Otizm bir hastalık olmadığından bir tedavi yöntemi de yoktur. Otizm ile mücadelede en büyük etken, doğru eğitimdir.
Otizmli çocuğu olan anne ve babalar her zaman çocuğun yanında pozitif olmalıdır, ailenin güçlü duruşu, çocuğun zihinsel sağlığı için önemlidir.
DÎLAN KARACADAĞ
Otizm, iletişim ve sosyal etkileşim sorunları, tekrarlayan
davranışlarla ortaya çıkan bir davranış, gelişim bozukluğu. Kimi
doktorlar otizmin hala bir hastalık olduğu konusunda ısrar etse de artık
dünyada otizm konusunda önemli yerlere gelmiş uzmanların yaptığı
araştırmalar bir hastalık olmadığı yönünde. Otizmli bireylerin ve
ailelerin toplumda yaşadığı sorunların azalması için bu konuda
bilgilenmek ve farkındalık oluşturmak önemli. ”Otizmi tedavi etmek
yerine otizmli kişilerin daha sağlıklı ve mutlu hayatlar yaşaması için
yollar, eğitimler ve terapiler geliştirmeye odaklanmak gerekiyor” diyen
Psikolojik Danışman Timur Mehmet ile otizmli çocuğu olan ailelerin nasıl
bir yol çizmesi gerektiği, bu çocuklarla iletişimin en sağlıklı hali,
otizmin özellikleri/belirtileri, özünde otizmin ve türlerinin ne olduğu
vb. detaylar üzerine konuştuk.
Otizmi bir hastalık olarak tanımlamak doğru mudur?
Otizmin bir hastalık olarak tanımlanması doğru değil.
Yanlış biliniyor ve tam olarak da problemin neden kaynaklandığı
bilinmiyor. Bu konuda hala kesin veriler sunulmadığından dolayı tek
bilinen bilimsel veri; nörolojik gelişimsel bir bozukluk olarak
problemin ortaya çıktığıdır.
Otizm tedavi edilebilir mi?
Otizm bir hastalık olmadığından bir tedavi yöntemi de
yoktur. Otizm ile mücadelede en büyük etken, doğru eğitimdir. Otizm ile
diğer bireylerin arasındaki makas aralığını kapatacak olan tek çalışma,
(problemin özgünlüğüne göre değişir) iş birliğine dayalı sıkı eğitim ve
beslenme programlarıdır. Otizm spektrum bozukluğu, yaşam boyu süren
karmaşık, gelişimsel bir bozukluktur. Erken tanı ve doğru tedaviler ile
çocuğunuzdaki otizm belirtileri kısmen veya tamamen düzelebilir.
Otizmin en önemli tedavisi “bireye özel hazırlanmış özel
eğitim seansları”dır. Temel problem sosyal iletişim alanında olduğundan,
özel eğitim seanslarında diğer gerilik alanları (ince motor, kaba motor
gibi) çalışılsa da en önemli yoğunluk sosyal iletişimi artırma
çalışmalarında olmalıdır. Uygulanan bireysel eğitim seansları evde
ebeveynler tarafından desteklenmeli, çocuğun aldığı uyaran ve eğitim
süresi mümkün olduğunca uzun tutulmalıdır.
Otizmde bir kromozom üzerindeki bazı genlerin bir
bölümünün ”silindiği”nin tespit edildiği dolayısıyla bunun 27 geni
etkilendiği bildiriliyor. Öncelikle bu bilgi doğru mu? Doğruysa bu kişi
davranışını nasıl etkiliyor?
Yukarıda da belirttiğim gibi; otizmle ilgili günümüzde
hala somut bir veri sunulmadı henüz. Bilinen bir gerçek varsa o da
otizmin varlığıdır. Otizm bireylerin kişilik ve davranış özellikleri
etkileri otizmin şiddetine oranla değişmekte. Bazı otizmli bireylerde
saldırgan davranışlar görülürken bazıları tamamen içe kapanık ve
iletişim azlığı şeklinde farklılıklar gösterebilir. Bazılarında
tekrarlayan davranışlar, bazılarında agresif davranışsal sorun olarak
karşımıza çıkar (ısırma, tükürme gibi) Bunu daha da örneklendirebiliriz.
Otizm doğuştan değil de sonradan oluşabilir mi? Örneğin aşıların otizme yol açtığı iddia edilmişti…
Bu alanda çalışmaya başladığımda söz konusu iddia otizmle
ilgili yazınsal çalışmalarda karşıma çıkmıştı. Aklımda kaldığı kadarıyla
ortaya atılan teori tamamen bir komplo teorisiydi. Araştırmayı yapan ve
ortaya atan doktorun daha sonrasında meslek yaşamı yasaklanmış
doktorluk ünvanı elinden alınmıştı. Yine değinmek gerekirse iddia;
kızamık, kızamıkçık, kabakulak, karma aşısı ile otizm arasında bir
bağlantı olma ihtimalini öne süren bilimsel bir bir makale
yayınlanmasıyla başladı…
Otizmli çocukların en belirgin özellikleri neler?
Otizmin belirgin özelliği birkaç başlıkla toparlamak
aslında problemi dar alanda görmek olur ama yinede birkaç genel hattan
bahsedecek olursak; otizm diğer insanlarla iletişim azlığı, azalmış
sosyal etkileşim, empati yoksunluğu, zayıflamış iletişim yetileri, göz
kontağı kuramama, tekrarlayan davranış örnekleri ile kendisini gösteren
nörolojik bir gelişimsel bozukluk. Bazen bizlerde bile otistik uzantılar
mevcuttur. Örneğin; hareket eden, dönen cisimlere uzun süre bakmak ya
da düzenli olan birisinin düzeni bozulduğunda aşırı tepki vermesi gibi.
Otizmli çocukların belirgin özelliklerini birkaç başlık da ifade edecek olursak;
- Sosyal etkileşim sorunları
- İletişim sorunları
- Sınırlı/yinelenen ilgi ve davranışlar
- Göz kontağı kuramama
Son dönem otizm sinema ve televizyonda daha görünür oldu. Sizce bu karakterler ne kadar doğruyu yansıtıyor?
Dizilerdeki otizmli karakterler bir kaç özellik dışında
gerçeği hiçbir şekilde yansıtmıyor. Bahsedildiği ya da gösterildiği gibi
değil. Herkes o diziyi izler ve onlara sempati duyar ama kimse otizmli
bir çocuğun kendi çocuğunun sınıfında olmasını istemez. Toplumsal
farkındalık açısından belki otizmi konuşturabilir ama gerçek yaşamda
karşılığı ne yazıkki yoktur.
Diziler bu boyutta ailelere çabasız bir umut aşılıyor.
Hatta otizmli bir öğrencinin annesi ile aramda geçen bir konuşmayı örnek
verebilirim. Psikiyatri raporu yaklaşık yüzde 90’ı mentali olan 17
yaşındaki öğrencimin annesiyle, kendisiyle 3-4 ay sadece
davranış çalışmaya devam ederken “çocuğum bir gün konuşacak”
demesi, tamamen bahsettiğiniz dizilerin aileler üzerinde olumsuz bir
umut verme durumudur.
Otizmli çocukların “dahiyane” özellikleri
varmış gibi yansıtılıyor. Böylesi karakteristik özellikleri olan otizmli
kişiliklerin toplumda yerinin daha özel olması gerekmez mi?
Otizmin bir renk olduğunu varsayalım. Bu renk herkeste
farklıdır. Evet bazı otizmli çocukların zeka boyutları aşırı derece
şaşırtıcı olabiliyor; özellikle hoşuna giden, ilgi alanlarına giren
bilgi ve çalışmaları kolay hatırlarlar ama bu hepsinde böyle mi diye
sorarsanız tabiiki de hayır. Bazı otizmli bireylerde aşırı mental
problemler mevcut. Hatta çoğunda bu var ama toplumunuz bu kısmı
görmezden gelerek sadece “dahiyane” olan tarafıyla ele alıyor.
Yine kendi öğrencimden örnek vereceğim; otizmli olan
öğrencim dinazorun tüm özelliklerini biliyor; her detayına kadar ve
Latince isimlerine kadar. Bunu bilmek için sabah akşam ezber yapmanız
gerekir ama bu çocuk için bir kez okuması yeterliydi. Ama derse ara
verdiğimizde sosyal yönü çok zayıf. Örneğin, kadın öğretmene “evli
misin” sorusundan sonra akşam “kocanla sevişiyor musun” sorusunu
sorabiliyor.
Yani filmlerde gördüğümüz otizmli örneklerde olduğu gibi
spektrumda yer alan tüm bireylerin olağanüstü, sanatsal, müzikal ya da
matematiksel yeteneklere sahip olduğunu düşünmüşüzdür. Oysa gerçek
spektrum bozukluğunun sadece yüzde 10’u bu yeteneklere sahip olabiliyor.
Bu yüzde 10’a girip tarihten adına soz ettiren önemli
bilim ve sanat kişilikleri de var. Örneğin; Nikola Tesla, Vincent van
Gogh ve daha onlarcası…
Otizmin aşamaları var mı?
Otizmin aşamalarından çok türleri var (asperger, ret,
ygb). Türlerine bağlı olarak eğitim modeli uygulanmalı. Bir makas
düşünün; normal hayatta otizmli hayat makasın ağzı ne kadar büyükse
bozukluğun şiddeti o kadar büyüktür, ne kadar az ise o kadar otizm
etkileri azdır, bu makas aralığı sadece eğitimle kapanabilir. Yani
özetle otizmin bir aşaması yoktur fakat uygulanacak eğitimin bir aşaması
vardır; nereden başlayacağız, aile boyutu, zaman boyutu, sıralanışı.
Bunların hepsi birer aşama ve tabii ki de vaktinde yapılması gerekir.
Otizm genetik mi? Akraba evliliği ile bağlantısı var mı?
Otizmin nedeni günümüzde hala bilinmemekle birlikte
genetik temelleri olabileceği, çevresel faktörlerle tetiklendiği görüşü
hakimdir. Akraba evliliği, bazı çekinik genlerin baskın hale gelmesine
neden olabilir. Otizm genetiktir, sonradan oluşan bir bozukluk değildir.
Akraba evliliğinin bir sonucu değildir, ancak otizme yakın
mutasyonlarımız olabilir ancak kesin değildir. Son dönem
endüstrilileşmenin otizm spektrum üzerinde etkisi olabildiği tahmin
ediliyor. Hava ve su kirliliği bunlardan ikisidir. Ama hala bazı
çalışmalar yüzde-yüz sonuç vermiyor.
Ailenin duruşu önemli
Otizm tam olarak tedavi edilmese de anne ve babalar
unutmamalıdır ki pek çok otizmli birey doğru eğitim ve erken tedavi
yolları ile sorunsuz ve sağlıklı bir hayat geçirebilir.
Otizmli çocuğu olan ebeveynler nasıl bir yol izlemeli? “Kabule geçme” sürecini nasıl kolaylaştırabilirler?
Otizmli çocuğa teşhis ve tanı konulurken ebeveynlerin
durumu anlayış biçimi kısmı uzun kısmıdır; kısa sürede durumu
kabullenmeye çalışmalı. Başlangıçta çoğu aile şok geçirir. Sonrasında
ise durumdan kaçmaya çalışırlar, inkar ederler hatta bazı ebeveynler
birbirlerini suçlar. Kabulleniş onlar için içten içe zordur. Kabullenme
ve uyum sürecinden sonra “ne yapabilirim” soruna cevap bulmaları
gerekir. Bu konuda rehberlik almaları onlar için daha doğru bir yol
olacaktır. Otizmi tanıma, çocuğunun otizm derecesini öğrenme, hangi tür
otizm olduğunu öğrenme gibi adımlar atılmalı. Bu konularda iyi bir bilgi
sahibi olduğunda ise eğitim devresi başlatılmalı. Kurum ve
kuruluşlardan bu konu ile ilgi detaylı ve bireye özgün eğitim eylem
planı oluşturulmalı.
çocuklarına otizm tanısı konulan anne ve babalar büyük
üzüntü yaşayabilir, bu gibi durumlarda psikolojik destek almak hem
faydalı hem de yönlendirici olmaktadır. Otizmli çocuğu olan anne ve
babalar her zaman kendilerine iyi bakmalı ve çocuğun yanında pozitif
olmalıdır, ailenin güçlü duruşu, çocuğun zihinsel sağlığı için
önemlidir. Eğer çocuğu olumlu etkiliyorsa, zararsız rutine binmiş
davranışlara müsaade etmek ve bunlara uyumlu hareket etmek fayda sağlar.
çocuk ile ilgili her sorun için edinilmesi gereken bilgi
uzman kişilerden ve güvenilir kaynaklardan alınmalıdır, aksi taktirde
durumu daha kötüye taşıyacak sonuçlar doğabilir.
Otizmli çocuğu olan diğer ailelerin bulunduğu destek
grupları ile irtibat halinde olmak her zaman fayda sağlayabilir. çocuğun
eğitim sürecinin iyi bir takip altına alınması gerekir. Aileler sürekli
bu sürece dahil olmalı ve çocuğun zihinsel gelişiminin önünü açmalıdır.
Anne ve babalar çocuklarının zihinsel gelişim sınırının
farkına varmalı ve buna göre tutum sergilemelidir. Otizm tam olarak
tedavi edilmese de anne ve babalar unutmamalıdır ki pek çok otizmli
birey doğru eğitim ve erken tedavi yolları ile sorunsuz ve sağlıklı bir
hayat geçirebilir.
Otizmli bir biriyle iletişimde nelere dikkat edilmeli, nasıl davranmalı?
Otizmli bir bireyle tanışmak ve iletişime girmek farklılık
gösterir. Aileler de dahil birçok insan onlarla iletişim kurarken
zorluk yaşar. İletişim kurmanın en kolay yolu ona uygun oyun veya
oyuncağı bulmaktır. Tabii bunu yaparken şunlar da göz ardı edilmemeli:
- Basit ifadeler kullanılmalı
- Jest ve mimiklerinizi kullanın
- çok soru sormadan dikkatini çekin.
Bunlar artırabilir; çocuğun özgün duruma göre yaklaşım biçimleri farklılık gösterebilir.
İstatistiklere göre dünyada, Avrupa’da ve Türkiye’de
otizmli çocuk sayısı ne kadar? Giderek artan mı yoksa giderek daha
görünür olan bir durum mu var?
Yapılan araştırmalara göre dünyada 59 çocuktan 1’inde
otizm görülür. Erkek çocuklarında kız çocuklarına oranla 3,4 kat fazla
görülür. Kız çocuklarında çoğunlukla ret sendromu görülür. Erkek
çocuklarında 54 kişiden 1’inde görülme olasılığı daha fazla. (Kaynak:
Amerikan Sağlık Bakanlığı)
Son yıllarda bilinen bir yanlış; bunun yeni bir şey
olduğu. Otizm yaşamımızda hep vardı ama teşhis ve tanısı farklı olduğu
için “deli” diye nitelendirildi. Son yıllarda teşhisin konulması ile
bize bazı sayılar sunuldu. Sayısal oranda arttığı sonucunu ise elde
edilen verilere göre ele alıyoruz.
Neden artıyor?
Son on yılda otizm teşhisi konan çocuk sayısındaki aşırı
artışı gören uzmanlar otizmi tetikleyen nedenlerle ilgili daha geniş
kapsamlı bir araştırma yapılması gerektiği üzerinde duruyor. Ancak
yapılan araştırmalar artışı tek bir nedene bağlayamıyor.
Hamilelikte otizm riski ne zaman artar?
Otizm riski anne yaşı ile birlikte artıyor. İleri yaş
gebeliğinde; yani anne yaşı yükseldikçe çocuğun otizmli olma riski de
artıyor. 40 yaş ve üzeri annelerin otizmli bir çocuğa sahip olma riski
yüzde 77 iken, 25 yaşındaki bir annenin otizmli bir çocuk doğurma riski
çok daha düşüktür.
Timur Mehmet kimdir?
Psikolojik Danışman Timur Mehmet, 1992 Muş/Malazgirt
doğumlu. Oyun terapisti, zeka testi uygulayıcısı ve eğitim
koordinatörlüğü yapan Mehmet, siyasal nedenlerden ötürü hukuki sorunlar
yaşayınca yurtdışına çıkmak zorunda kaldı.
Yorumlar
Yorum Gönder