Uyarılar ciddiye alınmadı


Elazığ depremini aylar öncesinden bilen Prof. Dr. Naci Görür, uyarılarının hiçbir biçimde dikkate alınmadığını ve bir risk yönetiminin olmadığını vurguladı. Jeofizik mühendisi Savaş Karabulut ise tehlikenin can kaybına dönüşmesinin alınmayan önlemlerden kaynaklandığını ifade etti.
Deprem uzmanlarına göre, bu deprem bekleniyordu ve başka depremler de bekleniyor. Ancak iktidar, uyarıları ciddiye almadığı gibi deprem için topladığı vergileri ve oluşturulan fonu da hortumluyor.

CNN Türk’te 6 Ekim 2019’da katıldığı bir programda Doğu Anadolu Fay Hattı’ndaki gerilime dikkat çekip, Elazığ Sivrice’nin adını verip buralarda deprem ihtimalinin çok yüksek olduğu yönündeki uyarısı dünden bu yana konuşulan deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür, Mezopotamya Ajansı’na (MA) değerlendirmede bulundu. Türkiye’de deprem olduktan sonra gerekli kurtarma çalışmalarının iyi yapıldığını, ancak “Deprem olsun ondan sonra elimizden geleni yaparız” anlayışının doğru bir anlayış olmadığını söyledi. Doğru olan yöntemin risk yönetimi yapmak olduğunu vurgulayan Görür, “Depremlerin nerede ve ne büyüklükte olacağı konusunda belli periyotlar vermek mümkün. Buralar belliyken merkezi ve yerel yöneticilerin bu bilgiler ışığında belirli bir plan etrafında araştırma yapıp, zarar azaltıcı önlemleri almaları lazım. Doğru olan budur. Bu yapılırsa bir yararı olur. Ama bizim böyle bir alışkanlığımız yok. Biz de deprem olduğu zaman korkuyoruz, sokağa çıkıyoruz, biraz üzülme ve ağlıyoruz. Halbuki yetkililer bize sormuş olsaydı bizler bu bölgelerde bu büyüklükte depremlerin olacağını söylerdik. Nitekim ben 2002’den beri bu bölgelerde depremlerin olacağını söylemiştim ve söylemeye devam ediyorum” dedi.

Uzman uyarılarının ciddiye alınmadığını ifade eden Görür, “Oysaki belirli program ve planlamalar ile belirli bir bütçe koyarak sürekli sürdürülebilir bir şekilde zarar azaltıcı önlemler alabilirdik. Fay hattı boyunca olan kırsal kesimlerde olan evleri ona göre yapardık. Tezek ve kerpiçten ve yığma yapılmış evler var. Bunların yıkılacağı zaten belli valilik, belediyeler ve merkezi hükümet ciddiye alıp belli bir planla yapmış olsaydı bu gün daha az kaybımız olurdu. Bunu bir türlü beceremiyoruz” şeklinde konuştu.

Fay hattı, hala aktif
 Doğu Anadolu Fay hattının Bingöl Karlıova’dan başlayıp Hatay’a kadar devam eden sol yönlü doğrultu atım mekanizmasına sahip olup, Kuzey Anadolu’dan sonra en tehlikeli fay zonlarından biri olduğunu söyleyen jeofizik mühendisi Savaş Karabulut ise “Uzun bir süredir uykuda olan Doğu Anadolu Fay zonu meydana gelen depremle tekrar aktif olduğunu hatırlatmıştır. Son yüzyılda Doğu Anadolu fayı üzerinde meydana gelmiş deprem sayısı azdır. Genel olarak 6 büyüklüğünden depremler meydana gelmektedir. Karlıova-Bingöl, Palu-Hazar, Hazar-Sincik, Çelikhan-Gölbaşı, Gölbaşı-Türkoğlu ve Türkoğlu-Antakya segmentleridir. Bu kollar üzerinde sismik boşluklar bulunmaktadır” dedi.

Alınmayan önlemler öldürüyor
 Yaşanan her doğal afetin tehlikeli olduğuna değinen Karabulut, tehlikenin can kaybına dönüşmesinin alınmayan önlemlerden kaynaklandığını ifade etti. Deprem ve doğal afetlere karşı önlemlerin alınmasının kamunun sorumluluğunda olduğunu ifade eden Karabulut, şöyle devam etti: “Yapı stokunu güvenli kılma anayasal bir görev olarak bakanlık, AFAD ve belediyelere verilmiştir. Doğu Anadolu bölgesindeki yapı stokunun niteliği İstanbul’da yapılan yapılarla kıyaslandığında çok daha kötüdür. Merkezi yerleşim alanları dışında köylerde çoğunlukla kerpiç ve karkas türü yapılar olması ve bu yapıların çıkarılan yasalarla yenilenmemesi hasarı arttıran önemli unsurlar olarak karşımıza çıkıyor.”

Depreme hazırlık yok
Depremde iktidarın almadığı önlemleri eleştirenlerin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından aba altında sopa gösterilerek tehdit edildiğini belirten Karabulut, “Bugün bu depremden sonra can kaybının ne kadar az olduğu, yıkılan binaların ne kadar az olduğunu söyleyip, durumu kurtarma çabasına giren yöneticiler, sorumluluklarını üzerinden atmak dışında yine bir iş yapmadıklarını kabul etmektedirler. Elazığ, Tunceli, Malatya, Adıyaman, Bingöl ve Diyarbakır’da deprem kuvvetli şekilde hissedilmiş ve köylerinde can kaybı yaratacak ve yapılara ciddi hasarlar verecek bir deprem özelliğindedir. Soğuk hava koşullarında artçı depremlerin devam etmesi, evlerinden hasar olanların kesinlikle yapılarına girmemelerini gerektirmektedir. Bir problemde kötü hava koşullarından dolayı köylere ulaşılamamasından dolayı can kaybının arttırıyor. Sonuç olarak yönetimsel güç bir depreme daha hazırlıksız yakalanmıştır.”

Oldu ama bitmiyor
Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz ise ‘oldu da bitti’ gibi bir durumun söz konusu olmadığını ifade ederek, şunları söyledi: ”Birçok bölgesinde deprem beklentisi var. Dolayısıyla önlem almak her zaman için geç kalınmamış bir eylem. Bu önlemlerin başında kentsel dönüşüm geliyor. Kentsel dönüşüm dediğimiz şey, yapıların değişen kurallara göre yeniden yapılması demek. Yani bugün 1975-88 yönetmeliklerine göre yapılan binalara sahibiz. Bu yıl yeni bir yönetmeliğe geçtik, dolayısıyla yapıların depreme hazır olup olmadığını bugünkü yönetmeliklere göre test edip binaları hazır hale getirmek gerekiyor. Bu hem yaşadığımız binalar, hem kamu binaları hem de altyapılar için geçerli. Evet, bunlar için geç kalındı belki ama geç kaldık diye vazgeçmek gibi bir şey söz konusu olamaz. Kanal İstanbul’un bir önceliği yok. Dolayısıyla oraya harcanacak para depreme hazırlık olarak kullanılmalı ama bu bir siyasi tercih. Eğer Kanal İstanbul’u yapacak paramız varsa, bu bütçeyle Türkiye ciddi anlamda depreme hazır bir hale getirilebilir.”

Deprem fonu harcanmasaydı
Jeofizik Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Ahmet Ercan, 50 milyar lira biriken deprem fonunun duble yollara harcanmasının ne kadar hatalı olduğunun görüldüğünü vurgulayarak, ”6’ya varan artçı depremler gelecek hafta yoğun olabilir. Etkisi aylarca sürecektir. 50 yıllık deneyimlerime bakacak olursam, arkasından daha büyük depremin gelmesi benim için şaşırtıcı olur. Ama artçı depremler yıkıcı olur. 6.8’lik deprem güçlü duyumsanmıştır, bunun yerde oluşturduğu kırık boyu 30-40 km olması beklenmekte” dedi.

Beklenen bir depremdi
Deprem Uzmanı Prof. Şükrü Ersoy, Elazığ’da daha önce bir deprem olduğunu hatırlatarak, şunları kaydetti: ”Bu bölgenin kritik olduğunu söylemiştim. Doğal yolu fay hattının gerilimi yüksek bir bölge. Böyle bir depremin olabileceği hakimdi. Doğu Anadolu’da uzun süreden beri bir deprem yoktu. Beklenen bir depremdi. Ama bu deprem önemli. Yer kabuğunu kırmış olabilir. Bu anlamda da büyük bir enerji boşaldı.”
ELAZIĞ

Öncekinde önlem alınmadı, Çevrimtaş enkaza döndü

Depremde 13 hanesinden 4’ü enkaza dönen ve 2 kişinin yaşamını yitirdiği Çevrimtaş Mahallesi’nde, 2007’de benzer bir depremin yaşandığı ve hasar gören evlerde önlem alınmadığı öğrenildi.
Depremin merkez üssü Sivrice’den Çevrimtaş’a giden tali yol, deprem sonucunda yol boyunca heyelan meydana geldi. Çatlamalar ve kayaların düşmesi sonucu birçok noktada kapanan yol, köye ulaşımı zorlaştırıyor.  Artçı depremlerinde merkez üssü olan köyde bulunan 13 haneden 4’ü, tamamen enkaza döndü. Geriye kalan diğer hanelerde kullanılamaz hale geldi. Saatler süren zorlu yolculuk ardından ulaştığımız köyde, enkaz altında kalan Zeki Ertaş ve Ramazan Ertaş’ın yaşamını yitirdiğini öğreniyoruz. Komşu köyde, yaşamını yitiren Ramazan Ertaş’ın, 2007 yılında köyde meydana gelen depremde evinin hasar gördüğü ve aynı evde önlem alınmadan yaşamaya devam ettiği konuşuluyor. Ayrıca geçtiğimiz yıl Nisan ayında korkutan bir depremin daha yaşandığı belirtildi.
Neredeyse kimsenin kalmadığı köyde, yardım için gelen askerler ve AFAD ekipleri bulunuyor. Köyde meydana gelen depremle ilgili bilgi aldığımız Jandarma Özel Hareket Yüzbaşı, depremin meydana gelmesiyle birlikte zor şartlar altında bir saat sonra köye ulaştıklarını ve AFAD ekipleriyle birlikte enkaz altında kalan köylüleri kurtardıklarını anlattı.


Muhtar, yüzbaşıyı yalanladı
 Daha sonra görüştüğümüz ve aynı zamanda evi hasar gören köy muhtarı Ramazan Alparslan, meydana gelen deprem ardından yaşadıklarını anlatarak, asker ve AFAD ekiplerinin depremden 4 saat sonra köye geldiklerini, enkaz altında kalan köylüleri de kendi imkanlarıyla çıkardıklarını söyledi. Alparslan, deprem ardından yaşananları şöyle anlattı: “Deprem olunca dışarıya çıktık, aşağı mahalleye gittik. Orada Zeki Ertaş göçük altında kalmıştı. Komşularımızın yardımıyla ses verdiği için onu kurtarabildik. Yaşar Güçlü’yü kepçe yardımıyla çıkardığımız zaman vefat etmişti. Ramazan Ertaş’ı da çocuklarıyla birlikte göçükten çıkardık. Orada 4 ev yıkıldı. Geriye kalan da tahrip oldu. Ramazan Ertaş vefat etti. Burada da 3 ev yıkıldı, başka köylerde de Turgut Özdemir, Yılmaz Kartalkaya ile annesi Ferinaz’ı da evlerinden aldık.”
Köyde 2007 yılında benzer bir depremin yaşandığını belirten Alparslan, “2007’de Nisan ayında deprem oldu. AFAD ekipleri ve askerler, heyelanın yolu kapattığı gerekçesiyle geç geldiklerini söylediler. Burada zaman kaybımız oldu. Zaman kaybı yaşanmasaydı, belki bu kadar ölüm yaşanmazdı” dedi.
Çok sayıda hayvanın enkaz altında bulunduğunu aktaran Alparslan, köydeki bütün evlerin hasar gördüğünü ve can güvenliklerinin bulunmadığını söyledi.

Yorumlar