Ve Sonra Dans Ettik (And Then We Danced) yükselen
sağ popülizmin Gürcistan’da nasıl işlediğine ve toplumsal yaşamı nasıl
domine ettiğine dair sağlıklı bir tablo çıkarıyor karşımıza.
Rewşan DENİZ
Tüm dünyada yükselen sağ popülizm, görececilik karşıtı
tutumuyla toplumda “öteki” olarak kodlanan insanların yaşamlarını
zorlaştırmaya devam ediyor. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve
Batı dışında kalan toplumlarda yaşayanlar bunun sancılarını daha fazla
hissediyor ve gündelik yaşamlarında daha fazla “bedel” ödüyor. Haliyle,
kadınlar ve LGBTİ+’lar, beyaz erkek dünyaya ait görülmeyenler her gün
başka bir tehditle karşı karşıya…
Ve Sonra Dans Ettik (And Then We Danced) yükselen sağ
popülizmin Gürcistan’da nasıl işlediğine ve toplumsal yaşamı nasıl
domine ettiğine dair sağlıklı bir tablo çıkarıyor karşımıza. Levan
Akin’in yönetmen koltuğuna oturduğu film, kendini keşfetmeye çalışan
genç bir eşcinselin, Merab’ın (Levan Gelbakhiani) hikâyesine
odaklanıyor. Levan Akin, filmin başrolü için Instagram’da denk geldiği
modern bir dansçı olan Levan Gelbakhiani’ye teklif götürmüş.
Gelbakhiani, görünürlük düzeyi son derece az olan ve görünür olduğunda
da yaşamı tehdit altına girebilecek LGBTİ+’ları temsilin güç olduğunu
düşündüğü için -muhtemelen- teklifi başta reddetse de Akin’in ısrarcı
tutumu kazanmış ve Gelbakhiani rolü kabul etmiş.
Aşırı sağcılar galayı bastı
Gürcistan’daki muhafazakâr tutum ise filmin çekim
aşamasından galasına kadar kendini her yerde gösterdi. Aşırı sağcılar
tarafından galası basılan film, Gürcistan’ı “kötü” göstermekle suçlandı
ve yönetmen dahil herkes türlü tehditler aldı. Ancak Gürcistan
televizyonları bir şekilde, dünya kamuoyunu da düşündükleri için
olabilir, filme sahip çıkarak tanıtımını üstlendi. Bu engellemeler
nedeniyle Oscar adaylığı dahi engellenmeye çalışılan film, tüm baskılara
rağmen “En İyi Uluslararası Film” Oscar adaylığını da aldı.
Erkek erkek gibi kadın kadın gibi!
Geleneksel Gürcü dansı sahneleriyle açılan filmde Gürcü
dansı son derece önemli bir yer kaplıyor. Ana karakter Merab, bir dans
topluluğunun başarılı üyelerinden biri. Merab, bir aile geleneği olan
dansçılığı hem severek sürdürüyor hem de ileride bu işten para kazanmayı
planlıyor. Ancak işler asla istediği gibi gitmiyor. Dahil olduğu dans
grubuna ders veren hocası son derece muhafazakâr ve geleneksel Gürcü
dansını korumaya adeta ant içmiş bir adam. Merab’ın uzuvlarını
kullanmasıyla epey bir sorunu var ve bu yüzden sürekli onu uyarmak
zorunda hissediyor: “Erkek erkek gibi, kadın da kadın gibi dans etmeli;
bu sert bir dans, hareketlerini ona göre ayarla.” Merab’ın derdi ise ne
sertlik ne de kadınlık/erkeklik. Tek istediği annesi, abisi ve
anneannesiye yaşadığı; parasızlıktan zaman zaman elektrikleri kesilen
gösterişsiz aile evinden artık çıkabilmek ve istediği yaşamı
sürebilmek.
Kendini keşfi Merab’ı zora sokuyor
Dans grubuna yeni katılan Irakli ise Merab’ın kişisel
yaşamı için bir kırılma noktası. Irakli sayesinde bedenini ve cinsel
yönelimini keşfetmeye başlayan Merab, Irakli’den sonra bambaşka birine
dönüşüyor. Bu dönüşüm Merab ve biz izleyenler için her ne kadar keyif
verici olsa da maalesef Merab’a Gürcistan’ı daha da dar kılıyor.
Merab’ın kendini keşfetmesiyle, LGBTİ+ topluluğunun diğer
üyelerini keşfetmesi de bir oluyor ve bir Queer mekândan arkadaşlarıyla
çıkarken, dans grubundaki bir arkadaşı Merab’ı görüyor. Bu talihsiz
karşılaşma Merab’ın dans grubundan dışlanmasına, fiziksel şiddet
görmesine ve akran zorbalığının her haline tanıklık etmesine neden
oluyor. Artık “ibne” diye çağırılan Merab, Gürcistan’da barınamayacak
duruma geliyor.
Yaşamak için Gürcistan’ı terketmeli
Filmdeki en etkileyici sahnelerden biri şüphesiz, Merab’ın
sürekli içki içen ve birileriyle kavgaya girdiği için eve bazen
ağzı-burnu kan içinde gelen “zorba” görünümlü abisinin, Merab’ın
eşcinsel olduğunu öğrenmesiyle birlikte onu koruma altına alması.
Geleneksel bir Gürcü düğününde, kendi düğününde, kardeşinin arkasından
konuşulduğunu öğrenen abisi bu sefer Merab için kavgaya giriyor. Dudağı
patlamış, kaşı yarılmış halde Merab’ın yatağına gidiyor ve yanına
uzanıyor. Düğünde konuşulanların doğru olup olmadığını sorduğunda Merab
onaylar bir tavır takınıyor. Bizler o an Merab’ın da yüzüne bir yumruk
yiyeceğini sanarken abisi onu şefkatle seviyor ve hayatta kalabilmesi,
kendi olabilmesi için Gürcistan’dan ayrılması gerektiğini söylüyor.
Küçük kardeşini korumak isteyen ve toplumsal rollerin neredeyse hepsinin
temsilcisi konumundaki abi, önemli olanın kardeşinin eşcinsel olması ve
böylece onu “utandıracak” olması değil; hayatta kalması olduğunun son
derece farkında oluşuyla izleyiciyi ters köşeye yatırmayı başarıyor. Ve
tabii aşırı hüzünlü bir şekilde.
Kendi tarzında icra ediyor dansını
Merab, filmin sonlarına doğru önemli bir gösterinin
seçmelerine katılmak için yine yılmaz Gürcü dansı savunucusu hocasıyla
karşı karşıya geliyor. Ancak abisinden aldığı onayla da kendinden emin
ve bu sefer kendi tarzında, kendi bildiği gibi icra ediyor dansını.
Merab’ın bedenini kendini savunmak için silaha dönüştürmesine
katlanamayan homofobik hocası ise salonu terk etmek zorunda kalıyor
(Burada bolca sevinç var.)
Sadece final sahnesiyle bile izleyiciyi koltuğuna
sabitleyen film; gelenek ve yakalanmaya çalışılan zaman-mekân arasında
kurduğu bağ, müzikleri ve danslarıyla son dönemde çekilen ve
beyaz-Batılı olmayan LGBTİ+’ları anlatmayan filmler arasında iyi bir
yeri hak ediyor.
Yorumlar
Yorum Gönder