Filarmoni’de Êzîdî kızının hikayesi





Konu: Sanat dalında öğrenim gören Êzîdî bir kızın dramı.
17 yaşında.
7 Nisan 2007’de Musul’a yakın Başîka’da kanlı vakanın kurbanı oluyor.
Suçu, Sünni kökenli bir gence aşık olması.
Katiller, kentin merkezinde onu aşağılayarak, soyan, linç girişiminde bulunan ve taşlayarak öldüren erkekler.
Geçen Pazar günü, Berlin Filarmoni’sinin büyük salonuna konuk olan üç eserden birini yöneten, Alman Senfoni Orkestrası yöneticisi, İngiliz asıllı Robin Ticciati’ydi.
Beste, sahnede mimikler ve tiyatrosal aktarıma özen gösteren, Praglı, şimdilerde Berlin’de yaşayan Ondej Adamek’e ait.
İlham, İzlandalı şair Sjón “Du’a Khlail Aswad’ı yeniden canlandırma girişimi” şiirinden geliyor.
Sjón ile bir zamanlar Berlin’de komşu olan Adamek, bu klasik konseri aynı zamanda “merasim” olarak da adlandırıyor.
Klasik parçasının adı “Kameny”.
Şiirden bir bölüm: “..ağır taş
17 yaşındaki aşık kızın bedenine çarpıncaya kadar
sükunet tanımaz…”
Bu klasik müzik parçasının sahneye konduğu ikibin kişilik Filarmoni salonunda boş kürsünün olmadığını gördükten sonra…
Orkestra Yöneticisi Ticciati, elinde siyah bir torbayla sahneye çıkıyor. Taşları, aynı zamanda müzisyen olan ve bir yerde de, gerçekleşecek toplumsal karmaşanın oyuncusu olacaklara dağıtıyor.
Taşlar, taşçıklar… İnsancıl insanın elinde. Müzik usulca.
Yeni bir deneyim dinleyici/seyirci için. Avangard bir girişim.
Ellerine taşları alanlar, onları suda sektirmek için, göle atabilirler. Taşların dansı başlıyor.
İnsancıl bir melodi yola koyuluyor.
Taşlarla oynamak isteyenleri duyuyorsunuz.
Müzik yapıyorlar.
Masum çocuklar gibi olanları, taşları birbirine sürterek ortak bir ritm yakalıyorlar.
Birdenbire hızlanıyor tempo.
Ne olduğunu anlamak zor bir yerde. Adamek’e göre bu ya bir devrim, ya da şiddete dayalı bir suç beklenebilir.
Kitlelerin yıkıcı gücü beliriyor.
İnsancıl ve yalın duygularla, yıkıcı kitle tarafından oluşan şiddet, duygularınızı altüst eden bir gerilim hattına oturtuyor sizi. Ve taşlar 17 yaşındaki kızın bedenine çarpıyor.
Ortaya, daha önce konan beyazları örten, siyah örtüler konuyor.
Karanlık dönem başlıyor.
Orkestra Yöneticisi Ticciati, taşları geri topluyor. Ya taşları, suçtan arındırmak, ya da suçluların adresine işaret etmek üzere. Ama katl orta yerde ve Ticciati gerekeni yapıyor. Taş dolu torbayı yere çakıyor. Merasimin izleri hafızalardan silinmesin diye.
Sonra, Adamek ile birlikte sahnede dinleyicileri selamlıyorlar…
17 yaşındaki Êzîdî kızını katleden, tabiatın uslandırmadığı, Şengal’in terbiye edemediği Beşika’da parlayan bir yıldızın, kalbinize saplandığını hissediyorsunuz.
Bitkin ve Şengal’de, parlayan yeni yıldızların, bu karanlık tarihin son bulmasında tarihi rol oynamalarını umut ederek…

Yorumlar