Ertûş kampında doğan 23 yaşındaki genç Felsefe
öğretmeni ve aynı zamanda tiyatro çalışmalar yapan Sîrwan Kanat, tüm
zorluklara ve imkansızlıklara rağmen şimdiye kadar yedi oyun
sergilediklerini, ilk gösterimleri kampta yaptıklarını ve yeni bir
oyunun da hazırlıklarını yürüttüklerini kaydetti.
EKİN RONİ
Türk devletinin ‘90’lı yıllardaki baskı ve dayatmalarını
kabul etmeyen Botan halkı, uzun bir direniş sonrası Maxmûr’daki mülteci
kampına yerleşti… Hewlêr, Musul ve Kerkük coğrafyasının tam ortasında
yer alan Karaçox Dağı’nın eteklerindeki kamp, uzun yıllar boyunca birçok
acıya tanık oldu.
Çöl iklimi, yılan ve akreplerin yurdu olan Maxmûr, bugün
de DAİŞ ve Türk devleti eksenli birçok saldırıya göğüs geriyor. Maxmûr
halkı tüm zorluklarla mücadele etti, emekle ve binbir fedakârlıkla kamp
cennete dönüştü.
Son olarak devam eden ambargo her ne kadar ekonomik yaşam
üzerinde ciddi bir olumsuzluk yaratsa da kendi dillerinde okulları,
kooperatifleri, meclisi, eylemleri ile ayakta kaldılar. Umutla geleceğe
bakan Botanlı mülteciler, soğuk kış günlerinde sanatın sıcaklığı ile
ısınıyor!
Maxmûr’un genç tiyatro sanatçısı Sîrwan Kanat ile çalışmalarını konuştuk.
Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
23 yaşındayım, Ertûş kampında doğdum. Şu an Maxmûr
kampında yaşıyorum. İlk, orta ve liseyi Maxmûr’da okudum. Daha sonra
felsefe alanında eğitim gördüm. Kampta felsefe öğretmenliği yapıyor,
aynı zamanda çocukluktan beri içinde yer aldığım Maxmûr Kültür Sanat
Merkezi’nde tiyatro grubunda sanatsal çalışmalar yürütüyorum.
Kürt dili, felsefe ve tiyatro; aslında bunların hepsi
birbirini tamamladı ve hayatımda ciddi sıçrama yarattı. Felsefe, dil ve
sanat benim için doğru yolda atılan ilk adımlar oldu.
Bir tiyatro grubunuz var. Bu grup nasıl kuruldu ve şimdiye kadar neler yaptınız?
‘Hêvî Yekta’ adlı kısa ve güzel bir oyun oynamıştık,
ölümsüz Kürt tiyatro sanatçısı Hêvî Şanoger tarafından yazılan bir
hikâyenin senaryolaştırılmasıyla oluşmuştu. Kendisi 2004 yılında
Kerkük’e tiyatro festivaline giderken yaşanan bir kazada yaşamını
yitirdi. Hêvî arkadaşın mezarı zaten Maxmûr’da bulunuyor, Yekta Herekol
arkadaş da kampta kültür sanat çalışmaları yürütmüş diğer bir devrimci;
hem bu iki sanatçının anısına hem de ilk oyunlarımızdan birinin adı
olduğu için ‘Hêvî Yekta’ dedik…
Uzun yıllardır burada tiyatro çalışmaları var fakat grup resmi olarak 2016 yılının sonunda kuruldu.
Grubunuz kaç kişiden oluşuyor ve şimdiye kadar hangi oyunları oynadınız?
Ekibimiz 6 kişi fakat kimi oyunlarımızda yardımcı
oyuncularla ya da kültür merkezimizdeki bazı arkadaşlarımızın
katılımlarıyla oyuncu ihtiyacımızı tamamlıyoruz.
3-4 yıllık süreç içinde; Hêviyekta, Demokrasi, Evîna Gul û
Masî, Xwedawend, Windabûna Wateye, Zîlan, son olarak da Antigone adlı
oyunun uyarlaması olan Kürdistan adlı oyunları oynadık. Bu oyunlardan
biri olan Legerîna Heqîqatê ile Rojava’ya turneye gittik. Hem Rojava
tiyatrosunu tanıma hem de oyunumuzu birçok şehirde gösterme şansımız
oldu.
Asıl gösterimlerimiz Maxmûr’da oluyor. Bir oyun
hazırlandığında en az üç kez gösterimi olur. Büyük bir salonumuz yok
fakat gösterim yapabildiğimiz birkaç kapalı mekan var.
Maxmûr halkının ilgisi nasıl?
Halk tiyatroyu çok seviyor. Biz de elimizden geldiğince
düzenli bir biçimde halkla buluşup oyunlarımızı sergiliyoruz. Kamp zaten
küçük bir alan içerisinde, bir oyun çıktığı zaman hemen gündem olur,
günlerce konuşulur, eleştirilir. Her oyunumuzu en az bin kişiye
ulaştırıyoruz. Genelde ücretsiz oynuyoruz. İhtiyaçlarımızı da kültür
merkezi ya da grup kendisi karşılamaya çalışıyor.
Yeni çalışmalarınız var mı?
Yeni bir başlangıç yaptık ve bahara hazırlanıyoruz
diyebiliriz. Yeni oyunun ismi ‘Bûka Axê’ (Toprağın Gelini), Şanoya Çiya
tiyatro grubunun yazdığı oyunlardan sonuncusu.
Yurtseverlik ve toprak sevgisi üzerine güçlü bir oyun;
‘90’lı yıllarda Kürdistan’da yaşayan bir çerçiyi anlatıyor. Köy köy
gezen, gittiği yerleri etkileyen, ana dilde takas yoluyla ticaret yapan
köy aşığı bir çerçinin başına gelenler anlatılıyor. Halkın köyden
koparılmak istenmesi, şehirlere olan göç, baraj yapımı temel konular
olmasa da işleniyor. Özünde oyunda özgürlük hareketinin önderlik gerçeği
sanatsal bir dille işlenmiş. Son hakiki çerçiyi öldürmek isteyenlerle
onu seven halkın karşılıklı mücadelesi işleniyor. Genel oyun okuması,
dramaturgi çalışmaları yapıldı. Şubat sonuna kadar tamamlamayı
hedefliyoruz. Tempomuz iyi olursa ve 15 Şubat sonrası sergileyebilirsek
daha anlamlı olacak.
Yorumlar
Yorum Gönder