
kaybettiler, işkence ettiler. Bizleri yok etmekten başka amaçları yok.
Fakat çok iyi biliyorlar ki Kürt ölmekle bitmedi. Yıllardır babamın
fotoğrafını taşıyarak alanlarda akıbetini soruyorum. Her hafta İHD’nin
düzenlediği basın açıklamalarına katılıyorum. Kemiklerimizi bulanan
kadar, mezarları olana kadar, kayıplarımızın akıbetini sorumaktan
vazgeçmeyeceğiz.”
AMED
Yorumlar
Yorum Gönder