Ava NEŞE KALP
Geçen yazıda, Dersim’de Özel Harp Dairesinin Dersimli
yazar, çizer, akademisyen ve sanatçılara yönelik özel operasyonlarından
bahsetmiştim. Bugün de başka bir boyutuna, yani Dersimlileri yozlaştırma
operasyonlarına dikkat çekmek istiyorum.
Dersimliler neredeyse her kuşak, özellikle ağır
sıkıyönetim/OHAL -ya da şimdi olduğu gibi adı konmayan özel yönetim-
dönemlerinde iki temel uygulamayla mücadele etmek zorunda kalırlar.
Bizzat devlet eliyle örgütlenen bu iki temel saldırı alanlarından biri
çocuklara ve gençlere yönelik uyuşturucu ve alkol, ikincisi ise fuhuş
batağına çekme olarak belirir.
Ağır sıkı-yönetim koşulları altında, yani adeta devlet
zoruyla Dersim bir genel ev atmosferine çevrilmeye çalışılır. Bu
dönemlerde barlarda seks işçisi kadınların çalıştırılması, bu yolla
Dersim gençliğinin buralara çekilmesi ve akabinde de bunları şantaj
aracı olarak kullanarak gençlerin ajanlaştırılması, en azından politik
alandan çekilmesi sağlanmaya çalışılır. Bunun yapılabilmesi için
öncelikle ortam politik katılıma tehlikeli kılınır, bunu sabote edecek
kişiler bölgeden uzaklaştırılır.
Uygulanma aşaması başka projelerle eşgüdümlü olarak da
yürütülmektedir. Bu anlamda özellikle devlete yedekledikleri kişilerle
ortam hazırlanmaya çalışılır. Kürt karşıtı Zazacılık projesi böyle bir
amaç için orada elverişlidir. Kürt hareketinin kırılması aynı zamanda
gençleri uyuşturucu ve fuhuş ağına düşürmekten alı koyacak politik
angajmanın ortadan kalkması anlamına geleceğinden bir taşla iki kuş
birden hedeflenmektedir.
Bu anlamda Dersim’deki genç kuşağı yakın markaja alarak,
özellikle Kürt hareketine yaklaşan her bireyi sert bir şekilde
cezalandırarak bu alandan uzaklaştırması bu angajman ile uyumludur.
İnanmasalar da kendilerini Kürtlükten ayrışmış Zaza olarak tanımlayarak
bu saldırıdan kurtulacaklarını var sayanlar için son olaylar artık
denizin sonunu işaret etmektedir.
Dolayısıyla Dersim’i Dersim yapan en temel yapıya
saldırıda bulunulmaktadır. Alevilerde ağır toplumsal kontrole tabi olan
cinsellik düşünüldüğünde, son dönemlerde cinsel saldırılardaki artışı bu
açıdan okumak gerekir. Çünkü Türk ırkçıları Kürdistanı, siyasal İslam
da tüm Türkiye’yi koca bir geneleve çevirerek ayakta kalmaya çalışıyor.
Yapılan bir araştırmada yüzde 45’lere varan ensest, bir
ilde neredeyse genel bir pratiğe dönüşmüş durumda. Genelde Aleviler
arasında, özelde de Dersim’de ensest ve çocuk istismarına rastlanmaz.
Ancak son Pertek olayı, Dersim’e özel bir yönelme olduğuna dair çok açık
bir işarettir. Dersim’de insanların o gün giydikleri çorabı bile bilen
devlet, onlarca çocuğu uzun zamandır istismar eden bir bireyi bilmeyecek
mi? Elbette hayır.
Dersim’de genç bir kadın öğrenci günlerdir kayıp…
Dersim’de bir toka bile iz bırakmadan kaybolamazken, BBG evine çevrilen
ve bir sokaktan ötekine geçerken onlarca kameradan geçilen bir kentte
günlerdir kaybolan genç bir kadın için kameralara bakılmaz. Neden? Çünkü
devlet için kayıp değildir…
Bir genç kadın üç tane Türk askeri tarafından tecavüze
uğrar, beli kırılır, komaya girer, devlet bunu sır gibi saklar… Neden?
Çünkü bu orada özel olarak uygulanan bir devlet politikasıdır.
Üniversitede bir görevli, kadın öğrencilere sürekli
sarkıntılık yapar, fuhuşa sürüklemeye çalışır, bir yığın şikayet gelir
hakkında ve bu kişiye dokunulmaz… Neden? Çünkü bir ekip halinde
doğasından sonra şimdi de ahlaki dokusuna saldırarak kenti yaşanmaz
kılmaya çalışıyorlar… Dinsel ve politik özellikleri nedeniyle Dersim’in
bulunduğu düzey, kendi ahlaki çöküntüleriyle kıyaslandığında rahatsız
edici olduğundan özellikle bu alana saldırılmaktadır…
Konu bu kadarla da sınırlı değil. Geçmişte sol politikada
yer alıp bugün devletin politikalarına Kürt karşıtlığı üzerinden
eklemlenenlerin önemli bir bölümünün de bu cinsel kuşatma altında yön
değiştirdikleri dikkate alınmalıdır. Kemalist kadrolardan, MHP’ye kadar
haklarındaki kasetlerle düşürülme konusu Dersim’den düşürülenleri
kapsayacağını unutmayalım. Aktif politika içindekilerin devlet
tarafından ileri teknoloji ile de sürekli takip altında olduklarını
söylemeye gerek yok sanırım. Dolayısıyla eğer böyle bir iki yönelimi
olmuş ise ve bu politik bir kişi ise artık ceptedir. Birdenbire saf
değiştirenlerin, özellikle Kürt düşmanlığına terfi edenlerin bu konuyla
bağlantılı olma ihtimali düşünülmelidir.
Tam da bu nedenle, insanlarımızın bu ucuz yollarla
birbirine düşman kılınmasını önleyici birtakım mekanizmaların bu konuda
acilen tartışılması gerekmektedir. Özellikle gençlerin
tecrübesizliklerini, ya da esasında doğal olan bir davranışı bir
ahlaksızlık olarak şantaj aracına dönüştürülmesine izin vermemeliyiz. Bu
nedenle bu konuyu Dersimli kurumların bir araya gelerek derinlemesine
tartışılması ve birtakım formüllerle devletin insanlarımızı düşürmesini
önleyici “ne yapabiliriz”in düşünülmesini önermek isterim.
Yorumlar
Yorum Gönder