AKP sayesinde hızla üye sayısını artıran Hak-İş,
taşerondan kadroya geçen işçilerin bu yıl iş kolları da değişeceği için
telaşa düştü. Üye işçilerin başka sendikalara gitmesini istemeyen
Hak-İş, hükümetten acilen değişiklik istedi. Hak-İş Başkanı Mahmut
Arslan, değişiklik yapılmazsa 200 bin üye kaybedeceklerini söyledi.
Hükümet, kamudaki taşeron işçileri kadroya,
belediyelerdeki taşeron işçileri de belediye şirketlerine almıştı. 696
sayılı KHK ile de taşeron işçiler sözleşme sonuna kadar mevcut iş
kollarındaki sendikalara üye olmaya devam edeceklerdi. Hükümetin
kamudaki taşeronlaşma politikası nedeniyle asıl işler de taşeron
şirketlere verilmişti. Bu taşeron şirketlerdeki işçiler, farklı iş
kollarındaki sendikalara üye olmak zorunda kalmışlardı.
Kamudaki taşeron işçilerin büyük bir bölümü Hak-İş’e üye
oldu. Hak-İş’in üye sayısı hızla artarak son istatistiklere göre 674 bin
404’e ulaştı. Ancak bu yıl kamuda kadroya, belediyelerde ise şirketlere
geçirilen işçilerin sözleşmelerinde süre doluyor. Cumhuriyet’in haberi
göre artık Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Yasası’na göre “bir
işyerinde yürütülen asıl işe yardımcı işler de asıl işin girdiği
işkolundan” sayılacak. Buna göre “sağlık ve sosyal hizmetler”
işkolundaki taşerondan geçen temizlik işçisi de “genel işler” iş koluna
değil asıl işçiler gibi, “sağlık ve sosyal hizmetler” iş koluna geçecek.
Bu da sendikasının değişmesi anlamına geliyor. Bu nedenle Hak-İş hızla
üye kaybedecek. Mevcut yapının devam etmesini isteyen Hak-İş, hükümetten
acilen değişiklik yapılmasını istedi. Hak-İş, Cumhurbaşkanı ile Aile,
Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı’na konuyu iletti.
ANKARA
Büyüse de halk için değil
Türkiye ekonomisi baz etkisiyle 2020’de büyüyebilir, ancak
tıpkı enflasyonda olduğu gibi halk büyümeyi hissetmeyecek, çünkü
işsizlik yüksek seviyelerde kalacak.
Gedik Yatırım, Türkiye ekonomisinin 2019’u yüzde 0.6
büyüme ile kapatacağı ve baz etkisiyle (bir önceki yıl çok düşük artış
nedeniyle) 2020’de yüzde 4.5 büyüyeceği öngörüsünde bulundu. Gedik
Yatırım Ekonomisti Erol Gürcan, 2019’da enflasyonun baz etkisiyle
düşüşünün halk tarafından hissedilmemesi ve hayat pahalılığı
şikâyetlerinin devam etmesi olgusunda olduğu gibi büyümenin de yüksek
işsizlik nedeniyle halk tarafından hissedilmesinin sınırlı kalacağını
söyledi.
2019’da ortalama yüzde 13.7’ye yükselen işsizlik oranı,
2020’nin ilk yarısında da yatırımların zayıf seyretmesine paralel olarak
yüksek seviyelerde kalacak. 2020’nin ikinci yarısında yatırımların
artmasıyla gerilese de işsizlik oranı ortalama yüzde 11.7 ile yüzde
9.6’lık tarihsel ortalamanın üzerinde yer alacak.
2019’da faiz artırması beklenen ABD Merkez Bankası (Fed)
ile diğer gelişmiş ülke merkez bankalarının, ticaret savaşları
endişesiyle faiz indirimi ve parasal gevşemeye gittiğini, bunun da
Türkiye gibi gelişmekte olan ülke ekonomilerindeki olumlu gidişat için
en önemli destekleyici faktör olduğunu hatırlatan Gürcan, bu durumun
devam etmesini beklediklerini ancak rüzgârın terse dönmesinin başlıca
risk olduğuna dikkat çekti.
2019’u yüzde 11.8 ile kapatan enflasyonun yılın ilk
yarısında yüzde 10-12 aralığında hareket etmesini ve 2020’yi yüzde 9.6
ile kapatmasını beklediklerini aktaran Gürcan, hızlı ve yüklü faiz
indirimine giden Merkez Bankası’nın hareket alanının artık kısıtlı
olduğunu dile getirdi. Gürcan, ABD ile ilişkilerde gerilimin artması ve
büyümeyi artırmak için atılan adımların enflasyon ile cari açığı
sıçratarak ekonomiyi fazla ısındırmasının öne çıkan diğer risk unsurları
olduğunu söyledi.
İhtiyat akçesi Hazine’ye aktı
Merkez Bankası’nın kötü gün parası olarak tabir edilen
ihtiyat akçesi geçen yılın Nisan ayında paylaşılması beklenirken Ocak
2019’da apar topar Hazine’ye aktarıldı. 78 milyar liradan sonra Hazine
şimdi de TCMB’nin 40 milyar liralık ihtiyat akçesini alacak.
Merkez Bankası’nın (TCMB) kötü gün parası olarak
nitelendirilen ihtiyat akçesinin Hazine’ye devri geçen yıl
tamamlanmıştı. Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçenin daha fazla
bozulmaması için Merkez Bankası’nın 41 milyar liralık ihtiyat akçesini
Hazine’ye yönlendireceği Mayıs 2019’da gündeme getirmişti. MB kârının
yüzde 20’sini ‘İhtiyat akçesi’ adı altında TL olarak kasasında
tutuyordu. Yeni yılda da gündem çok değişmedi. Merkez Bankası, toplam
40.5 milyar liralık kar payı avans tutarı ve ihtiyaç akçesinin
dağıtımına başlandığını aktardı. Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada
“Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Olağanüstü Genel Kurul toplantısı 20
Ocak 2020 tarihinde Ankara’da gerçekleştirdi. Genel Kurul toplantısında,
Merkez Bankası 2019 yılı dönem kârı üzerinden kâr payı avansı
ödenmesine ve 2018 yılı kârından ayrılan ihtiyat akçesinin dağıtılmasına
karar verdi. Bu kapsamda ve ilgili mevzuat çerçevesinde; 35.2 milyar
Türk lirası kâr payı avans tutarının, 5.3 milyar Türk lirası ihtiyat
akçesinin hissedarlara dağıtımına başlanmıştır” denildi. Merkez Bankası
2019 kârının, gerekli karşılıklar ayrıldıktan sonra yüzde 90’ının
dağıtımı düzenlenen Olağanüstü Genel Kurul’da kabul edildi. Olağanüstü
Genel Kurul, Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal’ın başkanlığında
toplandı. Bankanın 2019 yılı kârından avans dağıtımı yapılmasına ve son
yıl kârından ayrılanlar dışında, birikmiş ihtiyat akçesinin de kâra
katılarak dağıtılması onaylandı ve avans dağıtım oranı da yüzde 90
olarak belirlendi.
Merkez Bankası geçen yıl ana hissedarı olan Hazine’ye
kurumlar vergisi dahil yaklaşık 50 milyar lira transfer etmişti. Banka
ayrıca geçen yıl bütçe açığını desteklemek adına kar transferini de
nisandan ocak ayına çekmişti.
ANKARA
DHMİ sınav bile yapmamış
Sayıştay’ın DHMİ’ye ilişkin raporunda yönetmeliğe rağmen 2007’den bu yana şube müdürlükleri için sınav yapılmadığı belirlendi.
Sayıştay Başkanlığı, Devlet Hava Meydanları İşletmesi
Genel Müdürlüğü (DHMİ) 2018 yılı denetim raporunu tamamladı. BirGün’ün
haberine göre raporda şeflik ve uzmanlık kadroları için “görevde
yükselme ve unvan değişikliği” sınavı yapılırken şube müdürlüğü kadrosu
için 2007’de bugüne hiç sınav yapılmadığı tespit edildi. 2017’de16 kişi,
2018’de 5 kişi şube müdürü olarak yönetmeliği aykırı atandı. Sert
uyarılarda bulunulan raporda “kuruluş personeli arasındaki çalışma
barışını ve kuruluşa duyulan aidiyet duygusunu olumsuz etkileyen
sınavsız şube müdürü atama uygulamasına hemen son verilmesi” istendi.
Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, “AKP tarafından DHMİ’de
liyakat bitirilmiştir. Göz göre göre kul hakkı yenmektedir” dedi.
SGK açığı 4.5 kat arttı
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), AKP iktidarı döneminde adeta
bir kara deliğe döndü. Bütçeden SGK’ya aktarılan kaynaklar, Türkiye’nin
dış borcu ile yarışır hale geldi.
Son 16 yılda SGK’ya bütçeden, 479 milyar dolar aktarıldı.
SGK’nın açığını kapamak için devletin bütçeden yaptığı 31 milyar TL’lik
harcama, 2018’in 4.5 katı. Türkiye’nin toplam dış borç stoku 453 milyar
dolar. SGK’nın resmi verilerine göre SGK 2019 yılında 31 milyar milyar
TL açık verdi. SGK’nın gerçek açığını hesaplamak için devlet katkısını
da dikkate almak gerekir. Bütçeden SGK’ya yapılan transferler de her yıl
artmaya devam ediyor. 2018 bütçesinde SGK’ya 150 milyar TL transfer
yapıldı. 2003-2018 yıllarındaki SGK’nın açığına devlet katkısı da
eklenerek gerçek açık rakamı hesaplanırsa, SGK açığı toplamda 647 milyar
TL’ye ulaşmış görünüyor. Çeşitli kalemler altında SGK’ya transferin 16
yıllık toplamı ise 448 milyar doları geçti.
Sürekli verilen açıklara karşın 2018 yılı verileri, 12
milyon yurttaşın, nüfusun yüzde 14’ünün sosyal güvenlik sisteminin
kapsamı dışında olduğunu gösteriyor. Erken emeklilik uygulaması, prime
esas kazancın düşük gösterilmesi, kayıt dışı istihdamın yüksekliği, prim
tahsilat oranının düşüklüğü ve çıkarılan aflar, sosyal güvenlik
sisteminin gelirlerini azalttı.
AKP iktidarının bu sorunlar karşısında bulduğu çözüm,
emeklilik yaşını kademeli olarak artırmak oldu. Prim gün sayısı nihai
olarak 7 bin 200’e varacak şekilde yapılan artırımlarla emeklilik
yaşına, 2048 itibarıyla bütün çalışanların ancak 65 yaşında emekli
olabileceği bir düzenleme getirildi. Bu durum da emeklilik koşullarını
geriye yürütmek ve prim ödemelerini tamamlamış olanların emekliliklerini
geciktirmek gibi bir sorun ortaya çıkardı.
120’ye yakın ilaç yok, yüzde 12 zam yolda
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Piyasada ilaç krizi yok”
dese de grip ilaçları da dahil olmak üzere 120’ye yakın ilaç piyasada
bulunamıyor. İlaçlara 19 Şubat itibarıyla yüzde 12 zam gelmesi
bekleniyor
Sağlık Bakanlığı ile ilaç firmaları arasında ilaç zammına
ilişkin pazarlık sürüyor. 19 Şubat’ta açıklanacak zammı bekleyen
firmalar ilaçları depolarda stoklamaya devam ediyor. Sağlık Bakanı
Fahrettin Koca, “Piyasada ilaç krizi yok” dese de grip ilaçları da dahil
olmak üzere 120’ye yakın ilaç piyasada bulunamıyor. İlaçlara 19 Şubat
itibari ile yüzde 12 zam gelmesi bekleniyor.
Sağlık Bakanlığı 2004’ten bu yana ilaç firmaları ile
masaya oturarak, ilaç fiyatlarının belirlenmesinde referans alınan sabit
euro kurunu tartışıyor. Her yılın ilk 45 günü içerisinde toplanılarak,
ilaçların fiyatlandırılmasında kullanılacak 1 euro değeri üzerinde
uzlaşmaya çalışılıyor.
Alınan kararın ardından 5 gün sonra ilaçlar zamlı fiyattan
satılmaya devam ediyor. Bakanlık ile yapılan 45 günlük toplantı süreci
ve 5 günlük açıklanma süreci de dahil olmak üzere 50 gün boyunca ilaçta
her yıl ciddi bir kriz yaşanıyor. Bu süreçte zammı bekleyen firmalar
ilaçları “kısıtlı” sayıda ilacı piyasaya sürerek ilaçta kriz yaşanmasına
neden oluyor.
Son bir kaç yıldır ise yaşanan krizin zirve yapmasının
nedeni döviz kurunda yaşanan yükseliş. Euro kuru 6,57 olmasına karşın
ilaçta sabit euro kurunun 3,40 olması firmaları memnun etmiyor. Güncel
kur ile sabitlenen euro kuru arasındaki makasın her geçen yıl daha fazla
açılması ilaç krizini kronik hale getirmeye devam ediyor.
Edinilen bilgiye göre Şubat 2020 itibarıyla ilaca yüzde 12
zam gelecek. Sağlık Bakanlığı ilaç firmalarını yüzde 12’lik bir zamma
ikna etmeye çalıştığı bildirildi.
Yorumlar
Yorum Gönder