Bu savaşta Kürtler bir taraf olmaya zorlanıyor.
Kimileri de anti-emperyalist yükü Kürtlerin omzuna bindirmek istiyor.
Amerika’nın karşısında, İran’ın yanında durmaya zorluyorlar. Bu önemli
bir sorundur ama Kürtlerin öncelikle kendi aralarında ulusal bir ittifak
kurmaları lazım.
Kürt ulusal birliği gerçekçi midir? Buradan bir tespit
yaparak gitmemiz gerekir. Kürt ulusal birliği zorunludur. Kürt ulusal
partileri, büyüğüyle küçüğüyle ittifak yapmaya mahkumdurlar,
mecburdurlar. Bu, coğrafyanın emridir.
MEHMET ŞAH ORUÇ / MA/AMED
Kürdistan Komünist Partisi’nin (KKP) geçmişi, Türkiye
Komünist Emek Partisi’nin (TKEP) Kürt kolu olarak 1 Mayıs 1980’de
kurulan Kürt Özerk Örgütü’ne uzanıyor. Mart 1982’de toplanan KÖÖ,
kuruluş kongresinde partileşerek Kürdistan Komünist Partisi (KKP) adını
aldı. Partinin Genel Sekreterliğini ise Sinan Çiftyürek üstlendi.
1986’da diğer Merkez Komite üyeleri ile birlikte tutuklanan Çiftyürek,
1990’da cezaevinden çıktıktan sonra gerçekleşen 3. Genel Kongresi’nde
TKEP’den ayrılan KKP oluşumu içinde yer aldı.
2000’li yılların başında yasal bir siyasi parti kurma
çalışmalarının KKP içinde tartışmaya açılması ile birlikte Mezopotamya
Sosyalist Partisi (MESOP) Girişimi ile farklı siyasal geleneklerden
gelen sosyalistlerle görüşmeler gerçekleştirildi. Bu görüşmelerin
sonucunda, 21 Aralık 2011 tarihinde Özgürlük ve Sosyalizm Partisi (ÖSP)
kuruldu. Sinan Çiftyürek, Kurucu Genel Başkan olarak görev üstlendi.
ÖSP, 17 Kasım 2018’de gerçekleşen 3’üncü Genel Kongresi’nde ismini Kürdistan Komünist Partisi (KKP) olarak değiştirdi.
Programında “Ezen ve ezilen ulusların varlığı koşullarında
ve ulusumuzun kendi ulusal devletini kurma zorunluluğu nedeniyle
Türkiye komünist hareketi ile birbirini tamamlayan bir politik yönelimi
hedefler. İdeolojik-kuramsal üretimde ve politik mücadelesinde
Marksizm-Leninizmi rehber edinir” ifadelerinin yer aldığı parti, adında
yer alan “Kürdistan” ifadesi nedeniyle hakkında Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından kapatma davası açılan 4 partiden biri.
Yargıtay Başsavcılığı Şubat 2019’da, KKP ile birlikte
Kürdistan Demokrat Partisi-Türkiye (KDP-T), Kürdistan Sosyalist Partisi
(PSK) ve Kürdistan Özgürlük Partisi’nin (PAK) tüzük ve programının
Anayasası’nın 3, 68/4 ve Siyasi Partiler Kanunu’nun 78, 79/a, 80, 81,
82, 83 ve 96. maddelerine aykırı bölümler içerdiği gerekçesiyle
partilerin kapatılması talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. AYM,
partilerin itirazda bulunduğu bu başvuruya dair henüz kararını açıklamış
değil.
Sorunları bir tarafa bırakma zamanı
Uzun soluklu bir mücadele geleneğinden gelen KKP Genel
Başkanı Sinan Çiftyürek, Kürtlerin bugün ulusal ittifaklarını
sağlamaları konusunda “Kürdistan’ın bir sömürge olması, halkımızın baskı
altında olması, tüm ulusal demokratik taleplerinin, varlıkların dahi
yok sayılması başlı başına bir nedendir” diyor.
Parti olarak da Kürt ulusal ittifakına bu pencereden
baktıklarının altını çizen Çiftyürek, sıraladığı bu nedenlerden dolayı
Kürt siyasi partilerinin kendi aralarındaki sorunları artık bir kenara
bırakıp, yan yana gelerek iktidar hedefiyle ortaklaşmaları gerektiği
görüşünde.
Çiftyürek, özellikle bugün İran ve Amerika arasındaki
güncel sorunların yarattığı gerilim üzerinden Kürtlerin taraf olmaya
zorlanmasının Kürt ulusal birliğine olumsuz etki edeceği düşüncesine
sahip.
Amerika ve İran arasında Ortadoğu’da süren güç
savaşlarında komünist hareketlerin Batı’nın emperyal geçmişi nedeniyle
Amerikan karşıtı ve İran yanlısı tavrı ile birlikte Kürtleri
anti-emperyalistlik üzerinden İran yanlısı tutum almaya zorlayan
tutumlarını eleştiren Çiftyürek, Amerika’nın da İran’ın da ‘emperyalist’
birer ülke olduğunu kaydetti.
Kürtler taraf olmaya zorlanıyor
Çiftyürek, Kürtlerin ABD ve İran arasında taraf olmaya
zorlanmasını, ”Amerika ve İran arasındaki hegemonya savaşı, Irak
üzerinde başka bir noktaya evrildi. Kasım Süleymani’nin ve El
Mühendis’in öldürülmesi Kürtleri bambaşka bir noktaya zorluyor. Amerika
ile İran arasındaki hegemonya savaşı. Biri küresel emperyalist bir
devlet, diğeri ise bölgesel emperyalist devlet. Bu savaşta Kürtler bir
taraf olmaya zorlanıyor. Kimileri de anti-emperyalist yükü Kürtlerin
omzuna bindirmek istiyor. Amerika’nın karşısında, İran’ın yanında
durmaya zorluyorlar. Bu da önemli bir sorundur. Kürtlerin öncelikle
kendi aralarında ulusal bir ittifak kurmaları lazım. İran zaten mağdur
değildir, emperyalizme karşı savaşmıyor. Kürtlerin esasen Amerika ve
İran arasındaki çelişkileri gündemine alarak kendi ulusal çıkarlarına
göre hareket etmeleri gerekir. Kendi ulusal çıkarları için de acilen
Ulusal Kongre kuramıyorlarsa bile ortaklaşmaları, yakınlaşmaları lazım.
Son olay bir şeyi daha güncelleştirdi. Irak kurulurken zaten yapay bir
devlet. Şiistan, Sünnistan ve Kürdistan” sözleriyle değerlendiriyor.
Coğrafyanın emridir
Bu koşullar altında Kürt ulusal birliğinin hem Kürt
örgütleri arasındaki farklılıklar hem Kürt coğrafyasının dörde bölünmüş
olması hem de iç ve dış dengeler açısında ‘gerçekçi’ olmadığı yönündeki
kimi görüşler üzerinde duran Çiftyürek’in bu bakış açısında sahip kişi
ve örgütlere yanıtı şu: ”Kürt ulusal birliği gerçekçi midir? Buradan bir
tespit yaparak gitmemiz gerekir. Kürt ulusal birliği zorunludur. Kürt
ulusal partileri, büyüğüyle küçüğüyle ittifak yapmaya mahkumdurlar,
mecburdurlar. Bu, coğrafyanın emridir.”
Çiftyürek, bu görüşlerinin gerekçesini ise şöyle açıkladı:
”Bugün sokakta halka sorarsanız ‘Kürt halkının sorunu nedir?’ diye,
‘İttifak kurmaları lazım’ der. Bu gerçekçi midir? Sorunlar nelerdir? Biz
bunu hemen gerçekleştirebiliriz miyiz? Biz umutluyuz, kararlıyız. Biz
bu konuda bütün gücümüzü, çabamızı, faaliyetimizi, ağırlık merkezimizi
buna ayırdık. Ama temkinliyiz, yaşanmış tecrübelerimizden dolayı
temkinliyiz. Konsept farkı var aramızda, bundan dolayı temkinliyiz. Bu
konsept farkının getirdiği sorunlar var aramızda. Bu sadece bizimle A
partisi arasında değil, Güney ile Kuzey arasında başta olmak üzere 40
yıllık soğuk savaş yılları var. Biz bu duvardan bazı tuğlaların
indirildiğini ifade ettik. Şimdi bizim bu duvarı yıkmamız lazım ulusal
ittifak konusunda.
O nedenle; ‘Ulusal ittifakı uzun soluklu tartışacağız’
dedik. Bugün güncel sorunlarda tutum alalım, ulusal ittifak zamanımızı
alabilir, kalıcı olması bakımından. Şimdi içerde ve dışarda artan
saldırılara karşı öncelikle ortak tutum alınırsa sokakta birlikte
ıslanıp, birlikte ısınırsak kitabi olarak ulusal ittifakın zeminini
güçlendirebiliriz.”
Kürtlerin tarihsel trajedisi
Çiftyürek, 17. yüzyılda Şii yayılmacılığın temsilcisi İran
ve Sünni yayılmacılığının temsilcisi Osmanlı devleti arasındaki siyasi
rekabette taraf olmaları nedeniyle Kürtlerin sahip olduğu ülkelerinin
1639 yılında imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşmasıyla ikiye, Birinci Dünya
Savaşı sonrası Türkiye’nin kurucu anlaşması olan Lozan Antlaşması ile
dörde bölünmesini de ”Kürtlerin tarihsel trajedisi” olarak niteliyor.
Bugün benzer bir durumun yaşanması riski bulunması
nedeniyle ise Çiftyürek, şu uyarılarda bulunuyor: ”Siyaset üzerinde
yapılan basınç nedeniyle Kürt siyasetini karşı kutuplara itmesi,
Kürtlerin tarihsel trajedisidir. Önce Kasr-ı Şirin, sonra Kürdistan’ın
4’e bölünmesi işi şirazesinden çıkardı zaten. Dört parçaya bölünme,
Kürdistan’ın tarihsel trajedisini oluşturdu. Dün Şii-Sünni ayrışması
üzerinden bir Osmanlı bir de Fars İmparatorluğu arasında ikiye
bölündüler, sonra dörde bölündüler. Dördü arasında Kürtler tutum almaya
zorlanıyor. Şu an izliyoruz, bölgenin anti-emperyalist yükü Kürtlerin
sırtına bindirmek istiyorlar. Hangi zeminde? Kimi Şii Hilali, kimi Sünni
ittifakı zemininde bindirmek istiyor. Kürtler her ikisini de
reddetmelidir. Kürtler kendileri olmalılar, kendi ulusal çıkarlarını
düşünmeliler. Bölgesel, ülkesel ve 4 parça olarak kendi ulusal
çıkarlarını merkeze almalılar. Bu ulusal çıkarları kiminle yakınlaşmayı
gerektiriyorsa bunu esas almalılar. Bunun için de illaki başta büyük
partilerimiz olmak üzere bunları ortaklaşmaları gerekir. Kürt partileri
ortaklaşamıyorlarsa bile yakınlaşmaları gerekir. Bu kritik evrede
yakınlaşamıyorlarsa bile karşıt bir pozisyon almamaları gerekir. Kendi
ulusal çıkarlarını merkeze almaları lazım. Kürt ulusal demokratik
hareketi kesinlikle ve kesinlikle kendisi olma çizgisinde ısrar
etmelidir. Kürt halkı hiçbir zaman Şii ya da Sunni Hilali yanında ya da
karşısında bir tutum almak zorunda değildir. Kendi çıkarlarını öne
çıkarmalıdır.”
Hepimiz istekliyiz, hepimiz kararlıyız
12 Kürt partisinin ulusal birlik yolunda attığı önemli
adımlardan biri 24 Haziran 218 Genel Seçimlerinde oluşturdukları ‘seçim
ittifakı’ oldu. 31 Mart Yerel Seçimlerinde de sürdürülen bu ittifak
üzerinde duran Çiftyürek, ”Biz geçici olarak kendimize bir isim koyduk:
Kürdistan İttifak Çalışması. Bu ittifak, iki çalışmayı yürütüyor. Biri
kalıcı ulusal ittifak çalışmasını, diğeri de güncel sorunlara karşı
tutum alacak. Kalıcı ulusal ittifaka ilişkin hepimiz istekliyiz, hepimiz
kararlıyız. Çünkü üzerimizde hem coğrafyanın basıncı var hem de
halkımızın basıncı var” diye belirtti.
Çiftyürek de, kurulan seçim ittifakının ulusal birliğin
evrilmesi yolunda Kürt partileri arası kırmızı çizgilerin olmaması
gerektiği görüşünde. Bunun nedenlerini ise şöyle açıklıyor: ”Biz Kürtler
arası ittifakta kırmızı çizgi tabirini kullanmıyoruz. Partiler arası
kırmızı çizgiden ziyade bir araya geldiğimiz 10 partinin ortak bazı
çizgileri belirlemesi lazım. Bu 10 parti; ‘Biz ve sömürgeciler arasında
olmazsa olmaz şartımız budur’ demeli. Her birimiz kırmızı bir çizgi
ortaya koyarsak, bunun altından kalkamayız. Bunun için partilerimizin
kırmızı çizgi ile gelmemesi gerekir. Mümkün olduğu kadar uzlaşmacı
çizgiyle gelmeleri lazım.”
Çiftyürek’in Kürtleri anti-emperyalist tutum alamaya
çağıran diğer farklı uluslardaki yoldaşlarına da bir çağrısı var. O
çağrı ise şu: ”Vekiller arası süren savaş, devletler arası savaşa
dönüşebilir. Kürtler son derece dikkatli olmalıdır. Bizi eleştiren
sosyalistlere söylüyoruz: Kürt halkı tek başına antiemperyalist yükü
taşıyamaz. Kaldı ki Amerika karşısında, sizin yanında yer alın dediğiniz
anti-emperyalist değil, emperyalistin ta kendisidir.”
Yorumlar
Yorum Gönder