24-25 Ocak’ta merkezi konferansını, 23 Şubat’ta
kongresini yapacak olan HDP’nin hedefi büyük. Eşbaşkan Temelli, hem bu
sistemden kurtulmak hem iktidarı değiştirmek hem de güçlü bir seçeneği
yaratmak hedefleri olduğunu söyledi.
HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, karşı karşıya
kaldıkları saldırı ve şiddetin boyutlarının ciddiyetine işaret ederek,
”Bu bile HDP’nin ne denli umut olduğunu bize gösteriyor. Bu umudur
öldürmek, yok etmek için topyekun iktidar ve etrafındaki aparatlar
harekete geçmiş durumda” dedi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP), 31 Mart yerel
seçimlerinden sonra yerellerden başlattığı örgütlenme, kadın ve gençlik
konferanslar süreci, 24-25 Ocak’ta merkezi konferansla tamamlayacak.
Konferansların ardından 23 Şubat’ta gerçekleştirilecek 4. Olağan Kongre
hazırlıklarını ve sürece dair MA’dan Özgür Paksoy’un sorularını
yanıtlayan HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, üçüncü yol hattı üzerinden
yürümeye devam edeceklerini söyledi.
Kongreye giderken HDP nasıl bir döneme giriyor?
Her zaman olduğu gibi büyük kongremize gitmeden önce
büyük konferansımızı gerçekleştiriyoruz. 24-25 Ocak’ta bir konferans
olacak ama büyük konferans süreci aslında bir yıldır devam ediyor.
Birincisi; savuna geldiğimiz tezlerimizi, iddialarımızı, fikirlerimizi
toplumsal zeminde örgütleyeceğiz. İkincisi; bu konferans bize özellikle
programımızı güncel siyasetin ve önümüzdeki dönem siyasetinin ışığında
gözden geçirme, güçlendirme olanağı da tanıyor. Üçüncüsü ise her
konferans ve kongre önündeki iki dönemi öncelikle hedefler. Orta ve uzun
vadeli perspektiflerini yeniler. Ve bir yol haritası çıkartır. Böyle
bir yol haritasını da çıkartma amacındayız. Bugüne kadar direnerek
geldik, faşizme teslim olmadık, faşizmin kurumsallaşmasını engelledik,
gerilettik. Şimdi hem bu sistemden kurtulmak hem iktidarı değiştirmek
hem de Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından güçlü bir seçeneği
yaratmak gibi bir hedef önümüze koyduk. Üçüncü yol olarak tarif
ettiğimiz bu yolda güçlü bir yürüyüşü hayata geçirmek istiyoruz.
İktidar değişmeli dediniz. Nasıl olacak?
Bu iktidarı değiştirmenin yolu demokrasi ittifakını toplum
nezdinde güçlendirip, üçüncü yol üzerinde ortaklaşmayı sağlamaktan
geçiyor. Demokrasi ittifakı bu anlamıyla önemli bir belirleyen
olacaktır.
HDP’nin değiştirme gücü var. Potansiyel olan bu gücü
harekete geçirmemiz lazım. Toplumu bu anlamda harekete geçirmek lazım.
Öncü olmak gerekiyor. Bir yandan demokrasi ittifakı için müzakere,
toplumsal mutabakat zeminlerini yaratırken, bir yandan da değiştirici ve
dönüştürücü gücü harekete geçirmek, mücadeleyi yükseltmek gerekiyor.
HDP misyonunu yeterince oynuyor mu?
Evet, bugüne kadar bu misyonu, sorumluluğu yerine
getirmeye çalıştı. Eksiklikler oldu. Çıkardığımız derslerle önümüzdeki
dönemi ördüğümüzü söyleyebilirim. Şimdi sorumluluğumuz daha da
büyümüştür.
Erken seçim çağrınız toplumsal dinamiklerde nasıl bir karşılık buldu?
Erken seçim çağrılarımız toplumda karşılığını buldu.
Toplum bu iktidardan kurtulmak istiyor. Çünkü bu sistemle gitmiyor. Her
geçen gün herkesin hayatı daha da kötü hale geliyor. Ne savaş
politikalarından kurtulabiliyoruz ne iktisadi sorunlardan çıkabiliyoruz
ne de şiddet ortamı son buluyor. Demek ki bu iktidar yönetemiyor,
yönetemedikçe ülkeyi çok daha kötü yerlere sürüklüyor. İktidar
değişmeli.
Erken seçim çağrıları o yüzden toplum nezdinde çok çok
önemli bir karşılık buldu. Hatta son yapılan kamuoyu yoklamaları da bunu
gösteriyor. AKP-MHP bloku ciddi anlamda gerilemiş durumda. İyice
meşruiyetini yitirmiş, toplumda karşılığı kalmamış. Bütün göstergeler
bunu ortaya koyuyor.
Parti olarak olası bir seçime hazır mısınız?
Önemli olan şu; seçimi beklemek değil, seçim sürecini
örgütlememiz lazım. Nasıl bir seçim ve nasıl bir seçim sonucuna ulaşmak
istiyorsak seçime kadar geçen süreçte o rolü, misyonu oynamak
zorundayız. HDP buna öncülük yapacak ama toplumun demokrasi ittifakı
artı nerelerde mutabakat? Çünkü seçimden sonra bir geçiş programı söz
konusu olacaksa, bu geçiş programını yürütecek bir hükümet çıkartacaksak
ortaya, onun mutabakat zeminlerinin örülmesi lazım. Bir demokratik
anayasa talebi var ortada. Bu demokratik anayasayı hayata geçirmek,
yerel demokrasiyi güçlendirmek, parlamenter sistemi geri getirmek, bugün
yargı meselesinin çöktüğü durumda yargı bağımsızlığını ve
tarafsızlığını yeniden inşa etmek, hukuk devletini var etmek, anayasal
bir devlet anlayışında eşit yurttaşlık temelinde buluşmak. Saydığınız
zaman belki 10 madde, 15 madde üzerinde bir mutabakatı örgütlemek.
Bu sadece bir mutabakat sözleşmesi yapmakla da sınırlı
değil. Toplum buna kendisini hazırlamalı. Toplum kendi içinde fiili
olarak müzakere süreçlerini yaratmalı. Bunu hayta geçirecek bir gücü
örmeli. Bu da bugünkü iktidara karşı mücadele demektir. Mücadele ve
müzakere kol kola yürümeli. Bu diyalektiği sağlayabilmeliyiz. Hem bu
iktidara karşı mücadeleyi yükseltmeliyiz, örgütlemeliyiz hem de bu
müzakere zeminini çok hızlı bir şekilde var edip, zenginleştirmeliyiz.
Bütün toplumsal kesimlere dayanarak yaratmalıyız. Yoksa üç parti bir
araya gelip, bir sözleşme imzalamasıyla, blok kurmakla olmaz bu mesele.
Öyle bir beklentiye girmek, toplumu giderek etkisizleştirmek anlamına
gelir. Giderek sinmiş bir toplumu, aslında seçim sonuçlarını, seçim toto
oynayan bir hale getirirsin. Hayır, bunu istemiyoruz. Toplumun topyekun
itirazını ayağa kaldırmak, örgütlemek, birlikte değiştirip dönüştürmek
istiyoruz.
Partiniz üzerindeki baskılar da bitmek bilmiyor…
Çok saldırı var. Yönelim çok. Gözaltılar, cezalar,
sürgünler… Karşı karşıya kaldığımız şiddet çok ciddi boyutlardadır.
Bazen bunun anlatılması bile güçtür. Bu bile HDP’nin ne denli umut
olduğunu bize gösteriyor. Bu umudur öldürmek, yok etmek için topyekun
iktidar ve etrafındaki aparatlar harekete geçmiş durumda. Ellerinden
geleni artlarına koymuyorlar ve ardı arkası kesilmez bir saldırı
programını ayakta tutmaya çalışıyorlar. Bunu yaptıkları sürece de
çözülüyorlar, çöküyorlar, bunu yaptıkları sürece HDP güçleniyor ve
büyüyor.
Demirtaş’ın öykülerinin sahneye taşınması
Cumhurbaşkanı ve İçişleri Bakanı gibi iktidar tarafını rahatsız etti. Bu
konuda neler söylemek istersiniz?
Acze düşmüşler. O denli acizler ki; tiyatroya bile neredeyse topla, tüfekle saldıracaklar.
Bir sanat olayıdır, Demirtaş’ın bir eserini okuma
tiyatrosudur. İşin bir sanat boyutu var. Dolayısıyla sanatçı arkadaşları
kutluyorum.
İki; bir dayanışma var. Demirtaş’la dayanışma,
özellikle kadınların ön planda olduğu ve gerçekleştirdiği bu dayanışma
önemlidir. Çünkü ortada çok büyük bir adaletsizlik, hukuksuzluk var. Bu
dayanışmanın yaygınlaşması gerekiyor.
Üçüncüsü de siyaset. Biz orada herhangi bir parti ile yan
yana gelerek, bir demokrasi ittifakı görüntüsü verme amacında değiliz. O
denli korkuyorlar ki, HDP’den o denli çekiniyorlar ki, bu fotoğrafı
bile böyle okuma zaruriyetinde hissediyorlar kendilerini. O yüzden de
saldırıyor.
Bilinen, sevilen ve önemli bir sanatçıya “Kadir efendi” diyerek parmak sallamak…
Siyaseten tükenince diliniz de ister istemez daha fazla
öfke dili, şiddet dili, nefret söylemiyle hareket eder. Öyle de oluyor.
Hakaretler; HDP’ye hakaret, Demirtaş’a hakaret, Kadir İnanır’a hakaret,
oraya giden herkese hakaret. Bütün bunlar aslında kendi pespaye
siyasetlerini göstermekten başka bir şey değildir.
Dersim’de bir süredir dikkati çeken gelişmeler
yaşanıyor. Gülistan Doku kayıp, Pertek’te çocuk tecavüzü, ü uzman
çavuşun bir kadına tecavüzü… Kente dair ayrıntılı bilgiye sahip misiniz.
Neler oluyor?
Bunun en özet yanıtı: İnsansızlaştırma. Dersim tarihi
boyunca özgün siyaset, özerk siyaset var ede gelmiş bir yer. Devletin de
her zaman özel operasyonlarının merkezi olmuştur. Bu da böyle bir şey.
Tabii ki taciz ve tecavüz kendi özelinde değerlendirilebilir ama bunun
bir parçası olduğunu da unutmamak lazım. İnsanları kaybetme, insanlara
taciz ve tecavüzle yönelme, her türlü yasadışılığı meşrulaştırıp, bizzat
devletin kolluk güçleri eliyle hayata geçirilmesi, insanlara
dayatılması, Dersim özelinde fotoğrafı ortaya koyuyor. Bu sadece
Dersim’le sınırlı değil.
AMED
Yorumlar
Yorum Gönder