HİKMET ADAL / BİA/İSTANBUL
HDP Milletvekili Tuma Çelik, Süryanilerin yeniden
köylerine dönmelerinden rahatsızlık duyulduğunu belirterek, ”Süryaniler
mülksüzleştirilerek köylerinden kopartılmak isteniyor” dedi.
Mardin Nusaybin’de Süryanilere yönelik operasyon
sonrasında Rahip Aho (Sefer) Bileçen tutuklanırken, birlikte gözaltına
alınan Üçköy (Arkah) köyü muhtarı Jozef Yar ve diğer vatandaşlar adli
kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Halkların Demokratik Partisi’nin
(HDP) Süryani vekili Tuma Çelik’le operasyonu, süreci ve geri dönüşleri
konuştuk…
Süryanilerin son yıllarda kendi köylerine, topraklarına
olan ilgisinin arttığını, özellikle Kürt sorunun çözümünde barışçıl
yöntemlerin denendiği, çatışmaların olmadığı dönemlerde bu ilginin zirve
yaptığını hatırlatan Çelik, ”Süryaniler olarak 1978’de de benzer
olaylar yaşadık. Deyrulzafaran Manastır’na baskın yapılmış ve bir süre
Manastır kapatılmıştı. Yani her dönemde benzer şeyleri yaşadık.
Süryaniler 2000’li yıllardan bu yana yeniden ülkelerine dönmeye başladı
ve ülkelerini yeniden yaşanılabilir bir ortam yaratmaya çalıştı.
Restorasyonlar yapıldı, köyler yeniden inşa edildi, iş yerleri açtılar
yani, hayat kurmaya başladılar. Midyat’ta pizzacılar açıldı. Son iki
yıldır Mardin ve Midyat hiç olmadığı kadar yoğun bir ziyaretçi akını
yaşadı. Süryanilerin, ülkelerine ilgi göstermeleri bazı kesimlerin
gözünü korkuttu, rahatsız etti” dedi.
Mor Yakup Manastırı’nın da Süryaniler için önemli
manastırlardan biri olduğunu anımsatan Çelik, şöyle devam etti:
”Manastırın bulunduğu bölge; Süryanilerin İzla Dağı dedikleri Bagok
Dağı, 1228 metre yükseklikteki bir manastır. Manastırın bulunduğu bölge
Süryani köyleriyle çevrili. 2006’da restorasyonuna başlanan Manastır
2013’te ibadete açılarak yıllar sonra İzla (Bagok) Dağı’nda yeniden çan
sesleri yükselmeye başladı. Bütün bu gelişmeler Süryanilerin dünyasında
daha fazla yankı yapıyor. Unutulmamalıdır ki, memlekette rüzgar esse
bizde fırtına kopar. Demokrasi kırıntısı sayılabilecek her gelişme
Süryanilerin umutlarını yeniden yeşertirken, aksi durumda en ufak bir
sıkıntı çok büyük sorunlara ve korkulara neden olur.”
Devlet nüfusu azalttı
Türkiye’deki Süryani nüfusunun bilinçli devlet
politikaları eliyle giderek azaldığını; şu anda 23 bin kişilik bir
nüfustan söz ettiklerini vurgulayan Çelik, şöyle konuştu: ”Bu nüfusun
belki de 4 bine yakını Midyat ve çevresinde yaşıyor. Bu nüfus yaz
aylarında yüz binleri buluyor. Burada bir ibadethane ve din
görevlisinden söz ediyoruz. Rahip Aho’nun tutuklanmasının ardından
geçtiğimiz Pazar günü bu manastırda ilk kez ayin yapılamadı. Bu durum,
aynı zamanda Süryanilerin ibadet etme hakkına dönük bir müdahaledir.
Restorasyon çok zor
Türkiye’de bir din görevlisi bulundurmak, bir kilise,
manastır restore etmek oldukça zor şeyler. Psikolojik bariyerler var ve
bunlar hala devam ediyor. Türkiye’deki Hristiyanlar ibadet etmek için
kullandıkları, kullanacakları kiliseleri, cemaatler kendi ekonomik
imkanlarıyla restore ettiriyor ve bakımını yapıyor. Çok az da olsa bazı
yerlerde yerel yönetimlerin de desteği oluyor. Mor Yakup Kilisesi de
böyle restore edildi. Vakıflarımız kendi ekonomik imkanlarıyla, elden
ele toplanan paralarla ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyorlar.
Varlığını sürdürmesi için
Türkiye’de ruhban okulu yok. Heybeliada Ruhban Okulu, bir
sembol. Rumlar dışında, Süryanilerin ve Ermenilerin de bir ruhban okulu
yok. Ruhban olmak için insanlar yurtdışına gitmek zorunda kalıyor. Bu
nedenle hem maliyetli hem de zor bir süreç. Rahip Aho bütün bu
meşakkatli sürecin sonunda Mor Yakup Kilisesine geri döndü. İzla (Bagok)
Dağında cemaatine önderlik etti. Süryanilerin ibadet etme hürriyetini,
devletin sağlayamadığı, sağlamak istemediği, en temel hakkın sağlanması
için çalıştı. Bunlar bir dini topluluğun varlığını sürdürebilmesi için
oldukça önemlidir.
Ayasofya’dan eski bir yapı. İnsanlar neden Ayasofya’yı
görmek istiyorlar? Süryani manastırları da aynı saikle ayaktalar.
Yapısı, ruhanisi ve cemaatiyle eşine az rastlanır bir yer. Korumak,
kollamak, hassasiyet göstermek gerekiyor.”
Dosyada gizlilik kararı var
Rahip Bileçen’in tutuklanmasındaki iddialar ve
çarpıklıklara işaret eden Çelik, şunları paylaştı: ”Dosyada gizlilik
kararı olması sebebiyle çok sınırlı bir bilgimiz var. Avukatların
alamadığı bilgi yandaş medyada var. Biz de oradan okuduk. İddia odur ki,
bir itirafçı var ve manastırda kendilerine bir gece vakti yemek
verildiğini söylüyor. Ortada başka delil yok. Rahip Aho’nun yine yandaş
basında okuduğumuz ifadesinde ki yazılan şeylere karşı da kuşkuluyuz,
bir gece vakti elinde silah olan kişilere yemek verdiğini söylüyor. 1200
metre yükseklikte bir rahibin, bir gece vakti başka ne yapması
beklenir.
Zaten Rahip aynı soruşturmadan daha önce gözaltına alınıp
ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmış. Dolayısıyla şu anda yani
iki yıl sonra bir rahibe yapılanlar normal değil.
Benzer şeyleri yıllarca yaşadık. Süryani Dernekleri
Federasyonu’nun yaptığı araştırmalara göre, 90’larda 50’den fazla
Süryani faili meçhule kurban gitti. Köyler çatışma bölgesi haline geldi,
boşaltıldı.
Gözaltına alınanların diğer kişiler adli kontrol
uygulamasıyla serbest bırakıldı. Rahip Aho için de aynı tedbir
uygulanabilirdi. Tutuklamalar bir cezalandırma yöntemine dönüştü. Bir
rahibi, 24 saat yaşadığı manastırından ve cemaatinden sadece iki gün
ayrı bırakmak bir cezalandırma yöntemidir. Böyle yapılmayabilirdi.”
Sıkıntılar çözülemiyor
Söz konusu operasyonu, hükümetin Süryaniler üzerindeki bir
baskı politikası olarak değerlendirdiklerini belirten Çelik, şunları
altını çizdi: ”Süryanilerin yeniden köylerine dönmelerinden rahatsızlık
duyulduğu ortada. Mülkleriyle ilgili geçmişte yaşanan sıkıntılar ortada
ki halen devam ediyor. Mülk dediğimiz, insanların evleri.
Çocukluklarının geçtiği mahalleleri, tarlaları, bostanları. Yıllardır
bunlarla boğuşuyoruz. İbadethaneleri Diyanet’e devrettiler. Bu manastır
da o listedeki manastırlardan. Tepkiler olmazsa iadeleri mümkün olmazdı.
Halen iadesi gerçekleşmeyen onlarca mülk var. Süryaniler
mülksüzleştirilerek köylerinden kopartılmak isteniyor.
Ayrıca sadece Süryaniler açısından değil. Diğer Hristiyan
toplulukların karşı karşıya kaldığı sorunlara da bakıldığında yorum
yapmak kolaylaşıyor. Bakınız; Ermeni Patrik seçimine müdahale edildi,
yıllardır devam eden tepkilere rağmen vakıf seçimlerinin yapılmıyor,
Ruhban Okulu sıkıntısı çözülemiyor. Süryanilerin bir okulu yok ve
açılması için herhangi bir adım atılmıyor. Bunların hepsini
düşündüğümüzde bir sonuç çıkartabiliyoruz.”
Yorumlar
Yorum Gönder