Mexmûr 6 aydır ablukada



Mexmûr Kampı’nda yaklaşık 12 bin kişi 6 aydır Güney Kürdistan yönetiminin ambargosu altında yaşam savaşı veriyor. Kampın Dış İlişkiler Komitesi’nden Polat Bozan, ”Türkiye, KDP eliyle kampı tasfiye etmek istiyor” dedi.

AHMET KANBAL-MÜJDAT CAN / MA/ŞIRNAK
Türk devletinin köy boşaltmaları sonucu 1993-95 yılları arasında Mexmûr Kampı’na yerleşen binlerce Kürt, 6 aydır ambargo altında. Halk açlıkla tehdit edilirken, Hewlêr Valiliği ve KDP yetkilileri kampın yönetiminin kendilerine bırakılmasını istiyor.
Hewlêr’de 17 Temmuz 2019 tarihinde bir restoranda Türk konsolosluk ve MİT elemanlarına yönelik eylemin ardından kampa giriş-çıkışlar yasaklandı. Uzun süredir hedefte olan kampa ilişkin Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da geçtiğimiz haftalarda ”Mahmur Kampı zaten uzun süredir bir terörist kampı niteliğindedir” açıklamasında bulunmuştu.

12 bin Kürt yaşıyor
Bugüne kadar sürekli ”kapatılma” tehdidiyle gündeme getirilen Mexmûr Kampı’nda, 1993-1995 yılları arasında köy yakmaları ve boşaltmaları ile koruculuk dayatmaları üzerine sınır kentleri olan Şırnak ve Hakkari’den göç etmek zorunda kalan yaklaşık 12 bin Kürt yaşıyor. Nüfusunun yarısından fazlasını çocukların oluşturduğu kamp, 1998 yılında Birleşmiş Milletler (BM) himayesine girdi.
Etruş’ta 3 ay sürdü


Mexmûr Kampı Dış İlişkiler Komitesi üyesi Polat Bozan, kampın neden sürekli hedef alındığı, 6 aydır devam eden ambargo ve sonuçlarını Mezopotamya Ajansı’na (MA) anlattı.  ”Daha önce 3 ay Etruş Kampı’nda 17 asker noktası etrafında çembere alındık. Üç ay boyunca giriş çıkışlar kapatıldı. Erzak verilmedi. Açlıkla terbiye edilmeye çalışıldı. İnsanlar ölümle burun buruna getirildi. Ancak ambargo moral gücünü etkilemedi. Çünkü halk neden ambargo uygulandığını çok iyi biliyor” dedi.

Özel savaş uygulamaları
Ambargonun sadece ekonomik bir mağduriyet yaratmadığını psikolojik olarak da halk üzerinde ciddi baskı kurulduğunu aktaran Bozan şöyle konuştu: ”Kampın uçaklarla vurulacağı yönünde bilgiler yayarak, halkın moralini etkilemeye çalışmaktalar. Bunu günlük yapıyorlar. ‘BM nezdinde sivil olmaktan çıktılar’ deniyor, yerel hükümeti kabul etmediğimiz şeklinde raporlar sunuluyor. Yardım kuruluşlarının geçişlerine izin verilmiyor, sendikaların ve insan hakları örgütlerinin kampa geliş gidişleri engelleniyor. Tamamen özel savaş uygulamaları bunlar.”
Kadınlar yolda doğum yapıyor
İnsanların seyahat ve sağlık haklarının engellendiğini dile getiren Bozan, ”Kürt kadınlarının kontrol noktalarında doğum yapmasına neden olunan bir durum ile karşı karşıyayız. Kürtlük adına, ulusal birlik adına, ahlak ve vicdan adına bir şey kalmamış” diyerek tepkisini dile getirdi.

KDP eliyle tasfiye amaçlanıyor
Mexmûr Kampı’nın ”tasfiye edilmesi gereken bir alan olarak” görüldüğünü söyleyen Bozan, Türkiye’nin bunu KDP eliyle hayata geçirmeyi hedeflediğini kaydetti. Konsolosluk çalışanlarına yönelik saldırının ise bahane olarak kullanıldığını söyleyen Bozan, ”Bu yalan üzerinden ambargoyu meşrulaştırma yaklaşımı oldu. KDP de kamp halkını kendine tehdit olarak görüyor. Ambargonun altında yatan temel hedef bu. Nihai hedef tasfiye etmektir. Hem BM hem de Irak hükümeti nezdinde kampın statüsünü ortadan kaldırmaktır” dedi.

Ambargoyla dağıtırız sanıyorlar
”Yerel hükümetin denetiminde onlarca mülteci kampı var. Hiçbir kampta tasfiyeye yönelik bir yönelim yok. Çünkü o kamplar yerel hükümetin denetiminde ve darmadağın bir şekilde. Hiçbir siyasi etkileri bulunmuyor. Fakat Mexmûr yarattığı etki ile hedef oluyor” diyen Bozan, ”‘Biz uzun bir süre ambargo uygulayarak bu kampı dağıtırız’ yaklaşımı içindeler. Ama kendilerini kandırıyorlar. Bu halk moralli ve gücünü kaybetmemiş” diye ekledi.

KDP diyaloğa kapalı
Ambargonun sonlandırılması için gerçekleştirdikleri girişimlerin sonuçsuz kaldığını kaydeden Bozan, ”Muhataplar yolu kapattıkları gibi diyalog yolunu da kapattılar. 3 ayı aşkın bir süre görüşmeyi kabul etmediler. BM ile görüşmelerimiz oldu. BM bunun haksız olduğunu ve girişimlerinin olduğunu söyledi. Diğer ulusal ve uluslararası insan hakları kurumları ile görüşmelerimiz oldu. Tüm kurumlar ambargonun hukuksuz olduğu konusunda ortak bir noktada buluştu. İnsan Hakları Gözlemevi, bu konuda yerel hükümeti eleştiren bir rapor da yayınladı. Ancak henüz ambargonun kaldırılması yönünde bir sonuç elde edemedik” dedi.

‘Yönetimi bırakmamızı istediler’
Hewlêr Valiliği ve KDP yetkililerinin kampın yönetimini kendilerine bırakmalarını istediğini söyleyen Bozan, ”Talep var olan konumunun dağıtılması. Irak hükümeti ile konuyu görüştüğümüzde bu şekilde bir talebin geçerli olmayacağı bize söylendi. BM de bu konuda tarafsız olduğunu iletti. Bu yaklaşımın yerel hükümetin, Türkiye hükümetinin baskıları sonucunda yapmak istediğinin yerel hükümet tarafından bize dayattığı bir yaklaşım olduğunu görüyoruz” diye konuştu.

Alternatifler aranıyor
Ambargonun yarattığı olumsuzlukları hafifletmek için çeşitli arayışların olduğunu aktaran Bozan, ”İşçi sendikası şeklinde bir komitemiz bulunuyor. Bu komite üzerinden de alternatif iş alanları aranıyor. DAİŞ’in bölgedeki varlığı ciddi tehdit, bu kampa karşı özel bir kinleri var. Bu nedenle alternatiflerin üretilmesi biraz zorlu ama oluşturulmaya çalışılıyor. Dayanışma, ambargonun günlük yaşama etkilerini az da olsa engelliyor” dedi.

Ambargoya karşı ittifak
Ambargonun kısa bir süre içerisinde sona ermesinin mümkün görünmediğini belirten Bozan ”Kürtler arasında bir ittifak gelişirse ya da siyasal güçler arasında olumlu bir yaklaşım olursa bizi de etkileyecek. Kürdistan bölgesindeki ulusal ittifak gelişirse ambargo kaldırılabilir. Kürt halkının tüm bu hukuksuzluklara karşı ses çıkarması lazım. Kürdistani kurum ve kuruluşlar da KDP’nin ulusal çizgiye gelmesi için baskı uygulamaları gerekmektedir. İnsan Hakları Gözlemevi tarafından yayınlanmış olan raporu sahiplenmeli. BM’nin de harekete geçmesi gerekiyor.”

Yorumlar