Davos’a karşı Dünya Sosyal Formu


Dünya Ekonomik Formu’nun 50’ncisi 21-24 Ocak tarihlerinde İsviçre’nin Davos kasabasında gerçekleşti. Bu formu 1971 yılında Cenevre’de BM bünyesinde kurulan World Economic Forum(WEF) adlı vakıf düzenlemektedir. Bu forma dünyanın en gelişmiş yirmi ülke devlet başkanlarıyla, mali bütçeleri birçok ulus devletin bütçesini aşan uluslararası sermayedarlar ve sisteme yön veren siyasetçiler katılmaktadır. Reel Sosyalizmin henüz çökmediği 1971’den beri devam eden bu formlara alanında uzman olan birçok bilim insanı da katılmaktadır. Devletçi iktidarcı kapitalist sistemin yapısal ve tarihsel krizinin neden olduğu siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel ve ekolojik sorunları ele aldıkları görüntüsüne aldanmamak gerekiyor.

Dünya Ekonomik Formu’nun düzenlenmesindeki asıl amaç daha çok sömürü, daha çok kar ve daha çok iktidarı nasıl sağlayacakları sorusuna yanıt arayışıdır. Savaşı, talanı, katliamı ve soykırımı yaşatan yoksulluğa, açlığa, yasaklara ve sömürüye neden olan egemenlikçi sistemin temsilcileri bu forum vasıtasıyla birlikte güç olmaya bakacaklardır.

Gezegenimiz üzerinde paylaşım savaşlarını yürüten de, yeniden paylaşmak isteyende onlar. Ortadoğu’da, Uzak Doğu’da, Afrika’da vekâlet savaşçılarıyla karşı karşıya gelen egemenler Astana’da, Soçi’de, Berlin’de konferanslar aracılığıyla yan yana gelmenin, yeniden kâr ve iktidarlarını sürdürmenin her tür yoluna bakıyorlardır. Buna karşın biz ezilenler, yoksullar ve iktidar dışı devletsiz halklar ise yan yana gelemiyor, birlikte mücadele etmekten sürekli imtina ediyoruz. O nedenle kapitalist modernite alternatifsiz olduğu öz güveni ile biz ötekilere askeri, siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik politikalarıyla saldırmakta, kadın kırımı, toplum kırımı, kültürel ve ekolojik kırımını bizlere yaşatmaktadır.

Tarih boyunca kapitalist moderniteye karşı direniş içinde olanlar Dünya Ekonomik Formu aracılığıyla kâr ve sömürüye dayalı iktidarlarını sürdürmek isteyenlere karşı arayış içinde olmuşlardır. Devletçi iktidarcı sistemin saldırı ve katliamının önünü alabilmek için 25-30 Ocak 2001 tarihinde ilk kez Dünya Sosyal Formu düzenlendi. Porto Alegre’de küreselleşme alternatifi birçok hareketin yan yana gelmesi ile gerçekleşen Dünya Sosyal Formu her yıl Ocak ayının son haftasında ve her yıl başka bir ülkede gerçekleştirilmektedir. Her yıl farklı ülkelerde gerçekleştirilen bu formlarda kapitalizm alternatifi sisteme ilişkin panel, konferanslar düzenler, anti-kapitalist, anti-emperyalist ve anti- faşist eylemsellikler içinde olur insanlık.

Dünya Sosyal Formu kendisini Avrupa, Asya, Güney Amerika ve Afrika’da kıta düzeyindeki örgütlülüğü yanı sıra Ortadoğu, Mezopotamya gibi daha alt düzeyde ve yerel ölçekte de örgütleyebilmiştir. 2016 yılına kadar her yıl başka ülkede düzenlenen Dünya Sosyal Formu’nda ekonomi, siyaset, sosyal politikalar, kadın, ekoloji, devlet ve demokrasiye ilişkin alternatif politikalar konuşuluyor, ortaklaşılıyordu.

Uluslararası ölçekte yürütülen çalışmalar ve Dünya Sosyal Formu bir yönü ile ezilenlerin, yoksuların ve emekçilerin, diğer yönü ile devletsiz halkların enternasyonal dayanışmasının ve ortaklaşmasının meşru zemini olmaktadır. 2016 yılına kadar Türkiye ve Bakur Kurdistan’da Mezopotamya Sosyal Formunun düzenlediği etkinlikler sayesinde ciddi bir toplumsallık yaşanıyordu. Başta Amed ve İstanbul olmak üzere birçok kentte, çok sayede panel ve konferans düzenlendi, uluslararası deneyimler ortaklaştırılmıştı.

Meksika’dan Latin Amerika’ya, Katolanya’dan Sri Lanka’ya kadar birçok ülkeden devrimcilerin kendi siyasal faaliyetlerini ve deneyimlerini aktardığı, Kürt Siyasal Hareketinin Demokratik Konfederalizm ve Demokratik Ulus paradigmasını öğrenmeye çalıştıkları bir dizi etkinlik, kentlere renk katıyor, coşkuya ve umuda neden oluyordu. Kapitalist moderniteye karşı yerel, bölgesel ve küresel düzeyde yaşanan bu alternatif sistem arayışı fincancı kervanını ürkütmüş olmalı ki tüm dünya faşizmin iktidarlaşmasını yaşamakta, Kürtler ise soykırım riski ile karşı karşıya olmanın büyük riskini yaşamaktadırlar. Bu tehlike ve riskleri bertaraf etmenin yolu her yeri direniş alanına dönüştürmekten geçiyor.

2 Kasım Dünya Rojava Günü’nde de görüldüğü üzere tüm dünyada ayağa kalkmanın, kendi özgür geleceğimizi bugünden örmenin ve örgütlemenin zamanıdır. Kapitalist egemenlikçi sisteme karşı en büyük eylem onun alternatifini ete kemiğe büründürmenin eylemidir. Topyekûn saldırıya karşı topyekûn direniş olmazsa, kendi sistemimizi inşa edemez ve meşru savunmasını oluşturamazsak daha çok sokakları arşınlamak durumunda kalırız.

Yorumlar