Hiçbir şeyi gizleyemiyor




Erdoğan yönetimindeki Türk devletinin, Libya’daki hesapları ve kirli ilişkileri tümüyle deşifre olmuş durumda. Çete transferi, Erdoğan’ın damadının ve ailesinin İHA, SİHA satışından elde ettiği servet, SADAT’ın çete eğitim ve transferindeki rolü,  her geçen gün dünya medyasının biraz daha fazla ilgisini çekiyor.
Libya’da Türk devletinin uydusu Müslüman Kardeşler orjinli Libya Mutabakat Hükümeti (GNA), General Halife Hafter yönetimindeki Libya Ulusal Ordusu (LNA) karşısında son günlerde toprak ve güç kaybına uğrarken, Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’ın Libya’ya çete transferi ve Libya’da kurduğu ilişkilerle elde ettiği ailesel çıkarlar, her geçen gün biraz daha gündemi işgal ediyor.
Erdoğan’ın 2 Ocak’ta Meclis’te Libya’ya asker gönderme tezkeresine ilişkin tartışmalarda ön plana şu hususlar çıkıyor:
  • Türk devleti Suriye’de İdlib başta olmak üzere işgal edilen alanlardan devşirdiği çeteleri Libya’ya gönderiyor. Yaralanan çeteler,  Türkiye’de tedavi edilyor.
  •  Erdoğan’ın damadı Selçuk Bayraktar’ın şirketi, Libya’da askeri gücünü El Kaide kökenli çetelerde alan Türk devleti destekli Libya Mutabakat Hükümeti’ne insansız hava aracı (İHA) ve silahlı insansız hava aracı (SİHA) satıyor. Erdoğan ailesi bu şekilde büyük servetler elde ediyor.
  • Erdoğan’ın yedek ordusu SADAT, çete transferi ve Libya’daki iç savaşın derinleştirilmesine son derece önemli bir rol oynuyor.

SADAT çeteleri gönderiyor koordine ediyor
Dün gazetemizde Yavuz Özcan’ın “Çeteleri SADAT eğitiyor” başlığı ile bir dosya haber yayınlandı. Haberde, SADAT’ın kurucusu Erdoğan’ın gölge Genelkurmay Başkanı ve Askeri Daşdanışmanı Adnan Tanrıverdi’nin “Mehdi gelecek,ortamı ona göre hazırlıyoruz” sözünün mevcut durumda Türk dış politikasının özeti olduğunu vurgulandı.
Haberde Libya’ya çete tranferine ilişkin şu ifadeler yer aldı: “Tezkereyle Libya’ya asker gönderilyor. Gönderilecek askerler ise Suriye’de topladığı ve Rojava’nın bir kaç kentini işgal ettiğinde sahaya sürdüğü çeteler. Tezkere, ayda 1750-2000 dolar maaşla topladığı radikal islamcı grupların komuta ve organizasyonunu üstlenmenin yasal kılıfı. 19 Aralık gecesi saat 03.33’de İstanbul’dan Tripoli’ye kalkan AİRCRAFT (A319) Airbus A319-112 Libyan Wings uçağı, 4 yıl önce feshedilen Hazm Hareketi’nden ayrılarak Türk devletine bağlı Sultan Murat ve Süleyman Şah Tugayı’ndan 128 kişi Trablus’a taşındı. Bunların çoğu Türkmen.”
Bu haberden ayrı olarak Özcan, Tanrıverdi’nin istifa ettiği yönündeki haberlerin ise doğru olmadığını, Tanrıverdi’nin bizzat kendisinin Libya’ya gideceğini düşünüyor. Bu söylentilerin hedef saptırmaya yönelik olduğunu belirtiyor.

Rus medyası mercek altına aldı
Erdoğan ve Libya’daki karanlık ilişkilerine Rus medyası da büyük ilgi gösteriyor. Rus-Türk ilişkilerini yakından takip eden Rusya uzmanı akademisyen Kerim Has, REX ve RIAFAN adlı haber sitelerine Erdoğan’ın Libya’daki kirli hesaplarına ilişkin Twitter hesabında paylaşımda bulundu.
Has, önceki gün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in İstanbul’da Erdoğan ile birlikte Türk Akım doğalgaz boru hattının açılışına katıldığını hatırlattıktan sonra, Erdoğan yönetimindeki Türk devletinin Libya’daki rolüne ilişkin Rus medyasında son günlerde çok sayıda haberin çıktığını belirtti.
Has REX’teki haberi şu şekilde özetledi: Başlık: “Erdoğan’ın ailesinin çıkarları için ankara, Libya’da Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin teröristlerini destekliyor”
Haberde, CB (cumhurbaşkanı) Erdoğan’ın ve Baykar Makina’nın müdürü ve damadı Selçuk Bayraktar’ın ailevi finansal çıkarları ve insansız hava araçlarının satımı çerçevesinde Ankara’nın sadece 2019’da Libya’ya sevk ettiği silahlar ve askeri malzemeden 1 milyarın doların üzerinde gelir elde ettiği yazılı.”
Has Raifan’ın haberinini içeriğini ise şöyle paylaştı:
  • Bu haberin içinde yok, yok. İddialar çok çok çok ciddi ve en ince ayrıntısına kadar: neredeyse gün gün, adet adet (giden silahlar), gemi gemi, uçak uçak, kişi kişi ve silah karşılığında kesilen faturalar birlikte veriliyor.
  • Haber çok uzun olduğu için ancak içindeki sadece bazı somut iddiaları buraya koyayım; arzu veya merak eden çevirisini yapar: 1. Ankara’nın Libya’ya silah ve cihatçı transferine haberde özel isim verilmiş: “Libya Ekspresi”.
  • Ankara’nın Suriyeli savaşçıları Trablus ve Mısrata’ya (Libya) taşımaya Nisan 2019’da başladığı.
  • Ağustos’ta (Suriye) Han Şeyhun rejimin kontrolüne geçince, buradaki teröristlerin Türkiye’ye aktarıldıkları, sonrasında Mersin ve İstanbul’dan deniz yoluyla Libya’ya taşındıkları,
  • Türkiye’nin Mersin’deki deniz üssüne 2019 Eylül başında birkaç yüz Heyet Tahrur eş-Şam ve Ceyş el-İzza savaşçısının yerleştirildiği ve onların Türk eğitmenlerin yönetiminde hazırlıktan geçirildiği,
  • Sadece 2019 Ekim’inin ikinci yarısında, yaklaşık 2 bin savaşçının Türkiye’den Medcon Sinop kuru yük gemilerinde konteynerlarla Libya’ya (Mısrata) taşındığı iddia ediliyor. Yine haberde SADAT’a da özel başlık açılmış.
  • SADAT’ın Türk istihbaratıyla Suriye’de doğrudan işbirliği yaptığı ve “hassas” (vurgu metinde var) görevler icra ettiği,
  • SADAT uzmanlarının Suriye’den Libya’ya gönderildikleri,
  • SADAT’ın Suriye’deki muhalifleri eğittiği ve bu eski tanıdıklarının Libya’ya gönderildiği,
  • İdlib’deki savaşçıların (Libya’daki) cephelere gönderilmeden önce okullarda ve liman bölgelerindeki depolarda kalmaları sağlanırken, SADAT’çılara savaşçılardan farklı olarak otellerin ayarlandığı,
  • SADAT’tan 88 uzmandan oluşan acil müdahale birliğinin Trablus’taki Al Mahary Radisson Blu Hotel’de kaldığı ve bunların Fayez al-Sarraj ve UMH’deki (Ulusal Mutabakat Hükümeti/GNA) diğer Müslüman Kardeşler yetkililerinin bölgeden çıkarılmaları gerektiğinde yardım için daimi görev durumunda hazır beklediği,
  •  Diğer SADAT çalışanlarının daha mütevazi otellerde kaldıkları ve halihazırda Libya’da yaklaşık 600’ü özel kuvvetler olmak üzere toplamda 800 SADAT’çının bulunduğu, bunun yanı sıra da İdlib’den 6 bin savaşçının bulunduğu,
  • Libya’da yaralanan savaşçıların uçakla taşınıp İstanbul’da tedavi edildikleri, yaralının Ankara için önemine göre Antakya’ya da taşınabildiği
  • Sadece Temmuz’dan bu yana “Libya ekspresi” ile Türkiye’den Libya’ya 25 bin tondan fazla askeri malzeme taşındığı, bunların içerisinde 180 Toyota Hilux, 20 bin silah, 5 milyon mermi, farklı modellerde 200 uçaksavar sistemi, 12 Hisar sistemi, 30 insansız hava aracının vs olduğu,
  • 2019 Mayıs’ından Kasım’ına kadar Türkiye’den Libya’ya sevkedilen silahın tutarının 570 milyon 442 bin 825 euro olduğu, ancak bunun sadece resmi sevkiyatı kapsadığı, toplam silah yardımının en mütevazı tahminlere göre 1 milyar euroyu geçtiği iddia ediliyor.
  • Haberde CB Erdoğan ve ailesine de özel başlık açılmış. Haberde, söz konusu bu ticaretten asıl yararlananın Selçuk Bayraktar’ın şirketiyle birlikte CB Erdoğan’ın ailesi olduğu,
  • Suriye’de kriz dinmeye başladığı için CB Erdoğan’a yeni çatışmanın gerektiği, bunun için de CB Erdoğan’ın Hafter’i kendisine “dış düşman” (vurgu metinde var) seçtiği ve böylelikle yük haline gelen müttefikleri Suriyeli savaşçıları da elden çıkarma imkanına kavuştuğu yazılı.
  • Yine CB Erdoğan’ın siyasi hırslarının kendisini daha Fransa, BAE  ve Mısır’la siyasi çatışma içine girmeye ittiği ve böylelikle İslam dünyasında birincil aktör konumuna ulaşmak için bu durumun kendisine muhtemel bir sıçrama tahtası olarak kullanma imkanı sunduğu söyleniyor.  Dediğim gibi buraya yazamadığım daha birçok ayrıntı var bu ve diğer haberlerde. Son husus, RIAFAN, geçtiğimiz ağustosta (İdlib) Morek’te rejim tarafından çevrilen Türk askeri gözlem noktasının durumunu da ilk yayınlayan yayın organıydı. Yani, sahadaki erişimleri oldukça fazla.
Hafter güçleri ilerliyor
Erdoğan’ın Libya’daki karanlık ilişkileri ve hesapları sahada tutmayacak gibi görünüyor. Kendisine bir uydu gibi bağlı Fayez El Sarraj başkanlığındaki Trablus merkezli Libya Mutabakat Hükümeti’ni General Hafter karşısında ayakta tutmak için Erdoğan 2 Ocak’ta Meclis’te AKP-MHP oylarıyla tezkere çıkarttı. Ancak bir kaç gün önce 3 saatlik bir operasyonla önemli kentlerden Sirte’yi denetime alan Hafter yönetimindeki Libya Uyusal Ordusu sahil üzerinden Misrata’ya doğru ilerliyor. Libya Mutabakat Hükümeti’nin merkezi ve ülkenin başkenti olan Trablus’ta General Hafter yönetimindeki güçlerin ablukası altında.
Türkiye ve Katar Müslüman Kardeşler kökenli Libya Mutabakat Hükümeti’ni desteklerken, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti, Rusya, Fransa gibi ülkeler General Hafteri destekliyor.
Erdoğan’ın Libya’daki kukla hükümeti hem diplomatik, hem siyasi, hem de askeri alanda büyük bir sıkıntı içinde olduğu için Erdoğan, Libya’da tarafların ateşkes ilan etmesi için önceki gün Putin ile birlikte çağrıda bulundu.
Erdoğan yönetimindeki Türk devleti Suriye’nin İdlib bölgesindeki çeteleri Rusya ve Suriye’nin yaptığı operasyonlarda zarar görmemesi için sık sık Rusya nezdinde ateşkes girişimlerinde bulunuyordu. Erdoğan benzeri bir yöntemi şu anda oldukça sıkışmış durumdaki Libya Mutabakat Hükümeti için de devreye koymak istiyor.
HABER MERKEZİ

3 çetenin cenazesi Mare’ye götürüldü

Rojava’dan ANF’ye haber geçen gazeteci Beritan Sarya, Türk devletinin Suriye’den çıkarıp Libya’ya gönderdiği çeteler üzerine  Twitter hesabından paylaşımda bulunuyor ve bu konuda haberler yapıyor.
Gazeteci Sarya, dünkü paylaşımında Suriye Milli Ordusu (SMO) adı altında Türk devletinin örgütlediği El Kaide kökenli çetelerin Libya’da kayıp verdiklerini, savaşta ölen 3 çetenin de işgal altındaki Mare’de gömüldüğünü belirtti.

Yorumlar