RENGİN AZİZOĞLU / JINNEWS/AMED
Farklı kurum temsilcileri, ulusal birlik temelinde Kürt
kadınlarının ortak kimlik için birlikte mücadele etmesi gerektiğini
vurguladı.
İşgalci Türk devletinin Rojava’ya saldırısı sonrası bir
kez daha gündeme gelen Kürt ulusal birliğine yönelik çalışmalar ve
tartışmalar sürüyor. Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu üyesi Dicle
Müftüoğlu, sanatçı Devrim Demir, avukat Gülşen Özbek, ulusal birliğin
öncülüğünü kadınların yapacağını söyledi.
‘Umudumuz büyük’
Kürtlerin birliğinin kültür ve sanatsız olamayacağını
ifade eden sanatçı Devrim Demir, diplomatik olarak söylenemeyen birçok
konunun kültür ve sanat aracılığı ile çok daha etkili bir şekilde
anlatılabildiğini aktardı. Demir, “Kültür ve sanatın yanı sıra dil de
çok önemlidir. Dil kültürsüz, kültür dilsiz olmaz. Umutluyuz, ulusal
birlik tartışmalarıyla var olan bu sorunları çözebileceğiz. Dil toplum
içerisinde her şartta kendisini yenileyebiliyorsa, bu kadar yönelime
rağmen hala kaybolmamışsa ve akademik bir seviyeye gelmişse büyük bir
güce sahip olduğunu söyleyebiliriz. Eminim ki dünyanın hiçbir yerinde
hiçbir halkta Kürtlerin gücü ve inancı kadar güç ve inanç yoktur. Umut
büyükse başarı da büyük olacak” ifadelerini kullandı.
‘Ortak dil önemli’
Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu üyesi Dicle
Müftüoğlu ise Kürt halkına dönük yoğun saldırıların olduğu bir dönemden
geçildiğini belirterek, Kürt kadınların birliğe çok fazla ihtiyaç
duyduğunu söyledi. Kadınların bu meseleye dair öncü misyonda
olabileceğine şahitlik ettiğini dile getiren Müftüoğlu, “Biz kadın
gazeteciler olarak özellikle kendi alanımız açısından bu saldırılara
karşı nasıl birlikte durulabileceği, nasıl ortak bir dil
yaratılabileceği üzerine yoğunlaşmalıyız. Kürt kadınlarının buna dair
gücü olduğunu biliyoruz. Kürt birliğinin kadınların birliği olacağını
düşünüyorum. Ulusal birlik noktasında kadınların bir temel
oluşturabileceğine inanıyorum” dedi.
Ortak kimlik için mücadele
Avukat Gülşen Özbek de tarih boyunca acımasız savaşlardan
ve katliamlardan geçen Kürt halkının, varlığını koruması ve
sürdürebilmesi için ortak talepler ekseninde birliğini sağlaması
gerektiğini kaydetti.
Kürtlerin varlık mücadelesini en güçlü düzeyde kadınların
yürüttüğünü dile getiren Özbek, buna sebep olarak da saldırıların en
vahşi biçiminin kadınlar üzerinden gelişmesini örnek olarak gösterdi.
Gülşen, şöyle devam etti: “Kürt kadınlarının, özellikle DAİŞ’in barbarca
saldırılarına maruz kalması sonrası ulusal birliğin biz kadın
cephesinden hayati önemini bir defa daha ortaya koydu. Yine Kürt
kadınlarının DAİŞ terör saldırıları sonrası uluslararası hukuk
mücadelesi de başladı. Bu saldırının soykırım olarak kabul edilmesi,
yine biz Kürt kadınlarının ortak mücadele gerekçelerindendir. Kürt
kadınları uluslararası düzeyde saldırılara maruz kaldığı ve buna karşı
mücadele etmesi gerektiği gibi yine yaşadığı toplum içerisinde de kadın
kimliğini koruma adına her parçada ortak mücadele hattı oluşturmalı ve
ortak hareket etmelidir. Ataerkil sistem içerisinde Kürt kadın
kimliğinin korunması adına yine ortak mücadele edilmelidir.”
Yorumlar
Yorum Gönder