Erdoğan 2011 yılında “Çılgın proje” olarak gündeme getirip
uzun süredir ağzına almadığı “Kanal İstanbul” projesini yeniden gündeme
getirmiş bulunuyor. Ortada bunca sıcak gündem maddesi varken bu konu
bir gündem saptırması olarak mı kullanılıyor yoksa Erdoğan ciddi olarak
bunu gerçekleştirmek mi istiyor?
Basına yansıyan bilgilere bakarsak Erdoğan diktasının
kanalın yapılması için her yöntemle saldırıya geçtiği görülüyor.
Özellikle Erdoğan medyası muhalif kişi ve kurumları susturmak için kinle
saldırıyor. Erdoğan bir yandan projeyi gündemde tutmaya çalışırken bir
yandan da gerçek gündem maddelerini geriye itiyor. Erdoğan buna mecbur.
Çünkü AKP dediğiniz bir siyasi parti değil bir mafya çetesi gibidir.
Etrafına topladığı çapulcuları ancak böyle bir arada tutabilir.
Kanal projesi büyük olduğu kadar, çok büyük bir rant,
soygun, talan ve çevre yıkımı girişimidir. Sadece İstanbul’u değil bütün
vatandaşları ilgilendiriyor. Bu projenin tarihi, coğrafi, ekonomik,
siyasi, kültürel ve ekolojik birçok boyutu vardır. Ancak bunların
tartışılmasına bile izin verilmemektedir. Bir oldu-bitti ile halkın
sırtına büyük bir yük bindirilmektedir. Bu kanalın yükünü sadece
İstanbullular değil, bütün vatandaşlar hatta çocukları, torunları bile
çekecektir. Bu nedenle bu projeye karşı halkın direnişi boşuna değildir.
Bu bir parti meselesi değil, bütün vatandaşların geleceği meselesidir.
Bu proje ilk ortaya atıldığı 2011 yılından beri bu
bölgedeki bütün arazi hareketliliği incelenmeli ve kimlerin ne kadar
arazi alıp sattığı ortaya çıkarılmalıdır.
Uzman kişilerin ve kuruluşların ortaya koyduğu sorular ve
cevapları titizlikle incelenip halka açıklanmalıdır. Bu projenin
bölgedeki olası olumsuz etkileri, yol açacağı değişiklikler, yaratacağı
tehdit ve tehlikeler ortaya konulmalıdır.
AKP elebaşıları müflis batakçı bir zenginin hayırsız
evlatları gibidir. Vur patlasın, çal oynasın zihniyetiyle kapkaççı bir
yaşam sürmektedirler. Bu kafayla önce vatanı sattılar. Halkın yüz yıllık
birikimi olan fabrikaları, kamu kuruluşlarını yani vatanı sattılar
yetmedi, yabancılara vatandaşlık satmaya başladılar. Şimdi de vatanın ve
vatandaşların geleceğini satıyorlar.
Yabancı kapitalistler durumu şüpheli gördükleri için bir
de kar garantisi istiyor. ‘Yap işlet devret’ dedikleri modele bir de kar
garantisi eklediler. Köprüden, otoyollardan geçen az da olsa geçmiş
gibi halkın cebinden para ödeniyor. “Ben hiç geçmiyorum” demeyin.
Geçmeyen de ödüyor. Yani halk soyuluyor, hatta halkın malı, varlığı,
geleceği gasp ediliyor.
Gezi Parkı direnişi kısa sürede tüm İstanbul’u, hatta
Türkiye’yi sarmış ve yurtdışına da yansımıştı. Kanal İstanbul çok daha
büyük bir yıkım demektir. Gezi Parkı direnişinden çok daha büyük bir
direnişin gündeme gelmesi mümkündür.
Uzmanlar bu kanal projesiyle çok ciddi risklere yol
açılacağını söylüyor. Ekolojik dengenin bozulması sonucu neler olacağı
tam olarak belli bile değil. Çünkü ÇED raporları da Erdoğan’ın keyfine
göre değiştiriliyor.
Deprem tehlikesi, su baskınları, susuzluk ve çölleşme olasılıkları çok yüksek.
Daha önceki hızlı tren, otoyol, HES ve RES inşaatlarından,
altın arama ruhsatlarından hırsızlıkları, sorumsuzlukları, hatta
ihanetleri tescilli olan bir iktidarla karşı karşıyayız.
Bu Kanal İstanbul projesinin yaratacağı hasarın sonradan
telafisi de mümkün görünmüyor. Uzmanlar bu riskleri bütün ayrıntılarıyla
dile getiriyorlar. Bu görüşlerin kamuoyunda yeteri kadar tartışılmadan
Ankara’da masa başında verilen kararlarla bir oldu-bitti yapılıyor.
Bu işin bir de kültürel boyutu var. Kanal yapılırsa
İstanbul’un edebiyatı, müziği, şarkıları da değişecektir. İstanbul
üzerine yazılmış o kadar çok hikaye, şiir, şarkı var ki bir çoğu tarih
olacak ve yerlerine yenilerinin yazılması gerekecek. Ben de buna
yanarım.
Mesela “Kız sen İstanbul’un neresindensin” şarkısı “Kız
sen kanalın neresindensin?” mi olacak? İstanbul’un yarısı ada haline
geleceğinden “Adalardan bir yar gelir bizlere” gibi şarkılar anlamsız
hale mi gelecek?
“Bekle bizi İstanbul” kanal boyuna mı çevrilecek!
Yol yakınken bu yıkım, soygun ve felaket girişimine, AKP elebaşılarının vurgun projesine dur denilmelidir.
Yorumlar
Yorum Gönder