Yeni DAİŞ halifesi Türk Sultan’a bağlı



Rojava’da tutuklu bulunan Taner Sabri Görenoğlu, DAİŞ’in lideri El Selbi’nin yardımcılarıyla birlikte Türkiye’de bulunduğunu, DAİŞ’in ise yeniden toparlanma sürecinde olduğunu söyledi. Görenoğlu, DAİŞ’in yeni Türkmen lideriyle, bundan sonra Türk devleti ve El Kaide’ye daha yakın olacağını, söz konusu çetelerin yeniden Kürtler ve farklı güçlere karşı kullanılacağını ifade etti.


BERİTAN SARYA / ANF/RİMELAN
Rojava’da tutuklu bulunan DAİŞ çetesi Taner Sabri Görenoğlu, DAİŞ’in yeni halifesi El Selbi’nin yakın adamlarıyla birlikte Türkiye’de olduğunu söyledi.
ANF, 2009 yılında Türkiye’de tanıştığı DAİŞ’li Leys Abuş isimli çete aracılığıyla 2014 yılında DAİŞ’e katılan ve DAİŞ’in yeni halifesi Emir Muhammed Abdul Rahman el Mevla el Selbi’yle (Hacı Abdullah) çalışmaya başlayan Taner Sabri Görenoğlu’nun çarpıcı itiraflarını yayınlamaya devam ediyor.  Ağustos 2017’de El Selbi’den gelen talimatla Türkiye’ye gitmeye çalıştığını belirten Görenoğlu, El Selbi ve 2 yakın adamının kendisinden önce Türkiye’ye geçtiğini belirtti.
ABD’nin düzenlediği operasyonda öldürülen DAİŞ lideri Ebubekir El Bağdadi’nin ölümünün en fazla Türkiye’nin işine yaradığını ifade eden Görenoğlu, “Bağdadi’den sonraki en güçlü isim Hacı Abdullah. Hacı Abdullah da Türkmen. Türkmenlerin hepsi de Türkiye’ye yakın. Bu Türk istihbaratının işine gelen bir durum” dedi.

‘İdlib’den Türkiye’ye gidecekti’
Taner Sabri Görenoğlu DAİŞ’in yeni halifesi Hacı Abdullah’ın adamlarıyla birlikte Türkiye’de olduğunu belirterek devamla şöyle konuştu: “Hacı Abdullah’ın 2017 yılının 2. ayında İdlib’e gittiğini ve oradan da Türkiye’ye gideceklerini biliyorum. O, Murat Qardaş ve Leys Abuş Türkiye’ye gideceklerdi. Bunu kardeşlerden ve Leys Abuş’tan duydum. Leys Abuş ‘Türkiye’ye çıkacağız’ dedi. Ben de ona ‘ben?’ diye sorunca ‘biz sana ne zaman çıkacağını bir notla bildiririz’ dedi.”

‘Hacı için en güvenilir yer Türkiye’
Görenoğlu, “İdlib’de kalmış olamaz mı?” sorusunu ise şu şekilde yanıtladı: “İdlib’de kalacağını sanmıyorum. İdlib savaş bölgesidir. Hacı’nın ayakları sakattır, zorlanır. Yine o güvenliğe çok önem verir. İdlib’de ÖSO ve diğer cihatçı guruplarda Amerika’nın birçok köstebeği var. O nedenle İdlib güvenli sayılmaz. Hacı için en güvenli yer Türkiye’dir. Türkiye’de de gizli hareket eder. Kendini Erdoğan’dan saklamaz ama Amerika’dan saklar.”
Hacı Abdullah ve adamlarının Türkiye’ye geçmek üzere İdlib’e çıkışlarından birkaç ay sonra kendisinin de Leys Abuş’un belirttiği gibi Türkiye’ye çıkma talimatı aldığını kaydeden Taner Sabri Görenoğlu: “Ben Hacı Abdullah’ın talimatı üzerine Türkiye’ye çıkmaya çalıştım. Bana bir not göndermişlerdi. Notta, 8.ayda Türkiye’ye çık yeni görevler var yazıyordu. Ben ve ailem sivillerle beraber Ebu Haşab’dan çıkıp YPG’nin bölgesine geçtik. Minbic’te 6 gün kaldıktan sonra Suriye Demokratik Güçleri (QSD) gelip bizi yakaladı” ifadelerini kullandı.

Hocası Hacı Abdullah
Görenoğlu’na Hacı Abdullah’ın talimatıyla çıkıyor olmasına rağmen DAİŞ kendisine neden güvenli bir kaçakçı ayarlamadığına ilişkin de şunları belirtti: “Zaten görevimi yürütebilmek için 2015’ten beri kendimi sivil olarak gösteriyordum. Benim aslım Arap ve Arapçayı çok iyi biliyorum. Eşim de Suriyeli olunca sivillerle çıkmak daha rahattı. Hacı Abdullah bizi uzun süre yetiştirdi. Bizim iletişim sistemimiz ayrıdır, toplantılara katılmayız, kimseyle görüşmeyiz. Herhangi bir toplantıya Hacı da katılmaz. Hacı Abdullah’ın çevresi hepsi güvenoyu almış adamlardır. Onları birkaç aşamada denemiştir ve güvenmiştir. Adamlarını kimseye göstermez. Hacı Abdullah da piramit sistemi yoktur. O yardımcısıyla, yardımcısı başkasıyla görüşecek gibi bir şey yok. O kendisi direk irtibata giriyor ki üçüncü kişiyi ortadan kaldırıyor. Çünkü üçüncü kişi istihbarat patlağına neden olabilir. Örgüt içinde biz pek fazla öne çıkmayız.”


Yardımcılar da Türkmen
Taner Sabri Görenoğlu, Hacı Abdullah ile Türkiye’ye gittiğini iddia ettiği Leys Abuş ve Murat Qardaş’a ilişkin şu bilgileri verdi: “Leys Abuş Hacı Abdullah’ın sol koludur. Hacı Abdullah onu daha çok askeri işlere yönlendirir. Savaştan anlayan bir kişidir. Hacı O’nu kritik bölgelere yönlendirir ve oranın sorumluluğunu verir. Kendisi de Iraklı Türkmendir ve eskidir. Daha önce Saddam’ın askerliğini yapmış. Sonra Irak İslam Devleti ve sonra DAİŞ saflarındaydı. Türkmenler tarafından da sevilen bir kişidir. Murat Qardaş Hacı Abdullah’ın yakın adamlarından biridir. Aynı zamanda eşi Zübeyde’nin bazı işlerini yapıyor. Onun korumasıdır ve onu gitmesi gereken yerlere götürüp getiriyor. Yakınlık derecelerini bilmiyorum fakat Murat Qardaş Hacı Abdullah’ın akrabası da olabilir.”
Bağdadi’den sonra yeni halifenin Hacı Abdullah olacağını tahmin ettiğini söyleyen DAİŞ çetesi Taner Sabri Görenoğlu, “Hacı Abdullah eskidir ve örgüt içinde sevilen bir kişidir. Örgütte üst düzey yönetici kalmadı. Hepsi vuruldu. Aslında Hacı Abdulnasır (QSD elindeki tutuklu Taha Abdurrahim Abdullah) halifeliğe en yakın isimdi. Fakat oda yayınladığı beyanla örgütte karışıklığa neden oldu. Aşırı radikaldi görevden alındı. Hac Hamid’in ise ideolojik yönü zayıftır. Bu nedenle en güçlü aday ve belki de tek aday Hacı Abdullah’tır” dedi.
Amerika’nın Türk istihbaratından habersiz Bağdadi’ye operasyon yapmasının mümkün olmadığını iddia eden Görenoğlu, “Akıl bile almıyor. Hatta belki Türk istihbaratı Bağdadi’nin bilgilerini vermiştir. Bağdadi Türkiye’ye yakın bir adam değildir. Bağdadi’yi devreden çıkarırsa kim olur? Eğer ki bir operasyon düzenlenecekse Türk istihbaratının günler öncesinden bundan haberi vardır. Amerikalı yetkililer Türkiye’yi temize çıkarmaya çalışmışlar. İdlib’e bir operasyon yapılacak ve helikopter kaldıracaklar peki bu helikopteri kimin için kaldıracaklar bellidir. Ya Nusra Cephesi için ya da DAİŞ için. Türk istihbaratına 15 dakika önce bildirildiyse Türk istihbaratı bunu hemen bildirebilir ve bu 15 dakika içerisinde ev değiştirilebilir. Demek ki isteyerek bilgi vermiyorlar” dedi.

‘Türkiye’nin işine yaradı’
Bağdadi’nin öldürülmesinin en fazla Türkiye’nin işine yarayacağını belirten Görenoğlu, “Eğer ki Bağdadi öldürülürse ondan sonra en güçlü isim kim tabi ki Hacı Abdullah. Hacı Abdullah da Türkmen. Türkmenlerin hepsi Türkiye’ye yakın. Bu Türk istihbaratının işine gelen bir durum. Zaten helikopterin gelişini bildikleri halde Bağdadi’ye bilgi verilmediyse bu Bağdadi öldürülsün de yerine bizim adamımız geçsin, ÖSO’yla beraber bir gücümüz daha olsun diyedir. PKK ve rejime karşı kullanmak istiyor olabilirler. DAİŞ’i esas yöneten Bağdadi değildi.


‘DAİŞ’in esası Türkmenler’
Bağdadi’yi de yöneten O’na akıl veren Iraklı Türkmenlerdi. Örneğin Leys Abuş, Hacı Abdullah, Hacı Abdulnasır’ın DAİŞ’te büyük görevleri var. Yani DAİŞ’in esası Türkmenler. Herkes de biliyor ki ister sivil ister DAİŞ’li olsun Türkmenlerin Erdoğan ve DAİŞ’e karşı büyük bir sempatileri var. Kim bilir Türk istihbaratının ne kadar adamı vardı Türkmenlerin içinde. Hepsi Türkiye aşığıdırlar” ifadelerini kullandı.

‘DAİŞ’i PKK’ye karşı kullanacaklar’

DAİŞ içinde 2017’den itibaren “hariciler” denilen radikal kanatla, “muhalif” denilen El Kaide çizgisine yakın kanat arasında sorunlar olduğunu belirten Taner Sabri Görenoğlu, Hacı Abdullah’ın ve kendisinin “muhalif” denilen kesimden olduğunu söyledi. Görenoğlu, Hacı Abdullah’ın DAİŞ’i Türk devletine daha da yakınlaştıracağını belirterek, “Hacı Abdullah’ın akidesi (konsept, perpektif) ayrıdır, Bağdadi gibi değil. Akidesi Adnani (Taha Subhi Falaha) ve Furkan (Vail Adil Hasan Selman El Fayad) gibi sert değildir. Türkiye’ye ve El Kaide’ye karşı daha yumuşak olacaktır. Türkiye ve El Kaide’ye yanaşacak, anlaşmalar yapacaktır. Bunu da fırsat bilip PKK’ye karşı kullanacaklar. ‘Düşmanımız ortaktır gelin PKK’ye karşı bir şeyler yapalım’ diyecektir. Zaten Ebu Hanzala gibi insanlar da daha önce DAİŞ’e gelmek isteyen insanları, gelin beraber PKK’ye karşı bir cihad başlatalım diye alıkoyuyordu. Türkiye’nin politikası bu, PKK’ye karşı savaştırmak istiyorlar. Türkiye ÖSO’dan sonra DAİŞ’le de kendisine bir yedek ordu daha oluşturmak isteyecektir” şeklinde konuştu.


‘Yeni akide El Kaide’ye yakın olacak’
Taner Sabri Görenoğlu, DAİŞ’in yeni akidesinin bir beyanla yayınlanacağını ve bunun da El Kaide’ye yakın olacağını ifade ederek, “Yeni bir akide (sözleşme) olacağına eminim. Yeni akide ile ilgili bir beyan olacaktır. Çünkü insanlar şu anda örgütün hala Adnani’nin mi, yoksa Hacı Abdullah’ın mı akidesinde merak ediyorlar. Yeni bir akide çıkacak. Bu yeni akide, El Kaide’ye yakın olacaktır. El Kaide ile bir barış anlaşması olacağını düşünüyorum. El Kaide Türkiye’yi Müslüman görüyordu ve Afganistan’da Türk helikopterlerini vurmuyordu” dedi.


DAİŞ Türkiye üzerinden toparlanma sürecinde
Şu anda DAİŞ’in Avrupa’ya karşı bir eylem yapacağını düşünmediğini belirten Görenoğlu, örgütün toparlanma sürecinde olduğuna dikkat çekiyor. Görenoğlu, “Toparlanma alanları Türkiye ve Suriye’de Türkiye’nin denetiminde olan bölgelerdir. Ama ileride yani toparlandıktan sonra farklı eylemler yapabilir. Alaqat Hariciye (Dış operasyon ekibi) şu anda kendini ve hücrelerini tümden örgütleyip gözlem yapma sürecindedir. Sarkozy ile Erdoğan bir değil. Biz ikisini aynı teraziye koyamayız. Erdoğan tabi ki daha iyidir. Bize yaşam alanı sağlıyor. Türkiye’de rahatlıkla yaşıyor, çalışıyor ve toparlanabiliyoruz. Şu anda Türkiye’de 25 bin biatlı DAİŞ elemanı olabilir. Çoğunluğu Suriye ve Irak’tan gidenler. Yurtdışından gelenler var. Hepsi Türkiye’de toplandı. Serbest olan var, yakalanan var. Yakalanıp bırakılanlar var” diye konuştu.

Kendisini gizledi




Taner Sabri Görenoğlu, 2 yıldan fazladır kaldığı cezaevinde diğer DAİŞ’liler ve cezaevi yetkililerinden kendini gizliyor. Görenoğlu, cezaevinde diğer DAİŞ üyelerine kendini birkaç yıldır DAİŞ’ten ayrılmış, ideolojik, akidevi konularda DAİŞ’ten daha sert gösteriyor. Hecin ve Baxoz sürecinde QSD tarafından yakalanan bazı DAİŞ çeteleri Hacı Abdullah’ın İdlib ve Efrîn bölgesine de gidip gelebildiğini iddia etti. DAİŞ içinde hemen herkes El Selbi’yi Hacı Abdullah ya da Abdullah Qardaş isimleriyle tanıyor. Öte yandan adının açıklanmasını istemeyen tutuklu bir DAİŞ çetesi de tıpkı Görenoğlu gibi, DAİŞ’in yeni lideri El Selbi’nin (Hacı Abdullah) 2017 yılında bazı adamlarını Türkiye’ye gönderdiğini belirtti. Bunlardan birinin de DAİŞ’in Heyet el Hicra (Hicret-sınır) ekibinde yer alan Ebu Hasan Hicra kod adlı DAİŞ çetesi olduğunu ve 2017’nin 10 ya da 11 ayında Hacı Abdullah tarafından Türkiye’ye gönderildiğini anlattı.

‘DAİŞ yeniden ortaya çıkabilir’

ABD öncülüğündeki DAİŞ Karşıtı Koalisyon Komutan Yardımcısı Tümgeneral Alex Grynkewich, DAİŞ zayıflamış olsa bile, ABD güçlerinin Irak’tan çıkması durumunda DAİŞ’in yeniden ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. ABD Savunma Bakanlığı’nda (Pentagon) gazetecilerin sorularını yanıtlayan Grynkewich, Irak ve Suriye’de DAİŞ ile mücadelenin devam ettiğini söyledi.  Grynkewich, “DAİŞ üzerindeki baskıyı bir süre kaldırırsak, tekrar ortaya çıkma gücü olur. DAİŞ şu ana kadar büyük bir tehlike yaratıyor” dedi.
WASHINGTON

 

Şengal’deki Soykırımdan sorumlu

 



İngiltere’de yayınlanan Guardian gazetesi, DAİŞ’in yeni lideri Muhammed Abdul Rahman el Mevla el Selbi’nin (Hacı Abdullah), 3 Ağustos 2014’te Şengal’de Êzîdî Kürtlere karşı başlatılan soykırımın sorumlularından biri olduğunu yazdı. Gazete haberinde Irak Tel Aferli bir Türkmen olan Selbi’nin Irak Türkmen Cephesi’nin Türkiye temsilcisi Adil Selvi’nin kardeşi olduğu da belirtti. Haberde şu ifadeler yer aldı: “DAİŞ’in yeni liderinin, örgütün başına geçene kadar kardeşiyle temaslarını sürdürdüğü düşünülüyor.”
İngiliz istihbarat kaynaklarına dayandırılan haberde El Selbi’nin DAİŞ’in kurucuları arasında yer aldığı dile getirildi. Haberde, El Selbi için “Irak’ta Ezidilere yönelik kıyımdan sorumluydu. Örgütün dünya çapındaki eylemlerini de denetliyordu” denildi. Haberde devamla El Selbi ile ilgili şu ifadeler yer alıyor:
“Irak’ta Türkmen nüfusun yaşadığı Tel Afer’de doğan El Salbi, örgütün lider kadrosunda Arap olmayan ender isimlerden. El Selbi, IŞİD’in en etkili ideologlarından birisi olduğu düşünülüyor. Savaşta kullandığı bir diğer takma isimlerin ise ‘Hacı Abdullah’ ve ‘Abdullah Kardeş’ olduğu düşünülüyor. Ancak Iraklı güvenlik kaynakları, ‘Abdullah Kardeş’ takma isimli kişinin iki yıl önce öldürülmüş olan başka bir DAİŞ yöneticisi olduğunu ifade ediyor.”

Yorumlar