Geçtiğimiz yıl Çayan Demirel, Ertuğrul Mavioğlu
ile Veysi Atay’a yaptıkları belgesellerden dolayı ceza verilirken, bu
senenin Şubat ve Mart ayında da sinemacılar Kazım Öz, Özay Şahin,
Kutbettin Cebe ve Şiyar Dicle hakim karşısında çıkacak.
RONİ ARAM / İSTANBUL
Bakûr’un yönetmenleri Çayan Demirel ve Ertuğrul Mavioğlu
ile ve Nujîn’in yönetmeni Veysi Atay’a 2019’da belgesellerden dolayı
cezalar verildi. Şimdiyse birçok sinemacının farklı zamanlarda başlayan
dava duruşmaları ağırlıklı olarak 2020’ye ertelendi. Kürt ve Türkiyeli
birçok belgesel yönetmeni yargılanıyor. Bunlar içerisindeki Kürt
yönetmenler çoğunlukla “propaganda” ve “yardım yataklıktan” tutuklanıp
hakim karşısına çıkıyor. Aynı gerekçe ile Kazım Öz, Özay Şahin,
Kutbettin Cebe ve Şiyar Dicle gibi birçok Kürt sinemacının Şubat ve Mart
aylarında dava duruşmaları görülecek. Yönetmen Kutbettin Cebe ikinci
duruşmasına çıkacak. 2016’da yaptığı Roza-İki Nehrin Ülkesi belgeseli
sebebiyle “örgüt propagandası” yapmaktan yargılanan Cebe ile hem bu
yargılamaları, hem de baskıya rağmen sinemadaki üretimin durumunu
konuştuk.
Şubat ve Mart’ta 4 sinemacı yargılanacak
2016’da çektiği “Roza-İki nehrin ülkesi” belgeseli
nedeniyle yargılanan yönetmen Cebe yargılama sürecine ilişkin şunları
dile getirdi: “Roza-İki Nehrin Ülkesi belgeselinden yargılanıyorum. 2018
yılında bir operasyonla gözaltına alındım. Ve yine demokratik ülkelere
yakışır bir suçlama ile itham edildim, örgüt propagandası! Peki kim bu
örgüt, YPG. Evet DAİŞ’e karşı mücadelede bütün dünyanın saygınlığını
kazanan bu örgüt şimdi Türkiye Cumhuriyeti devletinin iddianamelerinde
azılı bir “terör örgütü” olarak itham edilmekte ve onun adını ananlara
her türlü ceza verilebilmekte. Bizi adliye koridorlarına götüren süreç
de aynen böyle gelişti. “Kutsal Devletimizin” adını anmayı yasakladığı
bir örgütün ismini zikrettik. Türkiye’de birçok muhalif sinemacı ya da
yönetmen yargılanıyor. Çoğunluğu ise Kürt yönetmenlerden oluşuyor.
Sadece 2020 Şubat ve Mart ayında siz de dahil 4 Kürt sinemacının
yargılamalarına devam edilecek.”
Kürt sorununa dokunan yanıyor!
Kürt yönetmenlerin sürekli olarak baskı ile karşı karşıya
kaldıklarını belirten Cebe, “örgüt propagandası” kılıfının batıya karşı
bulunmaz bir mazeret olduğunu kaydederek, yargılamaların yüzde 99’unun
bu saikle yapıldığını dile getirdi. Cebe devamında şunları belirtti:
“Kürt yönetmenler, Türkiyeli yönetmenler, video
aktivistleri yargılanıyor. Devlet, sinemanın gücünü keşfetmişe benziyor.
Belgesel, kurmaca film ve videonun alternatif bellek sürecine katkısını
biliyoruz. Devletin hegemonyasını pekiştirmeye çalıştığı son beş yıllık
süreçte de sinemayı gözüne kestirdiği aşikar. Özellikle Kürt
yönetmenlere ve Kürt meselesi hakkında film yapan Türkiyeli yönetmenlere
yönelim arttı. Bakûr filmine, Nujîn filmine cezalar verildi. Durumun
izahı şöyle sanırım Kürt yönetmenler ve Türkiyeli sinemacılar, ülkenin
sorunlarına eğilmeye başladıklarından beri devletin hedefi konumuna
geliyor. Örgüt propagandası, devletin bağımsız sinemacıları sindirmek
için keşfettiği muhteşem bir kılıf. Örgüt propagandası hem içeride, hem
dışarıda (batıya karşı) bulunmaz bir mazeret. Devlet bunu layıkıyla da
yerine getiriyor. Yargılamaların yüzde 99’unu bu kılıf altında oluyor.”
Kürt sorunu işleyen filmler alan bulamıyor
Baskılar nedeniyle sinemacıların salon bulmakta
zorlandığını belirten Cebe, salon bulmadıkları için kahvehanelerde
gösterimler düzenlediklerini kaydetti. cebe bağımsız sinemacılara
ilişkin olarak da şunları dile getirdi: “Devletin baskısından kaynaklı
sinemacılar salon bulmakta sıkıntılar yaşıyor. Festivaller bağımsız
sinema yapımı filmlere karşı kuşkuyla yaklaşıyor. Kürt sorunu endeksli
filmler çoğunlukla kendilerine hiç alan bulamıyor. Bunun bir dezavantaj
olduğu aşikar. Ancak bağımsız sinemacılar, endüstriyel sinema gibi salon
ve festivallere bağımlı değiller. Burjuva sanat salon ve festivalleri
sever. Festivaller biz sinemacılar için elbette kendimizi göstereceğimiz
alanlar ancak yokluğunda artı bir gayretle daha devrimci bir sürecin
işletilebileceğini düşünenlerdenim.”
Yorumlar
Yorum Gönder