Çocuğun ana dili: Ekolojik Kürtçe


Dünya ölümcül bir iklim krizi yaşıyor. Her kriz, kendi içinden “öncü” isim çıkarır.
Avrupa’yı devrimin eşiğine getiren 68 krizinin öncü ismi “kızıl Rudi” idi. Yaşı yirmilerdeydi.
Rüzgar geldi geçti. İsimler unutuldu. Geriye gittikçe anlamını kaybeden solgun bir nostalji kaldı. Hiçbir izi kalmadı demiyorum elbette. Demek istediğim politik-sosyal krizler sınıfsal, politik ve ideolojik karakter taşır. “Kim kimi?” sorusu çözüldüğü zaman krizden çıkılır. Toplum ayrışır. 68 krizinde ana başlık Vietnam savaşıydı. Hedef “daha fazla Vietnam’dı”. Vietnam kazandı. Yeni Vietnamlar olmadı. Ardından “soğuk savaş” sona erdi. Bu savaşa özgü krizler ve toplumsal isyanlar zamanla sönümlendi. Yeni krizlerin içindeyiz.

Ne demiştik? Her kriz, kendi içinden öncü isimler çıkarır.

İklim krizinde öncü isim Greta Thunberg. 16 yaşındayken öne çıktı. Vikipedi onu şöyle tanıtıyor:
“Greta Tintin Eleonora Ernman Thunberg (d. 3 Ocak 2003), Ağustos 2018’de iklim değişikliği ile savaşılmaya hemen başlanması gerektiği konusunda protestolara başlayan İsveçli bir eylemci. “İklim için okul grevi” ile medyanın dikkatini çekmeye başlayan Thunberg, o zamandan beri iklim aktivistliği yapmaktadır.
15 Mart 2019’da, dünyanın dört bir yanındaki 112 ülkesinden tahmini 1,4 milyon öğrenci grev ve protesto çağrısına yanıt verip protestoya katıldı.”

 Temmuz 2019’da, Petrol İhracatçı Ülkeler Örgütü (OPEC) adına, genel sekreter Mohammed Barkindo, iklim aktivistleri olan Thunberg’i ve diğer gençleri fosil yakıt endüstrisi için “en büyük tehdit” olarak ilan etti.”

Ve Greta geçtiğimiz gün küresellerin DAVOS toplantısında Trump’la cephe cepheye geldi. O gün Greta 17 yaşında, Trump ise 73. Büyük ekoloji mücadelesinde çocukluktan gençliğe geçmekte olan kuşak, ömrünü tamamlayanların kuşağına bir bakıma “sizi anlıyoruz, bir ayağınız çukurda, geleceğiniz yok, ama bizim henüz yaşanacak uzun bir ömrümüz var” diye insanca itiraz ediyor.
Bunları neden yazıyorum? Bunca “gündem” varken bir “magazinel moda”dan mı söz ediyorum?
Hayır. İklim krizi, bilelim ki hiçbir krize benzemiyor. Bunun bir yanı “sınıfsaldır”, çünkü bu krizi endüstriyalist kapitalizm yarattı. Suçlu petrol, kimya, silah tekelleridir. Tüketim toplumunu kışkırtan kapitalist modernitedir.
Ama işin diğer yanı bu kriz “global”dir. Yani bütün sınıf ve katmalarıyla, bütün ideolojik akımlarıyla, bütün dinleriyle ve inançlarıyla, bütün kadınları, erkekleriyle tüm gezenin ortak krizidir. Zehirli atmosfer yalnız işçileri yoksulları değil, en değme para baronlarını da tehdit ediyor.

 Milyonlarca “İklim için okul grevcilerinin” çocuk yaşta olması rastlantı değildir. Onlar henüz ne sınıf bilincine sahipler, ne “politik-ideolojik saplantıların” ve ne de “dini fanatizmin” kurbanlarıdırlar. Çocukluk çağı doğaya yabancılaşmadığımız bir çağdır. Avustralya’daki yangın sırasında “mülk sahiplerinin” dikenli tellerine takılıp yanan yavru kanguru herkesten çok çocuğun yüreğini dağladı. Demokratik kültürden nasibini alan ve Batı’da yüksek nitelikli eğitim sürecinden geçmekte olan çocuk, bir kere “İklim Krizi” gerçeğini ve bunun müsebbibilerini duyup, ilk korkunç gerçekle yüz yüze geldiği zaman, o, bütün “büyüklerden” önce “ekolojik bilinçle” donanır.
Öyle de olmuştur.

Sayfa doluyor. Hemen söyleyeyim: Bugün dünyanın dört köşesinde milyonlarca Kürt çocuğu okullarda eğitim görüyor. Gretaların yaşındaki çocuklar bunlar. Eminim ki, her Cuma günü onlar da akranlarıyla “Okul grevlerinde” yerlerini alıyor.

Biz ne yapıyoruz? Bu çocukların arasındaki Kürt “Gretalarından” haberimiz var mı? “Cuma mitinglerine” kaç Kürt çocuğu ve gencinin katıldığını bilenimiz var mı? Sizin olabilir. Ama benim yok. Onların iklim krizine karşı ekolojik mücadelede oynayabilecekleri rol hakkında ne düşünüyoruz? Örneğin onlara, onların Türk, Alman, Fransız v.s. akranlarına “en başında ‘ekolojik’ yazan, kadın özgürlükçü, eşitlikçi demokratik ahlaki toplum” programına sahip olduklarını, popüler, görsel materyallerle anlatabiliyor muyuz? Karikatüristlerimiz tıpkı Qırıx gibi “Apocu ekolojik kız-erkek çocuk” tipini neden yaratmıyor ve onların petrol, kimya, ilaç, silah tekellerine karşı maceralarını anlatan yazılı, sözlü diziler yazılmıyor?

Çocukluktan gençliğe geçiş yaşındaki Kürt kadınlarının, enternasyonal dostlarıyla birlikte yakında bir Konferans toplayacaklarını ve bu konferansta yalnız asimilasyona karşı özgürlük için değil, ekolojik krizden çıkış için kararlar alacaklarını duydum.
Ve şunu düşündüm: Kürt dili belki de dünyadaki tüm diller arasında “ekolojik” sözcükler bakımından eşsiz bir dildir. Doğduğu andan yaşlandığı ana kadar “koyun” ya da “keçi” dediğimiz canlının her yaş diliminde aldığı isimleri sayın, Öcalan’ın programındaki “ekolojik toplum” teriminin önemini hemen anlayabilirsiniz.
Ben yalnızca kuzu, koyun ve koç ile keçi ve teke diyebiliyorum. Sıra sizde Kürtçe mırıldanmaya başlayın.

Yorumlar