Dersim’e bulaşan bela




Dersim’in nüfusunun üçte birinden fazlası, 70’li yıllardan bugüne, sürgün edildi.
70’li yılların ortasına 160 binden fazla kişinin yaşadığı Dersim’de günümüzdeki nüfus, 90 bine yakın.
Verilere göre, Dersim’de yaşayan nüfusta erkeklerin sayısı, 2000 yılından 2018’e kadarki yıllarda, kadınlarınkinden 5 bin ila 10 bin arasında değişen rakamlarla, daha fazla. Bu da nüfusun yüze 6-12’sine denk düşüyor.
Dersim’de son faili belli kadına tecavüz, 20’li yaşlarda bir kadına karşı, üç uzman çavuş tarafından edildi ve Yeni Özgür Politika bunu “Dersim’de tecavüz ordusu“ tanımlamasıyla manşete taşıdı.
Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun akıbeti hakkında bilgilere ulaşılmadı.
Seyit Rıza söylemiş:
“Ayıptır, günahtır zulümdür.”
Bu sözler, altan gelen direniş dalgasının, son adımı atarken, felsefeye dönüşen tercümesi ve insanlık suçu işleyen bir Cumhuriyet’e karşı suç duyurusu olarak algılanmalı.
Dersim’de kadın cinayeti!
Sesi tüm zamanlar için kesilmeyenlerin tarihi!
Cumhuriyet’e karşı sürekli direniş sergileyen bu coğrafyada, son Türk Cumhuriyeti, özellikle de son yıllarda, Dersimli kadınları fuhuşa, erkekleri kumara, ikisini birlikte uyuşturucuya bağımlı kılmak için, bölgesel bir projeyi yaşama hükmettirmek için harekete geçti.
Bugünkü İslami kemalistlerle, Cumhuriyeti kuran Kemal arasındaki fark, Dersim açısından çok belirgin değil.
İkisi de, “zülm ettiler, günah işlediler ve ayıp icra ettiler.“
Şair Alişer, Dersim’e bulaşan belayı yazmış:
“Kemal tahta çıktı Cumhuriyet istiyor“.
Bir şairin Cumhuriyet’in ne illet şey olduğunu üst perdeden görerek, ironik bir tuşla bu kadar ivmeli tarif etmesini, vakur bir şahsiyetin erdemli duruşuna bağlıyorum.
Bununla kalmıyor Alişer;
Savaş’ın ortasında, Dersimlileri tank ve uçaklara karşı dansa davet eder bir duruş sergiliyor:
“Kemal teyyaresinin sesi sazla zurna gibi.“
Bu duruşta, mitrialözlerin, bombaların sanat güdülerini sarsmadığı bir mücadele adamının zindî duruşu var.
Alişer’den Munzur’da kan akıtan Cumhuriyet’e başkaldırısı, minnet etmeyen ve boyun eğmeyen duruşunun tarifi:
“Nice padişahlar gelmiş cihana“
Kemal’in kaderinin, öncekilerden farklı olmayacağını bu kadar azizane tarif eden bir betimleme olabilir mi?
Yaparsın, belanı da bulursun;
Tercümesi: zulmün, Cumhuriyeti’in hazin sonunu getireceğinden kuşku duyuyorsan, yanılıyorsun, senden öncekiler gibi.
Alişer kimlerle karşı karşıya kaldığının bilincinde.
Munzur’a uyarlı çılgın bir duruşu dizelere taşıyor:
“Kesilmemiş kolu kılı Dersim’in.“
Entikalara işaret ediyor:
“Arslanlar yurdudur tilkiler girmez.“
Sanki Dersimli kadınları, Sakine Cansız’ı tarif eder gibi:
“Gerçekler sırrıdır, akıllar ermez….“
Dersim’de savaşan Qoçgirîli şair Alişer’in kurtuluş için önerdiği yolu, başka bir dizesinden aktarıyorum:
“Evi yansın Kemal bize yük olmuş.“
Onyıllar sürmüş olabilir, ancak bu yükün ve zulmün sonunun geleceğine dair, Dersimliler “Hem Gülistan, Hem de Kürdistan“ istiyorlar.

Yorumlar