Ortadoğu’da savaş ve yıkım, İran-ABD geriliminin sıcak
çatışmaya dönüşmesi ile yeni bir aşamaya geldi. Sözü edilen 3. Dünya
Savaşı ABD’nin Süleymani suikastı ile yeni bir boyut kazanmış durumda.
Süleymani suikastı, yer ve zamanlaması açısından bölgede altüst oluşun
ve yıkımların süreceğini gösteriyor. Vekalet savaşlarıyla iç savaşlara
sürüklenen Suriye, Libya gibi ülkeleri yıkıma götürürken, işgal ve savaş
girdabında sürüklenen Irak’a barış ve istikrar sağlamadı. Tersine tüm
bölgede bir kaos durumunun oluşmasına yol açtı. Vekalet savaşları
yeterince yıpratıcı ve yıkıcı iken, “suikast” gibi yöntemlerin açıkça
devletlerce kullanılan bir silaha dönüşmesi, bölgede kaosun giderek
derinleşeceğini gösteriyor.
İran’ın “misillemesi”, Süleymani suikastinin gerçekleştiği
Irak topraklarında olması bekleniyordu. Beklenen oldu ve İran “intikam”
için Irak’taki ABD hedeflerini vurdu. İran’ın Hewlêr’deki ABD üssüne
yönelik füze saldırısı aynı zamanda Kürtlere yönelik bir mesaj ve
gözdağıdır.
Süleymani suikastı İran’da “ulusu” birleştirirken,
bölgedeki geniş bir coğrafyaya yayılan Şii “birliğinde” sağlamış
durumda. ABD’nin uyguladığı yaptırımlarla ciddi bir ekonomik kriz içine
giren İran’da, toplumsal muhalefetin yükselmesi, sosyal ve siyasal krizi
derinleşirken, ABD’nin bu hamlesi “dağılma” beklentilerini boşa
çıkarırcasına hem ülkede ve hem de İran “etkisinin” hissedildiği bütün
bir coğrafyada “kenetlenmeyi” sağladı.Şii ekseninde “birliği” sağlayan
İran, klasik toprağa dayalı emperyal bir genişlemeden çok, “devrimin”
etkisini öncelikle Şii coğrafyasına yaymayı tercih eden bir ülke.
Bu nedenle İran, “hegemonik” etkisini, siyasi, diplomatik
ve ilgili ülkelerde oluşturduğu “askeri güç” ile destekleyerek, bölgesel
bir “güce” dönüşü. Bu yapısıyla İran, Yemen’den Lübnan’a kadar olan bir
coğrafyada “etkinliğini” sürdürme kararlısında iken, ABD bu
yayılmacılığı ve gücü geriletme amacı güdüyor.
Bu nedenle ABD İran’ın “kollarını” budama amacı güdüyor.
Ancak ABD’nin evdeki hesapları sahaya uyma konusunda ciddi şüpheler
mevcut. İran’ın Körfez bölgesinde Hürmüz boğazını bloke etmesi, Körfez
ülkelerine doğrudan yönelmesi, Hizbullah ile İsrail’i hedefe koyması,
savaş sarmalını tüm dünyaya yayma potansiyeli taşıyor.
Kasım Süleymani suikast ile ABD sadece İran’ı hedef almadı. Irak’ta giderek artan İran “etkisinide” hedef aldı.
Irak üzerinden, ABD ve İran arasında yürütülen güç savaşı,
bu suikastle sıcak savaşa dönüşme ihtimalini güçlendiriyor. İran’ın
misillemesi bu ihtimalin çok uzak olmadığını gösteriyor. Taraflar daha
fazlasını yapma ve savaşı sürdürme konusunda karşılıklı “tehditlerini”
sürdürüyorlar. Savaşın boyutlanması riski tüm Irak ve Ortadoğu’yu savaş
alanına dönüştürecek en büyük acıyı ve yıkımda halklarımız yaşayacaktır.
ABD bu hamlesi ile savaşı yeni bir boyuta taşımıştır.
Bölgede mezhepler ve halklar arası bir savaşa dönüşme riski ve
derinleşen ayrılık ve düşmanlık, Ortadoğu’yu yıkıma sürükleyecektir.
Ulus devletler Ortadoğu halkları için birer “zindana” dönüşmüşken, ulus
devletler birer birer çürüyüp çökerken; konfederal bir Ortadoğu
halkların yegane çözümü olarak sahada yaşam bulacaktır. İçeride
“demokrasi ittifakı” ile savaşa karşı barış mücadelesini yükseltmek
bölge halklarını için tek çıkış yoludur.
Ortadoğu coğrafyası savaşın karanlığını yaşarken Kürtlerin
“ulusal birlik” çalışmalarını başarıya ulaştırmaları bölgedeki tüm
halklarında yararına olacaktır.
Yorumlar
Yorum Gönder